Karar yükleniyor
136 kayıt · sayfa 2/7 · en yeni sırada
Aradığınız: 926 geçici m. 32 atfı olan kararlar.
Danıştay
10. Daire · E. 2019/7082 · K. 2023/7214 · 21.11.2023Danıştay
12. Daire · E. 2020/980 · K. 2023/5317 · 26.10.2023Kamu Denetçiliği Kurumu · Ret kararı
Mahkeme kararının yerine getirilmesi hakkındadır.Adalet, milli savunma ve güvenlik / Adalet hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin faaliyetler.
Kamu Denetçiliği Kurumu · Tavsiye kararı
Başvuranın 5434 sayılı Kanunun Ek 81 nci maddesi kapsamında yapılan ilave ödemeden faydalanma talebi hakkındadırÇalışma ve sosyal güvenlik / Emekli sandığı.
Danıştay
12. Daire · E. 2021/1465 · K. 2023/2978 · 30.05.2023Danıştay
12. Daire · E. 2021/7691 · K. 2023/2923 · 29.05.2023Resmî Gazetetaranmış belge: Metin taranmış belgeden otomatik okundu; harf ve rakam hataları olabilir.
Anayasa Mahkemesinin 9/11/2022 Tarihli ve E: 2018/164, K: 2022/134 Sayılı KararıResmî Gazetetaranmış belge: Metin taranmış belgeden otomatik okundu; harf ve rakam hataları olabilir.
Anayasa Mahkemesinin 30/11/2022 Tarihli ve E: 2018/83, K: 2022/144 Sayılı KararıResmî Gazetetaranmış belge: Metin taranmış belgeden otomatik okundu; harf ve rakam hataları olabilir.
Anayasa Mahkemesinin 30/6/2022 Tarihli ve E: 2018/137, K: 2022/86 Sayılı KararıAnayasa Mahkemesi · Norm denetimi
E. 2018/83 K. 2022/144İPTAL DAVASININ KONUSU: 7/2/2018 tarihli ve 7089 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ’un; A. 1. maddesinin ve ekli (1) sayılı listenin, B. 3. maddesinin ve ekli (3) sayılı listenin, C. 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ve ekli (5) sayılı listenin, Ç. 6. maddesinin ve ekli (7) sayılı listenin, Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 8., 9., 13., 15., 17., 20., 23., 35., 36., 38., 42., 48., 49., 70., mülga 91., mülga 121., 125., 128., 129. ve 130. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi
E. 2018/164 K. 2022/134İPTAL DAVASININ KONUSU: 31/10/2018 tarihli ve 7150 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un; A. 1. maddesinin ve ekli (1) sayılı listenin, B. 3. maddesinin ve ekli (4) sayılı listenin, C. 4. maddesinin ve ekli (5) sayılı listenin, Ç. 5. maddesinin ve ekli (6) sayılı listenin, D. 6. maddesinin ve ekli (7) sayılı listenin, E. 7. maddesinin ve ekli (8) sayılı listenin, yok hükmünde olduklarına, yok hükmünde olduklarının kabul edilmemesi hâlinde Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 8., 9., 13., 15., 17., 20., 23., 26., 28., 29., 30., 33., 35., 36., 38., 42., 48., 49., 70., mülga 91., mülga 121., 125., 128., 129. ve 130. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
Anayasa Mahkemesi · Bireysel başvuru
Ömer Fuat ÖzçelebiBaşvuru, Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenlere tanınan yeni bir başvuru yolu kapsamında yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davada uyuşmazlığın çözümünde etkili iddiaların karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Kamu Denetçiliği Kurumu · Ret kararı
5434 sayılı Kanunun ek 81 inci maddesine göre her ay ödenen 100 TL ek ödemenin 679 sayılı KHK uyarınca kamu görevinden ihraç edilen kişiye ödenmediği hakkındadır.Çalışma ve sosyal güvenlik / Emekli sandığı.
