Yargıtay

Diğer
Yazı boyutu

Atıf biçimi

Biçime dokunun, panoya kopyalanır.

Resmî kaynak

9. Hukuk Dairesi · E. 2026/989 · K. 2026/3162 · 14.04.2026

9. Hukuk Dairesi 2026/989 E. , 2026/3162 K.

MAHKEMESİ
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI
2025/1737 E., 2025/1922 K.
DAVA TARİHİ
01.06.2020
İLK DERECE MAHKEMESİ
İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi
SAYISI
2024/730 E., 2025/457 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde insan kaynakları müdürü olarak çalışmakta iken davalı tarafça iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz bir şekilde feshedilmesi sebebiyle davalı işveren aleyhine açılan işe iade davasında davanın kabulüne dair verilen kararın kesinleşmesi üzerine yapılan başvuruya işverence verilen işe başlatma davetinin samimi olmadığını, zira müvekkilinin işten ayrılması esnasında brüt 10.600,00 TL brüt ücret ile çalışırken işe davet mektubunda 7.330,00 TL brüt ücret üzerinden işe davet edildiğini, bunun üzerine davalı işveren aleyhine İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğünün 2020/1290 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı üzerine icra takibi durdurulduğundan söz konusu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve davalı aleyhine asıl alacağın %20'inden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil Şirketin işe davetinin samimi olduğunu, davacının önceki maaşına göre zamlı 7.330,00 TL net ücret ile işe başlamasına karar verildiğini; ancak ihtarnamede sehven net ücret yerine brüt ücret yazıldığını, ihtarnamede açıkça "zamlanan aylık ücret" ifadesi yer aldığından davacının önceki ücreti net 6.550,00 TL olduğuna göre davacının zamlanan ücretinin brüt 7.330,00 TL olmasının mümkün olmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu, Şirket ile iletişime geçmeksizin direkt takip başlattığını, davacının işe başlama iradesinin samimi olmadığını, icra takibine konu edilen miktarın hatalı ve fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 20.11.2024 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, kapsama alınan ek bilirkişi raporu doğrultusunda davalının İstanbul Anadolu 5. İcra Müdürlüğünün 2020/1290 Esas sayılı dosyasında 85.493,76 TL asıl alacak ve 4.152,89 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 89.646,65 TL alacak yönünden takibe yaptığı itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa yasal faiz uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin talepleri ile icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça her ne kadar davacının ücretinin brüt 7.330,00 TL olduğu hususunun ihtarnameye sehven yazıldığını savunmuş ise de davacıyı işe başlatması gereken yasal süre içinde ücret miktarının sehven hatalı bildirildiği hususunun aynı yöntemle bildirilmediği anlaşıldığından, davacının usulüne uygun şekilde işveren tarafından işe başlatılmadığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, diğer taraftan İlk Derece Mahkemesince hangi ücret miktarına itibar edildiği hususu açıklanmamış ise de, takip talebindeki miktarla bağlı olarak karar verildiğinden, bilirkişi raporunun (A) seçeneğindeki hesaplamaya göre karar verildiğinin anlaşılmakta olduğu, taleple bağlı kalınarak karar verildiğinden ve icra inkar tazminatı haricinde reddedilen bir kısım bulunmadığından, davalı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı; hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda, işe başlatmama tazminatı net tutarının 52.544,38 TL olduğu, yeniden yapılan yargılamada hükme esas alınan 23.05.2025 tarihli rapordaki boşta geçen süre ücretinin ise 27.254,91 TL olduğu, bu kapsamda usuli kazanılmış hak gereği hükmün 52.544,38+27.254,91=79.799,29 TL üzerinden kurulması gerekirken, 85.493,76 TL üzerinden kurulmasının hatalı olduğunu, bu kapsamda, davalı vekilinin istinaf başvurusu kısmen yerinde olduğu, diğer yandan davacı tarafça, Dairece verilen kaldırma kararına konu İlk Derece Mahkemesinin ilk kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığından, icra inkar tazminatı isteminin reddine yönelik usuli kazanılmış hak oluşmuş ise de, davacı lehine hükmedilen vekâlet ücreti miktarı hatalı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun da kısmen yerinde olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davalının toplam 83.952,18 TL alacak yönünden takibe yaptığı itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, takipten itibaren asıl alacağa yasal faiz uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin talepleri ile icra inkar tazminatı talebinin reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının müvekkili Şirket tarafından usulüne uygun olarak işe davet edilmiş ise de, davacının işe iade talebinin samimi olmadığını, davacının önceki ücretinin aylık net 6.550,00 TL olup davacının önceki maaşına göre zamlı olarak 7.330,00 TL net ücret ile işe başlamasına karar verildiğini; ancak sehven net ücret yerine brüt ücret yazıldığını, bu yanlışlığın fark edilmesi üzerine davacı ile iletişime geçildiğini, sehven yazıldığının bildirildiğini, davacının 7.330,00 TL net ücret ile işe başlatılacağına ilişkin müvekkili Şirket nezdindeki mail yazışmaları da dosyaya ibraz edildiğini, işe davet bildiriminde maddi hata yapıldığı açık iken davacının kötüniyetle bu hatadan yararlandığını,

