SonuçRet (esas inceleme) 38 · İptal (esas inceleme) 22 · Ret (ilk inceleme) ve diğer 17

Anayasa Mahkemesi

80 karar · sayfa 1/4 · en yeni sırada

  1. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2002/39 K. 2004/125

    Esas - Ret29.12.2004

    İTİRAZIN KONUSU: 6.6.1985 günlü, 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun 2. maddesinin, Anayasa'nın 2., 7., 73., 123. ve 126. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

  2. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2004/61 K. 2004/123

    Esas - Ret08.12.2004

    İPTAL DAVASININ KONUSU : 2.3.1984 günlü, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu'nun 5162 sayılı Yasa ile değiştirilen 4. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'nın 2., 11., 90. ve 127. maddelerine aykırılığı savıyla iptal ve yürürlüğün durdurulması istemidir.

  3. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2004/84 K. 2004/124

    Esas - İptal08.12.2004

    İPTAL DAVASININ KONUSU : 14.7.2004 günlü, 5225 sayılı Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu'nun, A- 11. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...Bakanlık denetim elemanlarının görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları...” ibaresinin, B- 12. maddesinin birinci fıkrasının; 1- İlk tümcesinde yer alan “... ve bu Kanunun uygulanmasına ilişkin düzenleyici işlemlere...” ibaresinin, 2. (a) bendinin, 3- (b) bendinin (1) numaralı alt bendinin “Uyarma cezasına rağmen, gerekli düzeltmenin yapılmaması veya ilk cezanın tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde yeni uyarma cezasını gerektiren fiil veya fiillerin tespiti ile...” bölümünün, 4. (c) bendinin, Anayasa'nın 2., 11., 38., 40. ve 128. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.

  4. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2004/112 K. 2004/122

    İlk - Ret vd.08.12.2004

    İTİRAZIN KONUSU : 10.2.1954 günlü, 6245 sayılı Harcırah Kanunu'nun 10. maddesinin (1) numaralı bendinin başına 31.7.2003 günlü, 4969 sayılı Yasa ile eklenen " Kendi yazılı talepleri üzerine gönderilenler hariç olmak üzere " ibaresinin, Anayasa'nın 2., 5. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

  5. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2004/110 K. 2004/121

    İlk - Ret vd.08.12.2004

  6. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2001/216 K. 2004/120

    Esas - İptal02.12.2004

    İTİRAZIN KONUSU : 18.6.1927 günlü, 1086 sayılı “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu”nun, 2494 sayılı Yasa ile değiştirilen 195. maddesinin ikinci fıkrası ile, 432. maddesinin 3156 sayılı Yasa ile değiştirilen birinci fıkrasının ikinci tümcesinin Anayasa'nın 10. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

  7. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2004/105 K. 2004/118

    İlk - Ret vd.01.12.2004

    İTİRAZIN KONUSU : 18.5.1994 günlü, 527 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri ile İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin 31. maddesinin, Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 2., 6. ve 91. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

  8. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2004/106 K. 2004/119

    İlk - Ret vd.01.12.2004

    itiraz konusu: kuralın hangi nedenlerle Anayasa'nın belirtilen maddelerine aykırı olduğunun açık biçimde ortaya konmadığı saptanmıştır. Başvuru kararındaki gerekçe eksikliğinin giderilmesi için İŞİN İKİNCİ KEZ GERİ ÇEVRİLMESİNE, 1.12.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verild

  9. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2004/104 K. 2004/117

    İlk - Ret vd.01.12.2004

    İTİRAZIN KONUSU : 4.4.1929 günlü, 1412 sayılı “Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu”nun 390. maddesinin; birinci fıkrasında yer alan “...ile hafif hapis cezasına hükmedilmişse...” ibaresi ile üçüncü fıkrasının birinci tümcesinin, Anayasa'nın 2., 13. ve 36. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir. l- OLAY Basit nitelikte müessir fiil suçundan açılan kamu davasında, işi ceza kararnamesi ile sonuçlandıran Sulh Ceza Mahkemesi kararına itirazın incelenmesi sırasında itiraz konusu kuralları Anayasa'ya aykırı bulan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

  10. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2004/86 K. 2004/110

    Esas - Ret29.09.2004

    İTİRAZIN KONUSU : 31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2896 sayılı Yasa ile değiştirilen 91. maddesinin birinci fıkrasının ikinci tümcesi ile üçüncü ve onuncu fıkralarının, Anayasa'nın 10. ve 13. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