Resmî Gazete
7417 Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair KanunAnayasa Mahkemesi · Norm denetimi
E. 2018/137 K. 2022/86İtiraz konusu: kural, kişilerin belli yerlerde ve saatlerde toplanmalarıyla ilgili bir sınırlama getirdiğinden Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkıyla da bağlantılıdır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, bireylerin düşünce açıklamalarında bulunmak amacıyla açık veya kapalı mekânlarda, kamu otoriteleri ile üçüncü kişilerin müdahalesi olmaksızın, geçici olarak bir araya gelebilme özgürlüğünü sağlamaktadır. 6. Kural, valilerin kamu düzeni ya da güvenliğini bozabileceği şüphesi bulunan kişiler yönünden 15 günü geçmemek üzere ildeki belirli yerlere giriş ve çıkışlara kısıtlama getirmek, kişilerin belli yerlerde veya saatlerde dolaşmaları, toplanmaları ve araçların seyirlerinin düzenlenmesi ve kısıtlanmasına karar vermelerine olanak tanımaktadır. Valilere tanınan bu yetkiyle seyahat hürriyeti ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını getirilen sınırlandırmanın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesine uygun olması gerekmektedir. 7. Kuralda öngörülen tedbirler, kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulması ya da bozulacağına ilişkin ciddi belirtilerin bulunması şartlarına bağlanmış ve tedbirlerin kapsamı da ildeki belli yerlere giriş ve çıkışının engellenmesi açısından kamu düzeni ya da kamu güvenliğini bozabileceği şüphesi bulunan kişilerle sınırlandırılmıştır. 8. Anayasa’nın 23. maddesine göre, seyahat hürriyeti suç soruşturması ve kovuşturması ile suç işlenmesinin önlenmesi nedenleriyle sınırlandırılabilir. Anayasa’nın 34. maddesi kapsamında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı da millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla sınırlanabilir. Kuralla getirilen sınırlamanın ilgili Anayasa maddelerinde belirtilen milli güvenlik, kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi meşru amaçlarını taşıdığı söylenebilir. 9. Seyahat özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca ölçülü olması gerekir. Ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mahmut Üçüncü, B. No. 2014/1017, 13/07/2016, § 70). 10. Kural, milli güvenlik, kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarına ulaşma bakımından elverişli ve gerekli tedbirleri bünyesinde barındırmaktadır. Orantılılık açısından ise kişilerin seyahat hürriyeti ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının sınırlandırılmasıyla varılmak istenen meşru amaç ile kişilerin anayasal hakları arasında adil bir dengenin sağlanması gerekmektedir. Amacın meşru olması ve bu amacı gerçekleştirmek için kullanılacak araçların elverişli ve gerekli nitelikleri taşıması temel haklara yapılan müdahalenin ve getirilen sınırlamanın orantısızlığına neden olmamalıdır. 11. Seyahat hürriyeti ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına milli güvenlik, kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla getirilen sınırlamanın adı geçen haklara en az müdahaleye imkân veren ölçülü bir sınırlama içermesi beklenir.. Bu da ancak arzulanan meşru amacı gerçekleştirmeye elverişli en hafif müdahale yöntemlerinin uygulanmasıyla sağlanabilir. Aksi takdirde, kişiler anayasal haklarını kullanırken aşırı külfet ve maliyetle karşı karşıya gelebilirler. Böyle bir durumda hukuk devletinin gerektirdiği meşru amaç ve araç arasında makul ve uygun bir dengenin kurulması son derece güçleşir, hatta imkansızlaşır. 12. Demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların, bu sınırlamayla ulaşılmak istenen amacın gerektirdiğinin ötesine geçmesi temel hak ve özgürlüklerin kullanımını güçleştirerek anayasal demokratik düzenin sadece kâğıt üzerinde kalan bir söz öbeğine dönüşmesine yol açabilir. Sınırlama getiren düzenlemelerin kapsamı idarenin keyfi uygulamalarının önünü açacak özellik taşımamalıdır. 13. Dava konusu düzenlemeyle, kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozacak ya da bozulacağına ilişkin ciddi belirtileri doğuracak durumlar ile kamu düzeni ya da kamu güvenliğini bozma şüphesi bulunan kişilerin tespiti valinin öznel değerlendirmelerine bırakılmıştır. Dolayısıyla, kuralla getirilen tedbirler valiye seyahat hürriyeti ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına keyfi uygulamaların önünü açabilecek ölçüde geniş yetkiler vermektedir. 14. Kural, tedbir kararının bir defada en çok 15 günü geçmemek üzere uygulanabileceğini hükme bağlamaktadır. Bu süre, tek başına nispeten uzun bir zaman dilimini içerdiği gibi kuralın birden fazla tedbir kararı verilmesine engel olmadığını da düşünürsek, sürenin daha da uzatılması mümkündür. 15. Ek olarak tedbir kararlarına aykırı davrananlar hakkında 5442 sayılı Kanun’un 66. maddesi uyarınca farklı yaptırımlar gündeme gelebilecektir. Bu bakımdan tedbirlerin niteliği, süresi, bunlara karşı öngörülen yaptırımlar nedeniyle söz konusu temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamalara karşı acil müdahale yapılmasının zorunluluğu dikkate alındığında idari yargı denetiminin olası keyfi uygulamalara karşı etkili ve ivedi denetim mekanizması sunduğunu söylemek de mümkün görünmemektedir. 16. Kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu ya da bozulacağına ilişkin ciddi belirtilerin bulunduğu hâllerde valilere on beş günü geçmemek şartıyla kamu düzeni ya da kamu güvenliğini bozabileceği şüphesi bulunan kişiler yönünden ildeki belirli yerlere giriş ve çıkışlara sınırlama getirme, belli yerlerde ve saatlerde kişilerin dolaşmaları ve araçların seyirlerini düzenleme ve kısıtlanma yetkisi tanıyan kural milli güvenlik, kamu düzeni ve suç işlemesinin önlenmesi amacına ulaşmada seyahat hürriyeti ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirmektedir. 17. Belirtilen nedenlerle kuralın, Anayasa’nın 13., 23. ve 34. maddelerine aykırı olduğu sonucuna ulaştığımdan iptal edilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum. B) Kanun’un 13. Maddesiyle 3713 sayılı Kanun’a Eklenen Geçici 19. Madde ile Maddede Değişiklik Yapan 7333 Sayılı Kanun’un 11. Maddesinin İncelenmesi 18. Dava konusu kurallar devletin güvenliğine, anayasal düzene ve işleyişine, milli savunmaya, devlet sırlarına karşı işlenen suçlar ile casusluk suçu, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar veya örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından gözaltı sürelerini düzenlemektedir. Bu kapsamda 5271 sayılı Kanun’un 91. maddesinin (1) ve (3) numaralı bentlerinde düzenlenen gözaltı sürelerinin uzatılması ve hâkim kararıyla ek gözaltı süresi verilmesi imkânı getirilmektedir. Buna göre, belli suçlar yönünden yürütülen ceza soruşturmasında Cumhuriyet savcısına kırk sekiz saat, toplu olarak işlenen suçlarda ise dört gün süreyle gözaltı tedbiri uygulaması, yine belirtilen sürelerle ilgili hâkime iki defayı aşmamak üzere gözaltı süresini uzatma yetkisi tanınarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına bir sınırlama getirilmektedir. 