2. Davacının iki yılı aşkın bir süredir kurucusu olduğu şirkette faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacının zaten işe başlamayacağının ortada olduğunu, işe iade davasının mali hükümlerinden yararlanmak amacıyla işbu davanın ikame edildiğini,

3. Bilirkişi raporlarında dahi seçenekli hesaplama yapılmış iken hükmün gerekçesinde hangi ücretin esas alındığı açık ve net bir şekilde yazılmadığını,

4. Davacının işe iadeye bağlı tazminatlara hak kazandığı düşünülse dahi işbu tazminatlara değişen mevzuat hükmü gereği ancak ve ancak fesih tarihindeki ücret esas alınarak hükmedilebileceğini,

5. Davacının fesihten sonra boşta kalmadığı, kendi şirketi üzerinden ticari kazanç elde ettiği dikkate alındığında davacı lehine 4 aylık ücrete hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu,

6. Davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminata hükmedilmesi gerektiğini beyan etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, kesinleşen işe iade davası sonrasında işverence işe başlatma davetinin usulüne uygun yapılıp, davacının işe başlatılmama tarihindeki ücretinin miktarı ile işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti ve diğer hakların hesaplanmasına ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. İşçinin işe iade sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması hâlinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır. İş güvencesi tazminatının da fesih tarihindeki ücrete göre hesaplanması gerekir.

İşçinin işe başlatılmaması fesih niteliğinde olduğundan, iş güvencesi tazminatı, yıllık ücretli izin, kıdem tazminatı ve koşulları varsa ihbar tazminatı belirtilen fesih tarihindeki ücrete göre hesaplanır. Ücret miktarının ispat yükü davacıda olduğundan, işe başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücretin ispat yükü de davacıya aittir. İşçinin işe başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücretinin belirlenmesinde, davacı ile aynı işyerinde çalışmakta olan emsal işçi ücreti dikkate alınır. İspat yükünün dağılımına göre, davacının kendisine emsal olabilecek işçiyi veya işçileri bildirmesi gerekir. Emsal işçinin belirlenmesinde ilk şart, bu işçinin hem geçersiz sayılan (ilk) fesih tarihinde hem de başlatmama suretiyle fesih tarihinde aynı işyerinde çalışmakta olmasıdır. Bu özelliği taşıyan işçinin varlığı hâlinde ise emsal işçinin davacı ile eşdeğer görevde çalışıp çalışmadığı, kıdeminin davacının kıdemi ile aynı veya kıdemine yakın olup olmadığı gibi kriterler yönünden araştırma yapılmalı, bu araştırmanın sonucuna göre o işçinin emsal işçi olarak kabul edilip edilemeyeceği belirlenmelidir. Emsal işçi ücretinin belirlenememesi yahut emsal işçinin bulunmaması, bir diğer ifade ile işçinin ispat yükünü yerine getirmemesi durumunda ise işçinin işe başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücretinin, geçersiz fesih tarihindeki ücretten daha fazla olduğu yönündeki iddiasını ispat edemediği kabul edilmelidir. Diğer yandan işverence işyerinde çalışanların ücretlerine genel bir zam yapılması hâlinde, işçinin başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücretinin tespitinde bu zam oranı dikkate alınır.

