Karar Arama
Yargıtay
7. Hukuk Dairesi · E. 2025/4255 · K. 2026/2527 · 06.05.2026
| Daire / birim | 7. Hukuk Dairesi |
|---|---|
| Esas no | 2025/4255 |
| Karar no | 2026/2527 |
| Karar tarihi | 06.05.2026 |
7. Hukuk Dairesi 2025/4255 E. , 2026/2527 K.
- MAHKEMESİ
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
- SAYISI
- 2023/1661 E., 2025/801 K.
- İLK DERECE MAHKEMESİ
- Manisa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- SAYISI
- 2021/3 E., 2022/20 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına 19.10.2017 tarihinde taşınmazların tescil edildiğini, daha sonra davalının işgalci olduğunun öğrenildiğini, aleyhine müdahalenin men’i ve ecrimisil davası açıldığını, davanın kabul edildiğini fakat davalının, dava açıldığı tarihten sonra da işgale devam ettiğini, taraflarınca davalı aleyhine başlatılan ilamlı icra takibi sonucu taşınmazın 04.03.2020 tarihinde icra müdürlüğü marifeti ile taraflarına teslim edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.495.570,96 TL ecrimisil alacaklarının yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ecrimisil ile ilgili hesaplamaların üfe üzerinden değil tüfe üzerinden olması gerektiğini, husumet ve taraf sıfatı bakımından itirazları olduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle de davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; vekalet ücreti ve masrafın yüksek hesaplandığını, dava konusunun arsa olarak değerlendirilmesi neticesi ecrimisilin yüksek çıktığını, davada farklı tarihlerde alınan bilirkişi raporlarından en yüksek tespitli rapor dikkate alınarak karara varılmasının gerekçelerinin kararda belirtilmediğini, hesaplamaların tüfe üzerinden yapılması gerekirken üfe üzerinden yapıldığını, hükmün bozulması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; mülkiyet hakkından kaynaklanan ecrimisil istemine ilişkindir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil; diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin hak sahibi olmayan zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı)
Somut olaya gelince; eldeki davada davacı tapu kayıt maliki tarafından davalı aleyhine 29.01.2018 tarihi ile 04.03.2020 tarihleri arası için ecrimisil talebinde bulunulduğu, daha önce kesinleşen dava ile 21.12.20 17... .01.2018 tarihleri arası davalının haksız kullanımı nedeniyle davacı lehine ecrimisile hükmedildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından müteakip ecrimisil dönemi talep edildiğine ve talep edilen ecrimisil dönemi için el atmanın varlığı tespit edildiğine göre önceki dönemin son dönemi için kabul edilen miktar esas alınmak suretiyle hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yok ise de; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 344. maddesinde 01.01.2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 17.01.2019 tarihinde yapılan değişiklik uyarınca “tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır” hükmü getirildiği anlaşıldığından değişikliğin geçerli olduğu tarihten öncesi için ÜFE artış oranı, değişiklik tarihinden sonrası için ise TÜFE artış oranı uygulanmak suretiyle ecrimisil hesabı yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde talep edilen dönemin tamamı için ÜFE artış oranı uygulanarak tespit edilen ecrimisil bedeli üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün belirtilen nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.