19. Anayasa'nın 19. maddesinin beşinci fıkrası, bir kişinin hâkim kararı olmaksızın gözaltında kalabileceği azami süreyi düzenlemiş, öngörülen süreler geçmeden kişinin hâkim önüne çıkarılmasını zorunlu kılmıştır. Buna göre, yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırk sekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. 20. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına yapılan sınırlama 19. maddede belirtilen nedenlere bağlı olarak kanunla ve demokratik bir toplumda gerekli olduğu ölçüde sınırlanabilir. Ancak getirilen bu sınırlamalar Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. 21. Anayasa'da kişinin hâkim huzuruna çıkarılması için öngörülen süreler azami kesin süreler olup uzatılması mümkün değildir. Azami gözaltı süresinin önceden belirlenmiş olması nedeniyle gözaltı işlemini yapan makamlar, izin verilen sürenin aşılmaması için gerekli bütün tedbirleri almakla yükümlüdürler. Bu azami sürelerin aşılması halinde kişi hürriyeti ve güvenliği ihlal edilmiş olacaktır (Emre Soncan, B. No: 2016/73490, 11/3/2020, § 60). 22. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının sınırlandırılabilmesi için temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması rejimini belirleyen Anayasa’nın 13. maddesine de uyulması gerekmektedir. 23. Anayasa’nın 19. maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen gözaltı süreleri azami sürelerdir. Gözaltı tedbirinin amacını aşacak şekilde uygulanması kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ölçüsüz bir şekilde sınırlandırılmasına neden olabilir. Dava konusu kural da Anayasa’nın 19. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan gözaltı sürelerinin uzatılmasına ve hâkim kararıyla ek gözaltı süresi alınmasına imkân tanıyarak Anayasa’da yer verilen maksimum sürelerin aşılmasına olanak tanımaktadır. Bu şekilde gözaltı tedbirinin bir tür tutuklamaya dönüşmesinin önü açılabilir. 24. Belirtilen nedenlerle kuralın Anayasa’nın 13. ve 19. maddesinin beşinci fıkrasına aykırı düştüğü kanaatiyle çoğunluk kararına katılmadım. C) 26. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. Maddesinin Birinci Paragrafının Birinci Cümlesinde Yer Alan “…üyeliği, mensubiyeti veya…” İbaresi Dışında Kalan Kısmı ve Dördüncü Cümlesi ile Fıkrada 7333 sayılı Kanun’un 23. Maddesiyle Değişiklik Yapan “…dört yıl…” İbaresi 25. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 35. maddesinin (A) fıkrasında, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerle ilgili yetkili kurul ve komisyonlarca uygulanacak meslekten çıkarma ve diğer tedbirler hüküm altına alınmıştır. 26. Anayasa Mahkemesi verdiği kararlarda; özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkının, kişinin çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını içerdiğini, kişilerin mesleki hayatları ile özel hayatları arasında sıkı bir ilişki bulunduğunu, kişinin mesleği ile ilgili tasarrufların özel hayata saygı gösterilmesini isteme hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015, § 37; Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 62). Kişilerin meslekten çıkarılmaları onların iş ve sosyal hayatında üçüncü kişilerle kuracağı ilişkiler ve itibarları üzerinde ciddi etkiler oluşturabilir. 27. Dava konusu kurallar maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle geçerli olmak üzere terör örgütlerine veya MGK’ca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu ilgili Kurul ve Komisyonca değerlendirilen kişilerin meslekten (kamu görevinden) çıkarılmasını düzenlemektedir. 