Somut olayda davacının işe başlatılmama suretiyle fesih tarihindeki ücretinin, Bölge Adliye Mahkemesince verilen 20.11.2024 tarihli kaldırma kararı öncesi yargılamada, geçersiz fesih tarihindeki ücretin asgari ücrete oranlanmasıyla tespit edildiği ve Mahkemece bu ücret miktarı üzerinden hesaplanan alacakların hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen 20.11.2024 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının belirttiği dört emsal işçi üzerinde inceleme yapılmıştır. Davacı fesih tarihi itibarıyla işyerinde insan kaynakları müdürü olarak çalışmakta olup davacının emsal olarak belirttiği işçiler arasında kalite müdürü, bilgi teknolojileri müdürü, ticaret müdürü ile iç denetim ve bütçe müdürü yer almaktadır. Davalı tarafça emsal işçilerden de yalnızca bir kısmına ait bordrolar sunulmuş olup bilirkişi tarafından yapılan incelemede ticaret müdürü olan emsal işçiye geçersiz sayılan (ilk) fesih tarihinden başlatmama suretiyle fesih tarihine kadar %172 oranında zam yapıldığı; davacı ile aynı tarihte işe girişi olan kalite müdürüne ise %36,86 oranında zam yapıldığı anlaşılmaktadır.

Kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunda, davacının geçersiz fesih tarihindeki ücreti, ticaret müdürü olan kişinin başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücreti olan net 13.200,00 TL ve davalı savunması olan net 7.733,00 TL kabul edilerek seçenekli şekilde hesaplanmıştır. Mahkemece emsal işçi olan ticaret müdürü olan kişinin ücreti olan 13.200,00 TL'nin esas alındığı belirtilmiş olmasına rağmen kaldırma kararının davalı lehine verildiği dikkate alınarak usuli kazanlmış hak ilkesi uyarınca kaldırma kararı öncesindeki gibi geçersiz fesih tarihindeki ücretin asgari ücrete oranlanmasıyla tespit edilen miktar üzerinden işçilik alacakları hesaplanıp hüküm altına almıştır.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen 20.11.2024 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davacı tarafça, eşdeğer görevde çalışan (insan kaynakları müdürü sıfatıyla istihdam edilen) bir emsalin bildirilmediği, bildirilen işçilerin de organizasyon şemasında davacı ile aynı yönetim seviyesinde bulunup bulunmadıklarının ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır. Bildirilen işçilerin kıdemi de dikkate alındığında, özellikle ticaret müdürü olan kişinin davacıdan 3 yıl evvel işe girmiş olduğu açık olup kıdemi itibarıyla da davacıya emsal olması mümkün değildir.

Ancak davalının yargılama aşamasındaki beyanlarında dahi davacının zamlı ücret ile işe başlatılmasına karar verildiği de savunulduğundan, işverence işyerinde çalışanların ücretlerine genel bir zam yapılıp yapılmadığının araştırılarak ve davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmek suretiyle işe başlatılmama tarihindeki ücret miktarı belirlenmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay tarafından yayımlandığı gibidir; yapay zekâ özeti değildir. Bağlayıcı metin resmî kaynaktaki metindir.

“işe iade, geçersiz fesih”10 eşleşme