  11. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2002/100 K. 2004/109

    Esas - İptal21.09.2004

    itiraz konusu: kural, ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesi yönünden incelenmiştir. Anayasa'nın “suç ve cezalara ilişkin esaslar”ı düzenleyen 38. maddesinin yedinci fıkrasında “Ceza sorumluluğu şahsidir” denilmiştir. Bu ilkeye göre, asli ve fer'i faillerden başka kişilerin bir suç sebebiyle cezalandırılmaları mümkün değildir. Oysa, iptali istenilen kuralla, programın yayınından sorumlu olanların onayı ile yayın ilkelerine aykırı olarak hazırlanan ve sunulan bir program nedeniyle uyarılan veya aynı yayın kuşağında açık şekilde özür dilemesi istenilen bir radyo ve televizyon kuruluşunun istenilen hususları yerine getirmemesi nedeniyle programın yapımcısı ve varsa sunucusunun hiç bir ad altında başka bir program yapamayacağı öngörülmüştür. Bunun ise cezaların kişiselliği ilkesiyle bağdaşmadığı açıktır. Açıklanan nedenlerle, başkasının sorumluluğu altında gerçekleştirilen eylem nedeniyle kişilere yaptırım öngören dava konusu kural, Anayasa'nın 38. maddesine aykırıdır. İptali gerekir. Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptal edilen kuralın Anayasa'nın 2., 5., 13., 26., 28. ve 30. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir. b) Fıkranın Kalan Bölümünün İncelenmesi İptali istenilen kuralda, Radyo Televizyon Üst Kurulunun, öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen, izin şartlarını ihlâl eden, yayın ilkelerine ve 3984 sayılı Kanun'da belirtilen diğer esaslara aykırı yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarını uyaracağı veya aynı yayın kuşağında açık şekilde özür dilemesini isteyeceği, bu talebe uyulmaması veya aykırılığın tekrarı halinde, ihlale konu olan programın yayınının bir ilâ oniki kez arasında durdurulacağı, yayını durdurulan programların yerine, aynı yayın kuşağında ve reklamsız olarak, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına Üst Kurulca hazırlattırılacak eğitim, kültür, trafik, kadın ve çocuk hakları, gençlerin fiziksel ve ahlakî gelişimi, uyuşturucu ve zararlı alışkanlıklarla mücadele, Türk dilinin güzel kullanımı ve çevre eğitimi konularında programlar yayınlanacağı belirtilmiştir. Anayasa'nın 7. maddesinde yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu belirtilmiştir. Yasa koyucu, ceza hukuku alanında toplumsal gereksinmelerin zorunlu kıldığı yasal düzenlemeleri yaparken, Anayasa'nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımların türü ile nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici neden olarak kabul edileceği ya da hangi eylemlerin idari yaptırıma bağlanacağı konularında takdir yetkisine sahiptir. Öğretide de kabul edildiği gibi, idarenin bir yargı kararına gerek olmaksızın yasaların açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak idare hukukuna özgü yöntemlerle, doğrudan doğruya uyguladığı yaptırımlara “idari yaptırım” denilmektedir. Üst Kurulun, öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen, izin şartlarını ihlâl eden, yayın ilkelerine ve kanunda belirtilen diğer esaslara aykırı yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarını uyarması veya aynı yayın kuşağında açık şekilde özür dilemesinin istenmesi, bu talebe uyulmaması veya aykırılığın tekrarı halinde ihlâle konu olan programın yayınının bir ilâ oniki kez arasında durdurulması, bunların yerine belirtilen konularda programların yayınlattırılmasının da idari yaptırım olduğu ve idare tarafından uygulanabileceği kuşkusuzdur. Öte yandan, yükümlülüklerini yerine getirmeyen, yayın ilkelerine ve mevzuata aykırı yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarının uyarılması veya aynı yayın kuşağından özür dilemesinin istenmesine karşın buna uyulmaması veya aykırılığın tekrarı halinde ihlâle konu programın yayının bir ila oniki kez arasında durdurulmasına ilişkin yaptırımın, söz konusu kuruluşların aykırı davranışlarında direnmeleri sonucu uygulanacağı gözetildiğinde, devletin cezalandırma yetkisi bakımından suç ve ceza arasında adil bir dengenin bulunması gereğini esas alan hukuk devleti ilkesine de aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle fıkranın kalan kısmına ilişkin iptal isteminin reddi gerekir. Kuralın Anayasa'nın 5., 13., 26., 28., 29. ve 30. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir. 17- Kanun'un 16. Maddesiyle Değiştirilen 3984 Sayılı Kanun'un 33. Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi Dava dilekçesinde, ikinci fıkrayla getirilen idari para cezası tutarlarının çok yüksek olmasının demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkesi ile bağdaşmadığı, bu durumun haber alma özgürlüğü ve basın özgürlüğü yönünden ağır sonuçlara yol açacağı belirtilerek kuralın Anayasa'nın 13., 26. ve 28. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür. Maddenin ikinci fıkrasında, birinci fıkrada belirtilen aykırılığın tekrarı halinde; Ulusal düzeyde yayın yapan kuruluşlara, ihlâlin ağırlığına göre, yüzyirmibeş milyar liradan az olmamak kaydıyla ikiyüzelli milyar liraya kadar; yerel bölgesel ve kablo ortamından yayın yapan kuruluşlara, kapsadığı yayın alanı itibariyle bir milyondan fazla nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara, ihlâlin ağırlığına göre altmış milyar liradan az olmamak kaydıyla yüz milyar liraya kadar; kapsadığı yayın alanı itibariyle, beşyüzbin ilâ bir milyon arasında nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara ihlâlin ağırlığına göre otuz milyar liradan az olmamak kaydıyla altmış milyar liraya kadar; kapsadığı yayın alanı itibariyle ikiyüzellibin ilâ beşyüzbin arasında nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara, ihlâlin ağırlığına göre yirmi milyar liradan az olmamak kaydıyla kırk milyar liraya kadar; kapsadığı yayın alanı itibariyle ikiyüzellibinden az nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara, ihlalin ağırlığına göre beş milyar liradan az olmamak kaydıyla on milyar liraya kadar; radyo yayınları için yukarıdaki miktarların yarısı kadar idari para cezası uygulanacağı belirtilmiştir. 2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi, yasaların Anayasa'ya aykırılığı konusunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmak zorunda değildir. Taleple bağlı kalmak koşuluyla, başka gerekçe ile de karar verebilir. Bu nedenle dava konusu kuralın ilgisi nedeniyle Anayasa'nın 2. maddesi yönünden incelemesi gerekmiştir. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen “hukuk devleti” insan haklarına saygılı, bu hakları koruyan, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeni kuran ve bu düzeni sürdürmekle kendini yükümlü sayan, bütün davranışlarında Anayasa'ya ve hukuk kurallarına uyan, işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir. Yasakoyucu, ceza hukuku alanında toplumsal gereksinmelerin zorunlu kıldığı yasal düzenlemeleri yaparken, Anayasa'nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımların türü ile nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici neden olarak kabul edileceği konularında takdir yetkisine sahiptir. Ancak hukuk devletinde adaletli bir hukuk düzeninin kurulup, sürdürülebilmesi için yasa koyucuya tanınan bu yetkiler kullanılırken suçla ceza arasında makul, kabul edilebilir, adil bir dengenin gözetilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Madde'nin birinci fıkrasında, Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun, öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen, izin şartlarını ihlâl eden, yayın ilkelerine ve yasada belirtilen diğer esaslara aykırı yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarını önce uyaracağı veya aynı yayın kuşağında açık şekilde özür dilemesini isteyeceği, bu talebe uyulmaması ve aykırılığın tekrarı halinde ihlâle konu olan programın yayınının bir ilâ oniki kez arasında durdurulacağı belirtilmiş, dava konusu ikinci fıkrada ise, bu tutumlarını ısrarlı bir şekilde sürdüren yayın kuruluşları için yüksek miktarda idari para cezaları getirilmiştir. İkinci fıkra ile öngörülen cezaların, yasayla belirlenen ve ağır bir hukuk ihlâli oluşturduğu tartışmasız bulunan aykırılıkların gerçekleşmesi durumunda uygulanacak olması nedeniyle suçla ceza arasında bulunması gerekli adil dengenin korunmadığı ileri sürülemez. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. Kuralın Anayasa'nın 13., 26. ve 28. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir. Haşim KILIÇ, “Fıkranın (b) ve (c) bentlerinin”, A. Necmi ÖZLER, “Fıkranın tamamının” iptali gerektiği düşüncesiyle bu görüşe katılmamışlardır. 18- Kanun'un 16. Maddesiyle Değiştirilen 3984 Sayılı Kanun'un 33. Maddesinin Beşinci Fıkrasında Yer Alan “... uyarı yapılmaz ve yayın kuruluşunun yayını bir ay durdurulur. İhlâlin tekrarı halinde yayın süresiz olarak durdurulur ve yayın lisans izni iptal edilir” bölümünün incelenmesi Dava dilekçesinde, yeterli açıklıkta düzenlenmeyen, öngörülebilirlik unsuru taşımayan ve siyasi ortama göre her yöne çekilebilecek ilkelere aykırılık ileri sürülerek bir yayın kuruluşunun uyarı yapılmaksızın önce bir ay, sonra süresiz olarak yayınını durdurma ve yayın iznini iptal etmenin idari nitelikteki bir kurula basın ve haber alma özgürlüğünü kısıtlayıcı yetki vermek ve yargı alanına giren konularda idareyi yetkilendirmek olduğu, böyle bir düzenlemenin keyfiliğe yol açacağı, eylemle önlem arasında bulunması gereken adil dengenin bozulduğu, yayın lisans izninin iptal edilmesinin basın ve haber alma özgürlüğünün kısıtlanması anlamına geldiği belirtilerek, kuralın Anayasa'nın 2., 5., 10., 13., 15., 26., 28., 29., 30. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür. Madde'nin beşinci fıkrasında, 3984 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (a), (b), (c) bentlerinde sayılan, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılması, toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlara imkân verilmesi, yayıncılığın gerek yayın organı gerekse hisse sahipleri ve üçüncü derece dahil olmak üzere üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî hısımları veya bir başka gerçek veya tüzelkişinin haksız çıkarları doğrultusunda kullanılması ilkelerine aykırı yayın yapılması halinde uyarının yapılmayacağı ve yayın kuruluşunun yayınının bir ay durdurulacağı, ihlâlin tekrarı halinde yayının süresiz olarak durdurulacağı ve yayın lisans izninin iptal edileceği belirtilmiştir. İdare, bir yargı kararına gerek olmaksızın yasayla verilen yetkiye dayanarak idare hukukuna özgü yöntemlerle doğrudan doğruya idari yaptırım uygulayabilir. Anayasa'nın 38. maddesinde de “idare, kişi hürriyetlerinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz” denilerek idarenin özgürlüğü bağlayıcı olmamak koşuluyla idari yaptırım uygulayabileceği kabul edilmiştir. Öte yandan, yasakoyucu, toplumsal gereksinmelerin zorunlu kıldığı yasal düzenlemeleri yaparken, Anayasa'nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunlara uygulanacak yaptırımların türü ile nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici neden olarak kabul edileceği konularında takdir yetkisine sahiptir. Bu yetkinin idari yaptırımlar için de geçerli olduğu kuşkusuzdur. Dava konusu kuralla getirilen yaptırımların, belirsizlik içerdiği için farklı yorumlanabilecek yayın ilkelerine aykırılık nedeniyle uygulanacağı ve suçla ceza arasındaki adil dengeyi de bozucu nitelikte olduğu ileri sürülmekte ise de aykırı davranılmasının yaptırım uygulanmasını gerektireceği yayın ilkelerinin içeriği, öğreti ve yargı kararlarıyla belirlenmiştir. Ayrıca, ihlâli yaptırıma bağlanan yayın ilkeleriyle korunmak istenen hukuki yararın büyüklüğü de gözetildiğinde suçla ceza arasında bulunması gerekli adil dengenin bozulduğundan da söz edilemez. Açıklanan nedenlerle, kural Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İptali isteminin reddi gerekir. Kuralın, Anayasa'nın 5., 10., 13., 15., 26., 28., 29. ve 30. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir. Haşim KILIÇ, “Kuralın tamamının”, A. Necmi ÖZLER, “Yasa'nın dördüncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi yönünden” iptali gerektiği düşüncesiyle bu görüşe katılmamışlardır. 19- 4756 Sayılı Kanun'un 17. Maddesiyle 3984 Sayılı Kanun'a Eklenen “Ek Madde 1”in İncelenmesi Dava dilekçesinde, özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yapacakları yayınları, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun veya bu kurumun özel yayın kuruluşlarıyla ortak kuracağı şirketin görev ve sorumluluğunda işletilen verici tesislerinden yapmalarının verici tesislerinden yararlanma usul ve esasları ile her yıl için kira bedellerinin, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu tarafından saptanmasının öngörüldüğü böylece, bir tekelleşmenin oluşacağı belirtilerek özel kanallara ait verici yatırımlarının âtıl kalmasına neden olacağı, bunun da Anayasa'nın 166. ve 167. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür. Maddede, 3984 sayılı Kanun uyarınca yayın izni verilen özel radyo ve televizyon kuruluşlarının, kendilerine tahsis edilen TV kanal ve radyo frekansından yapacakları yayınlarını, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun veya bu amaçla özel yayın kuruluşlarıyla ortak kuracağı şirketin görev ve sorumluluğunda işletilen verici tesislerinden yapmalarının asıl olduğu, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun, verici tesislerinin kurulması, işletilmesi, yenilenmesi ve bu tesislerde değişiklik yapılması sırasında özel yayın kuruluşlarının ihtiyaçlarını da göz önünde tutacağı, kurulmasına izin verilen tesislerin bu Kanunda ve izin belgesinde öngörülen amaçlar için kullanılıp kullanılmadığının Üst Kurul tarafından denetleneceği; özel radyo ve televizyon yayın kuruluşlarının Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu'nun verici tesislerinden yararlanma usul ve esasları ile yıllık kira bedellerinin Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu tarafından belirlenerek Üst Kurul'un onayıyla yürürlüğe konulacağı belirtilmiştir. Madde'ye ilişkin gerekçede, “Ek 1 inci madde ile radyo ve televizyon frekans planlarının kısa sürede uygulamaya konulabilmesi, Anayasal düzene aykırı, bölücü ve yıkıcı yayınların vericilerden yasa dışı yollarla yapılmasının önlenerek Devletin güvenliğinin sağlanması, teknik denetim ve kontrol ile monitör hizmetlerinin daha kolay yapılabilmesi, izleyicilerin yayınları tek bir alıcı anten kullanarak aynı kalitede izleyebilmesi, ortak antene geçilerek frekans planlarını uygulama maliyetinin düşürülmesi, sayısal yayıncılığa geçirildiğinde kaçınılmaz olarak gündeme gelecek vericilerin paylaşımı şartlarının hazırlanması, izin süresi tamamlandığı zaman yayıncının değişmesi halinde eski vericilerin atıl kalmaması, istasyon ve yayın güvenliğinin daha kolay sağlanması, işletme, personel ve yedek malzemeden tasarruf edilebilmesi gibi sebeplerle yayın izni verilen özel kuruluşlara verici tesisi kurma izni verilmemesi ve bu kuruluşların yayınlarını Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu'na ait vericilerden yapması öngörülmüştür” denilmektedir. Anayasa'nın 166. maddesinde, ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, özellikle sanayinin ve tarımın yurt düzeyinde dengeli ve uyumlu biçimde, hızla gelişmesini, ülke kaynaklarının döküm ve değerlendirilmesini yaparak verimli şekilde kullanılmasını plânlamak bu amaçla gerekli teşkilâtı kurmak devlete görev olarak verilmiş, plânda millî tasarrufu ve üretimi