28. Ölçülülük ilkesi uyarınca sınırlama amacını gerçekleştirebilecek daha hafif bir sınırlama aracı bulunmaktayken daha ağır bir sınırlama aracının seçilmesi mümkün değildir. Kişilerin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına daha hafif bir sınırlama aracı ve yöntemiyle müdahalede bulunularak, sınırlama amacı olan kamu düzeni ve güvenliğini sağlamak mümkünken bundan daha ağır bir aracın kullanılması, ölçülülük ilkesine uygun düşmez (AYM, E.2014/36, K.2015/51, 27/5/2015). 29. Kanun koyucunun kamu güvenliği aleyhine faaliyetlerde bulunan örgüt veya benzeri yapılarla bağlantıları nedeniyle Anayasa’dan kaynaklanan sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan kamu görevlileri hakkında meslekten (kamu görevinde) çıkarma veya benzer işlemler tesis etmesi buna yönelik şartları ve usulleri belirlemesinde geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. 30. Dava konusu kurallar bakımından meslekten çıkarma tedbirinin uygulanması için irtibak ve iltisak boyutunda fiiller ve idarenin takdiri şartları aranmaktadır. Kanun koyucu meslekten (kamu görevinden) çıkarma tedbirinin uygulanmasında milli güvenliğe aykırı faaliyette bulunan yapı ve oluşumlarla irtibatlı ve iltisaklı olmayı temel ölçüt olarak tespit etmiştir. Meslekten çıkarmaya esas alınan fiillerin irtibat ve iltisak kapsamında kalıp kalmadığının tespiti yetkili kurul ve komisyonların değerlendirilmelerine bırakılmıştır. 31. Olağanüstü Hal döneminde (OHAL) uzun yıllar devlet içinde gizlilik prensibi ile yapılanmış olan FETÖ/PDY veya milli güvenlik aleyhine faaliyette bulunan diğer terör örgütü, yapı ve oluşumlarla bağlantılı kişilerin tespit edilerek kamu görevlerinden uzaklaştırılması için kanun koyucunun olağan dönemden farklı yöntemler benimsemesi söz konusu olabilir. Ancak bu konudaki mücadele yönteminin anayasal ilkeler gözetilerek hukuki öngörülebilirlik ve belirlilik sınırları içinde uygulanması gerektiği de açıktır. 32. Olağan dönemde isnat edilen fillerin sübuta ermesi şartıyla kamu görevlileriyle ilgili disiplin hukuku kapsamında farklı mevzuatlarda kamu görevinden çıkarma işleminin usul ve şartları düzenlenmiştir. Bu dönem koşulları altında, FETÖ/PDY veya milli güvenlik aleyhine faaliyette bulunan diğer terör örgütü, yapı ve oluşumlarla bağlantılı kişilerin belirlenmesinde ilgili mevzuatlarda yer alan disiplin hukuku hükümleri çerçevesinde hareket edilmesi gerekmektedir. Ulaşılmak istenen meşru amacı gerçekleştirmede disiplin hukuku elverişli ve gerekli araçlara sahiptir. 33. Belirtilen nedenlerle dava konusu kuralların Anayasa’nın 13. Ve 20. maddesini ihlal ettiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmadım. 34. Dava konusu kurallarla aynı nitelikte olan diğer kurallar bakımından da bu bölümde belirtilen gerekçeler geçerli olduğundan ayrı bir değerlendirme yapılmayacaktır. Üye Engin YILDIRIM Karşı Oy 25/07/2018 tarih ve 7145 sayılı Kanunun; 2. maddesiyle 211 sayılı Kanuna eklenen 56/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde askeri birlik komutanının veya askeri kurum amirinin ya da hukuk hizmetleri başkanı veya birim amirinin yazılı emri…” hükmü ile aynı mahiyette düzenlemelere yer verilen Kanunun 5. maddesiyle 6292 sayılı Kanuna eklenen ek 7. maddenin birinci fıkrası ve Kanunun 6. maddesiyle 2803 sayılı Kanuna eklenen 15/A maddesinin denetlenmesinde: 1. İnceleme konusu yapılan kanun hükümlerinde önleme araması yapılması gereken durumlarda sulh ceza hakiminden karar alınamaması ve gecikmesinde sakınca bulunan bir halin ortaya çıkması durumunda kanunda sayılan komutan, amir ya da hukuk hizmetleri başkanına yazılı emir vermek suretiyle önleme araması yapılması noktasında yetki verilmektedir. 