artırıcı, fiyatlarda istikrar ve dış ödemelerde dengeyi sağlayıcı, yatırım ve istihdamı geliştirici tedbirlerin öngörüleceği; yatırımlarda toplum yararları ve gereklerinin gözetileceği; kaynakların verimli şekilde kullanılmasının hedef alınacağı belirtilmiştir. Yasa'nın gerekçesinde de belirtildiği biçimde, dava konusu kuralın, radyo ve televizyon frekans plânlarının kısa sürede uygulamaya konulabilmesi, anayasal düzene aykırı, bölücü ve yıkıcı yayınların vericilerden yasadışı yollarla yapılması önlenerek devletin güvenliğinin sağlanması, izleyicilerin yayınları tek alıcı anten kullanarak aynı kalitede izleyebilmeleri, frekans plânlarının uygulama maliyetinin düşürülmesi, eski vericilerin atıl kalmaması, istasyon ve yayın güvenliğinin daha kolay sağlanması, işletme, personel ve yedek malzemeden tasarruf edilebilmesi gibi kamu yararı ve güvenliğiyle doğrudan ilgili nedenler ve Anayasa'nın 166. maddesine koşut olarak kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması amacıyla getirildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, kural Anayasa'nın 166. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. Özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yayınlarını TRT Kurumu'nun veya özel yayın kuruluşları ile ortak kuracağı şirketin görev ve sorumluluğunda işletilen verici tesislerinden yapmalarının, yukarda belirtilen nedenlerden kaynaklandığı dikkate alındığında, kuralın özel teşebbüslerin tekelleşme ve kartelleşmesini önleme görevini devlete veren Anayasa'nın 167. maddesi ile ilgisi görülmemiştir. 20- Kanun'un 17. Maddesiyle 3984 Sayılı Kanun'a Eklenen “Ek Madde 2”nin Birinci ve İkinci Fıkralarının İncelenmesi Dava dilekçesinde, iptali istenen düzenlemenin, 3984 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile benzerlik taşımasının ve Türkiye Cumhuriyeti'nin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı yıkıcı ve bölücü faaliyetlere sevk edecek şekilde yayın yapanları tespit edecek olan idari organa aynı zamanda yayını durdurma ve yayın iznini iptal edebilme yetkisi verilmesinin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı, öngörülecek cezanın alt sınırı ile üst sınırı arasındaki ölçüsüzlüğün keyfi uygulamalara yol açabileceği belirtilerek birinci ve ikinci fıkraların Anayasa'nın 2. ve 13. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür. Madde'nin birinci fıkrasında, 3984 sayılı Kanun'da belirtilen istisnalar dışında, üst kuruldan izin almadan radyo ve televizyon yayını yapan ya da Üst Kurul tarafından geçici ya da sürekli iptal edilmesine rağmen yayın yapan kişiye, kuruluşların ise sahip ve yöneticilerine, fiilleri bir başka suç oluştursa bile, fiilin ağırlığına göre altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ve bir milyar liradan yüz milyar liraya kadar para cezası verileceği, ancak, Türkiye Cumhuriyeti'nin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı yıkıcı ve bölücü faaliyetlere sevk edecek şekilde yayın yaptıkları tespit edilerek yayınları durdurulan veya yayın izinleri iptal edilen kişilerin, bu kuruluşların sahipleri ve yöneticileri ile bu tür yayınlarda görev alanların Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesine göre cezalandırılacağı, ayrıca tüm yayın cihazlarının aynı Yasa'nın 36. maddesine göre müsadere edileceği; ikinci fıkrasında, yayın bantlarını bir yıl süre ile muhafaza etmeyen ve bu süre içinde Üst Kurul veya Cumhuriyet Savcılığınca istenmesine rağmen sesli ve görüntülü olarak teslim etmeyen yayın kuruluşlarının sahip ve yöneticilerinin, altı aydan bir yıla kadar ağır hapis ve bir milyar liradan on milyar liraya kadar ağır para cezası ile cezalandırılacakları, ayrıca, bir aydan üç aya kadar ilgili kuruluşun yayınının durdurulmasına karar verileceği, gönderilen bandın içerik bakımından istenen yayın olmaması veya bantta tahrifat, çıkarma, silme gibi işlemler yapılması halinde ise ayrıca iki yıldan on yıla kadar ağır hapis ve iki milyar liradan on milyar liraya kadar ağır para cezası verileceği belirtilmiştir. 3984 sayılı Kanun'un “Cezalar ve Müsadere” başlığını taşıyan 34. maddesinde de aynı fiiller için hapis cezası ve para cezası verileceği belirtilmiş, iptali istenilen kuralda ise hapis cezası aynı kalmakla birlikte para cezası miktarları azaltılmış ve Türkiye Cumhuriyetinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı yıkıcı ve bölücü faaliyetlere sevk edecek şekilde yayın yaptıkları tespit edilerek yayınları durdurulan veya yayın izinleri iptal edilen kişilerin, kuruluşların sahiplerinin, yöneticilerinin, yayınlarda görev alanların Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesi uyarınca cezalandırılacakları ve yayın bantlarının içerik bakımından istenen yayın olmaması veya bantta tahrifat, çıkarma, silme gibi işlemler yapılması halinde ilgililere ağır hapis ve ağır para cezası verilmesi öngörülmüştür. Buna göre, dava konusu düzenlemede Yasa'nın 34. maddesinde belirtilen fiiller farklı para cezası yaptırımına bağlanırken, bu maddede belirtilmeyen yeni fiiller de suç sayılmıştır. Yasakoyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında düzenleme yaparken Anayasa'nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla kamu yararı, kamu düzeni gibi nedenleri gözeterek toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı ve bunlara verilecek cezaların tür ve miktarlarını saptama konusunda takdir yetkisine sahiptir. Ceza hukukunun genel ilkeleri uyarınca aynı fiil nedeniyle kişiye birden fazla ceza verilemeyeceğinden Yasa'nın 34. maddesi ile Ek Madde 2'nin kapsamına giren bir suç işlendiğinde aynı fiil için farklı yasalarda öngörülen yaptırımlardan hangisinin uygulanacağına lehe, aleyhe kanun karşılaştırılması yapılarak yargı organlarınca karar verileceği kuşkusuzdur. Madde'de suç sayılan eylemlerin kamu düzeni ve güvenliği bakımından oluşturduğu tehditin büyüklüğü ve kuralla korunmak istenen hukuksal yarar gözetildiğinde cezanın ölçülü olmadığı, “hukuk devleti” ilkesi ile çeliştiği ileri sürülemez. Açıklanan nedenlerle birinci ve ikinci fıkralar, Anayasa'nın 2. maddesindeki “hukuk devleti” ilkesine aykırı değildir. İstemin reddi gerekir. Konunun Anayasa'nın 13. maddesiyle ilgisi görülmemiştir. Fazıl SAĞLAM, Birinci Fıkranın son tümcesinin iptali gerektiği düşüncesiyle bu bölüme ilişkin görüşe katılmamıştır. 21- Kanun'un 17. Maddesiyle 3984 Sayılı Kanun'a Eklenen “Ek Madde 3”ün (b) Bendinin İncelenmesi Dava dilekçesinde, Üst Kurulun uygun göreceği yerlerdeki yerel ve bölgesel yayınların izlenmesi ve kayda alınmasının İçişleri Bakanlığının görevlendireceği birimlere devredilmesinin ve izlemenin bu birimlerce yapılmasının Anayasa'nın 2. maddesinde öngörülen “hukuk devleti” ilkesi ve 133. maddesinde öngörülen “tarafsızlık” ve “özerklik” ilkelerine aykırılık oluşturduğu belirtilerek kuralın iptali istenilmiştir. Madde'nin dava konusu (b) bendinde, Üst Kurul'un uygun göreceği yerlerdeki yerel ve bölgesel yayınların izlenmesi ve kayda alınmasının İçişleri Bakanlığının görevlendireceği birimlere devredilebileceği, bu halde gerekli teknik donanım ve ilgili personelin eğitiminin Üst Kurulca sağlanacağı ve masrafların Üst Kurulca karşılanacağı, yayın ilkeleri ve Kanunda belirtilen diğer esaslara aykırılığından kuşkulanılan yayınların bandı değerlendirilmek üzere Üst Kurula gönderileceği, İçişleri Bakanlığı ile Üst Kurul arasındaki işbirliğinin bir protokol ile düzenleneceği, Telekomünikasyon Kurumunun milli monitoring faaliyetleri kapsamında yayınları izleme imkânının olması halinde, Üst Kurul ile Telekomünikasyon Kurumu arasında imzalanan bir protokol kapsamında bu yayınların Telekomünikasyon Kurumunca izleneceği ve değerlendirmek üzere Üst Kurula iletileceği belirtilmiştir. Türkiye'de yayın yapan çok sayıda ulusal, bölgesel, yerel televizyon ve radyo bulunması ve faaliyet alanlarının geniş olması, buna bağlı olarak yayınlarının etkin bir şekilde tek bir merkezden izlenmesi ve kayda alınmasının güçlüğü karşısında, yasa koyucunun bu yayınların gerekli teknik donanıma sahip olması nedeniyle, İçişleri Bakanlığı'nın görevlendireceği birimler tarafından izlenmesi ve kayda alınmasını öngördüğü anlaşılmaktadır. Ancak, yayın ilkelerine ve Yasa'da belirtilen diğer esaslara aykırılığından kuşkulanılan yayın bantlarının değerlendirilmesi yetkisi Üst Kurul'a bırakılmıştır. Bu durumda, kimi teknik ve uygulamaya yönelik zorunluluklar nedeniyle İçişleri Bakanlığı'nın hizmet birimlerinden yararlanılması ve bu Bakanlığın kayıt yapılan bantların Üst Kurul'ca değerlendirilmesi aşamasında etkisinin veya karar alma sürecine katkısının bulunmaması nedeniyle Kuralın Anayasa'nın 133. maddesiyle ilgisi görülmediği gibi 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin zedelendiğinden de söz edilemez. 22- 4756 Sayılı Kanun'un 18. Maddesiyle Yürürlükten Kaldırılan 3984 Sayılı Kanun'un 8. Maddesinin (a) Bendinde Yer alan “... 8 inci maddesinin (a) bendi ile ...” İbaresinin İncelenmesi Dava dilekçesinde, ulusal ve bölgesel frekans planlamalarını yapma yetkisini Üst Kurul'un görev ve yetkileri arasında sayan 8. maddenin (a) bendinin yürürlükten kaldırılması ile ulusal, bölgesel ve yerel çapta TV kanal ve radyo frekans planları ile radyo ve televizyon yayınlarına esas olan frekans bantlarıyla ilgili çalışmalar yapma yetkisinin Telekomünikasyon Kurumuna devredilmesinin ve hazırlanan planların Haberleşme Yüksek Kurulunun onayına sunulmasının Anayasa'nın 2. ve 133. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür. İptali istenilen kuralla, ulusal ve bölgesel frekans plânlarını yaptırmak görevini Üst Kurulun görev ve yetkileri arasında sayan 3984 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (a) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. Bu kuralın yürürlükten kaldırılmasının Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülmekte ise de yasa koyucu her zaman genel düzenleme yetkisine dayanarak işlevini yitiren yasa kurallarını yürürlükten kaldırabilir. Bu durumun, Anayasa ile tanınan güvencelerin ortadan kaldırılması sonucunu doğurmadıkça Anayasa'ya aykırılık oluşturmayacağı açıktır. Yasa'nın 10. maddesiyle frekans planlarına ilişkin yeni bir düzenleme getirilmesi sonucu işlevini yitiren 3984 sayılı Kanun'un 8. maddesinin (a) bendinde yer alan dava konusu ibarenin yürürlükten kaldırılmasının Anayasa'ya aykırılığından söz edilemeyeceğinden, iptal isteminin reddi gerekir. Konunun Anayasa'nın 133. maddesi ile ilgisi görülmemiştir. 23- 4756 Sayılı Kanun'un 19. Maddesiyle Değiştirilen 15.7.1950 günlü, 5680 Sayılı Basın Kanunu'nun 16. Maddesinin Birinci Fıkrasının (1) Numaralı Bendinin; 20. maddesiyle Değiştirilen Aynı Yasa'nın 17. Maddesinin Birinci Fıkrasının İkinci Tümcesinde Yer alan “... tazminat miktarı, on milyar liradan az olmamak üzere ...” İbaresi ile Dördüncü Tümcesinde Yer alan “... tensip kararı ile birlikte bilirkişiyi de tayin eder ve ...” İbaresinin; 22. Maddesiyle Değiştirilen Aynı Yasa'nın 20. Maddesinin; 25. Maddesiyle Değişiklikler Yapılan Aynı Yasa'nın; 21., 22., 23., 24., 25., 26., 28., 30., 31., 32., 33. ve 34. Maddelerinin İncelenmesi Dava dilekçesinde bu kuralların Anayasa'nın 2., 13., 26., 28., 38. ve 141. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüş ise de, iptali istenilen kurallar dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 9.6.2004 günlü, 5187 sayılı Yasa'nın 30. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından bu kurallara ilişkin konusu kalmayan istem hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda karar verilmesi gerekir. 24- 4756 Sayılı Kanun'un Geçici 4. Maddesinin İncelenmesi Dava dilekçesinde, belirli bir süre için görevlendirilen Üst Kurul üyelerinin bu süre dolmadan görevlerinden uzaklaştırılmalarını öngören düzenlemenin Anayasa'nın 2. maddesinde güvence altına alınan “hukuk devleti” ilkesine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür. Madde de, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilecek beş üyesinin siyasi parti gruplarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı oluşum formülüne göre belirlenecek kontenjan doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na, Bakanlar Kurulunca seçilecek üye adaylarının ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından Başbakanlığa bu Kanun'un yayımı tarihinden itibaren 1 ay içinde bildirileceği, siyasi parti gruplarınca gösterilen adayların; Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca işaret oyuyla ayrı ayrı oylanmaları suretiyle seçimlerinin yapılacağı, seçilemeyen adaylar yerine ilgili siyasi parti gruplarınca yeni adayların bildirileceği belirtilmiştir. Yasa'nın 3. maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Yasa'nın 6. maddesinin birinci fıkrasının, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nda görev alacak olan beş üyenin siyasî parti gruplarınca belirlenecek kontenjan doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nca seçilmesini öngören (a) bendi iptal edilmiş olduğundan Geçici 4. maddenin bu seçime ilişkin usulleri belirleyen “Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilecek beş üyesi siyasi parti gruplarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı oluşum formülüne göre belirlenecek kontenjan doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına ... Siyasi parti gruplarınca gösterilen adayların; Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca işaret oyuyla ayrı ayrı oylanmaları suretiyle seçimleri yapılır. Seçilemeyen adaylar yerine ilgili siyasi parti gruplarınca yeni adaylar bildirilir” bölümünün de aynı gerekçeyle iptali gerekir. Madde'nin “Bakanlar Kurulunca seçilecek üye adayları ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından Başbakanlığa bu Kanun'un yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde bildirilir” bölümünün incelenmesine gelince: İptali istenilen kuralda, 3984 sayılı Kanun'un değişik 6. maddesinde belirtildiği gibi Bakanlar Kurulunca seçilecek üye adayların kurum ve kuruluşlarca, Yasa'nın yayımı tarihinden itibaren bir ay içinde Başbakanlığa bildirileceği öngörülmüştür. Yasa'nın 3. maddesi ile 3984 sayılı Kanun'un değişik 6. maddesi değiştirilerek Üst Kurul üyelerinden bir bölümünün Bakanlar Kurulunca seçilmesini öngören kural, Anayasa'ya aykırı görülmediğinden buna ilişkin usuli işlemleri içeren Geçici 4. maddedeki “Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca seçilecek beş üyesi, siyasî parti gruplarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı oluşum formülüne göre belirlenecek kontenjan doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına, ... Siyasî parti gruplarınca gösterilen adayların; Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca işaret oyuyla ayrı ayrı oylanmaları suretiyle seçimleri yapılır. Seçilemeyen adaylar yerine ilgili siyasî parti gruplarınca yeni adaylar bildirilir” bölümü de Anayasa'ya aykırı görülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir. C- İptal Kararının Öteki Maddelere Etkisi 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrasında “…başvuru, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün sadece belirli madde veya hükümleri aleyhinde yapılmış olup da, bu belirli madde veya hükümlerin iptali kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartıyla kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir.” denilmektedir. Yasa'nın 2. maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (r) bendinde yer alan “... ana program ile...” ibaresinden sonra gelen “... ilgil