2. Kanun hükmünün devamında gerekli işlemlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre yapılacağına da işaret edilmektedir. 3. Özel hayatın gizliliğini düzenleyen Anayasa’nın 20. maddesinde gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hâkim kararı olmadan yapılacak aramaya ilişkin düzenlemeye yer verilmektedir. Burada öncelikli koşullar ilk olarak kanunen kendisine yetki verilmiş bir merci bulunması, ikinci olarak da bu merciin emrini yazılı olarak vermesi şeklinde düzenlenmiştir. 4. Anayasanın 20. maddesinin devamında yetkili merci tarafından alınan kararın yirmidört saat içerisinde görevli hakimin onayına sunulacağı ve hakimin kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içerisinde açıklayacağı aksi halde el koymanın kendiliğinden kalkacağı hüküm altına alınmaktadır. 5. Çoğunluk Anayasa’nın bu hükmünü yetkili mercii tarafından alınan arama kararlarının tümünün (el koyma işlemi olsun veya olmasın) yirmidört saat içerisinde hâkim onayına sunulması gerektiği şeklinde yorumlamakta ve inceleme konusu kurallarda bu hususun eksik olduğundan bahisle iptal sonucuna ulaşmaktadır. 6. Halbuki Anayasa’nın 20. maddesinde hâkimin kararını el koyma faaliyetinden itibaren kırksekiz saat içerisinde açıklayacağı, bu süre zarfında karar verilmemesi durumunda el koymanın kendiliğinden kalkacağı belirtilmektedir. 7. Anayasa’nın bu hükmünden hareketle yetkili mercilerin almış oldukları kararlardan el koymanın hâkim onayına sunulması gerektiği, el koymanın gerçekleşmediği arama kararının yetkili hâkim onayına sunulmasına gerek bulunmadığını değerlendirmekteyiz. Zira anayasa koyucu münhasıran arama kararlarının da hâkim onayına sunulmasını murat etmiş olsaydı sürenin başlangıcı noktasında hakkında karar verilen faaliyetlerin bitiminden itibaren onay sürecini başlatabilird
Kamu Denetçiliği Kurumu · Kısmen tavsiye kısmen ret kararı
Başvuranın, hususi damgalı pasaport alabilmesi için gerekli kadro derecesinin verilmesi talebi hakkındadırAdalet, milli savunma ve güvenlik / Türk Silahlı Kuvvetlerinin kamu personel rejimine ilişkin konular ve sırf askerî nitelikte olmayan faaliyetleri.
Kamu Denetçiliği Kurumu · Kısmen tavsiye kısmen ret kararı
Başvuranın, tarafına hususi damgalı pasaport verilmesi için gerekli kadro dereceli yazının verilmesi talebi hakkındadırAdalet, milli savunma ve güvenlik / Milli savunma hizmetleri ve askerlerle ilgili uygulamalar.
Kamu Denetçiliği Kurumu · Tavsiye kararı
Ek ödeme olarak kesilen tutarın düzeltilmesi talebi Hakkındadır.Çalışma ve sosyal güvenlik / Çalışma ve sosyal güvenliğe ilişkin diğer konular.
Anayasa Mahkemesi · Bireysel başvuru
Orhan Tekkaya (2)Başvuru, Yüksek Askerî Şûra kararı ile görevden alınan Türk Silahlı Kuvvetleri personeline sağlanan haklardan yararlandırılmama işlemine karşı açılan davada benzer durumda olan personelden farklı uygulama yapılması, gereği gibi savunma yapma imkânı sunulmaması, haksız olarak suç isnat edilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının, eşitlik ilkesinin ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Kamu Denetçiliği Kurumu · Kısmen tavsiye kısmen ret kararı
Başvuranın tarafına yapılan TSK'dan ayırma işleminin iptali hakkındadır.Kamu personel rejimi / Disiplin Cezaları ve Memuriyetin Sona Ermesi
Karar bu panelde açılır; liste yerinde kalır.
Karar bu panelde açılır; liste yerinde kalır.
Karar yükleniyor
Bağlantınızı kontrol edip yeniden deneyin ya da kararı tam sayfada açın.