  12. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2002/140 K. 2004/105

    Esas - Diğer22.07.2004

    İPTAL DAVASININ KONUSU: 15.7.1950 günlü, 5680 sayılı Basın Kanunu'nun, 3.8.2002 günlü, 4771 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun”un 9. maddesinin (B), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) fıkralarıyla değiştirilen 21., 22., 24., 25. maddeleriyle 30. maddesinin üçüncü, 33. ve 34. maddelerinin ikinci fıkralarının, Anayasa'nın 13., 26. ve 28. maddelerine aykırılığı savıyla iptalleri istemidir.

  13. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2003/33 K. 2004/101

    Esas - İptal15.07.2004

    İPTAL DAVASININ KONUSU : 9.4.2003 günlü, 4842 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un, A- 15. maddesiyle değiştirilen 31.12.1960 günlü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 121. maddesinin son fıkrasındaki "... vergi mahsup ve iadesine tâbi tutulacak mal ve hizmet alımlarını yukarıda sayılanlarla sınırlı olmaksızın tespit etmeye ..." ibaresinin, B- 24. maddesiyle 25.10.1984 günlü, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'na eklenen geçici 19. maddenin, ikinci tümcesindeki "... istisna uygulanacak miktara ilişkin alt sınır belirlemeye ..." ibaresinin Anayasa'nın 73. maddesinin son fıkrasına aykırılığı savıyla iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması istemidir.

  14. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2004/57 K. 2004/100

    Esas - Ret15.07.2004

    İTİRAZLARIN KONUSU : 4.4.1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun değişik 390. maddesinin Anayasa'nın 36. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir. l- OLAY Ruhsatsız av tüfeği bulundurmak ve meskun mahalde silah atmak suçuyla ilgili olarak Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 386. maddesi uyarınca işi ceza kararnamesi ile sonuçlandıran Mahkeme'nin kararına itiraz edilmesi üzerine, incelemenin duruşma yapılmaksızın evrak üzerinden kesin olarak sonuçlandırılmasını öngören aynı Yasa'nın 390. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptali için başvurmuştur.

  15. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2001/8 K. 2004/95

    Esas - Ret14.07.2004

    İTİRAZIN KONUSU : A) 1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 88. maddesinin, B) 13.07.1965 günlü, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 5. maddesinin başvuru tarihindeki altıncı fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü tümcelerinin Anayasa'nın Başlangıç'ı ile 5., 10., 90. ve 138. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

  16. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2002/156 K. 2004/98

    Esas - Ret14.07.2004

    İTİRAZLARIN KONUSU : 3.8.2002 günlü, 4771 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesinin (A) fıkrasının (a) bendinin “Türk Ceza Kanunu”nun 47, 50, 51, 55, 58, 59, 61, 62, 64, 65, 66, 102, 112, 451, 452, 462 ve 463 üncü maddeleri ile ... saklıdır …” bölümünün, Anayasa'nın 10. ve 38. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

  17. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2004/52 K. 2004/94

    Esas - İptal13.07.2004

    İTİRAZIN KONUSU: 6.10.1983 günlü, 2908 sayılı Dernekler Kanunu'nun 71. maddesinin 4552 sayılı Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen ikinci fıkrasının (2) sayılı bendinin Anayasa'nın 2., 13. ve 33. maddelerine aykırılığı savıyla iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemidir.

  18. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2004/11 K. 2004/93

    Esas - Ret01.07.2004

    İTİRAZIN KONUSU: 9.6.1932 günlü, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na 4949 sayılı Yasa ile eklenen 352/a maddesinin, 4.4.1929 günlü 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 386. maddesinin 2369 sayılı Yasa ile değiştirilen ikinci fıkrası ve 388. maddesinin Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

  19. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2004/36 K. 2004/92

    Esas - Ret30.06.2004

    İTİRAZIN KONUSU : 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun değiştirilen 386. maddesinin, Anayasa'nın 2., 11. ve 36. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

  20. Anayasa Mahkemesi · Norm denetimi

    E. 2002/41 K. 2004/90

    Esas - Ret30.06.2004

    İTİRAZIN KONUSU: 1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2275 sayılı Yasa ile değiştirilen 508. maddesinin, “…iki aydan iki seneye kadar hapis ve…” ibaresinin Anayasa'nın 38. maddesine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

Okumak için bir karar seçin

Karar bu panelde açılır; liste yerinde kalır.

  • ↑↓ sonuçlar arasında gezin
  • Esc paneli kapat