Karar Arama
Kamu Denetçiliği Kurumu · Ret kararı
Başvuranın, hak sahipliği kurasında çıkan konuta itirazları hakkındadır.
Orman, su, çevre ve şehircilik / Kentsel dönüşüm hizmetleri.
| Esas no | 2026/12472 |
|---|---|
| Karar no | 2026/19293 |
| Karar tarihi | 24.09.2026 |
| Başvuru tarihi | 14.05.2026 |
| İlgili kurum | ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI |
| Yayın tarihi | 25.09.2026 |
T.C.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
- SAYI
- 2026/19293-S.26.26327
- BAŞVURU NO
- 2026/12472
- KARAR TARİHİ
- 24/09/2026
RET KARARI
- BAŞVURAN
- ,TCKN:
- BAŞVURUYA KONU İDARE
- ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI
- BAŞVURUNUN KONUSU
- Başvuranın, hak sahipliği kurasında çıkan konuta itirazları hakkındadır.
- BAŞVURU TARİHİ
- 14/05/2026
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle; 6 Şubat depreminde yıkılan, Kahramanmaraş İli Dulkadiroğlu ilçesi Mahallesinde bulunan Ada/Parsel / olan tamamı ana yol cepheli evi için 25.11.2025 tarihinde Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen hak sahipliği kurasında kendisine arka cephe zemin kat çıktığını, Kentsel Dönüşüm Ofisi personelleri tarafından kat ve cephe teyidi için çağırıldığını ve kendisine kat ve cephelerin korunacağının bildirildiğini, ancak söz konusu kura işlemi sonucunda tahsis edilen taşınmazın mülkiyet hakkının korunması ilkesine aykırılık teşkil ettiğini belirterek hak sahibi olduğu taşınmazın özelliklerine sahip bir konutun tahsis edilmesini, aksi takdirde itiraz kurasının çekilmesini ve/veya kendisine çıkan zemin katın satın alınmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuruya ilişkin Kurumumuzun bilgi ve belge talebi üzerine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 12.06.2026 tarihli ve E- - - sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle;
2.1. Kahramanmaraş İli Dulkadiroğlu İlçesi, Dulkadiroğlu ( Mahallesi Merkez sınırları içerisinde kalan ve talebe konu taşınmazın yer aldığı alanın, Bakanlık Makamının 11.03.2025 tarihli ve sayılı Oluru ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca “Rezerv Yapı Alanı” olarak belirlendiği, söz konusu rezerv yapı alanı kapsamında inşa edilen konutların hak sahiplerine dağıtımına ilişkin olarak, noter huzurunda hak sahipliği kurası gerçekleştirildiği ve yapılan Merkez 15.1 kura neticesinde dilekçe sahibi adına Dulkadiroğlu İlçesi, m Merkez - blok, Kat numaralı bağımsız bölümün isabet ettiği,
2.2. 6 Şubat depremleri sonrasında, deprem bölgesinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarının, güvenli ve sürdürülebilir yerleşimler oluşturmayı amaçladığı; zemin koşulları, güncel deprem yönetmelikleri ve şehircilik ilkeleri doğrultusunda yapı yoğunluğunun azaltılmasının ve yerleşim dokusunun yeniden düzenlenmesinin zorunlu hale geldiği,
2.3. Bu nedenle yeni projelerde mevcut bağımsız birimlerin aynı sayı ve büyüklükte yeniden yapılmasının çoğu zaman mümkün olamadığı, güvenli yapılaşma, altyapı ve sosyal donatı gereksinimleri doğrultusunda konut tiplerinin yeniden tasarlandığı, bazı alanlarda birim sayısı veya büyüklüklerin azaltıldığı; bu zorunlu durumun, hak sahiplerine düşecek bağımsız birimlerin eşitlik ve objektiflik esaslarına göre kura ile belirlenmesini gerekli kıldığı,
2.4. Mevcut bağımsız bölümlerin birebir karşılanamadığı durumlarda, hak sahiplerinin taşınmaz özellikleri esas alınarak yapılan planlama doğrultusunda kura yönteminin uygulandığı; böylece her hak sahibinin yeni projede eşit koşullarda yer almasının sağlandığı,
2.5. Hak sahiplerine isabet edecek bağımsız bölümlerin belirlenmesinin, Kentsel Dönüşüm Başkanlığınca yürütülen dağıtım ve kura senaryosu çalışmaları kapsamında; mevcut bağımsız bölüm büyüklüğü, kullanım fonksiyonu, konumu, cephe özellikleri, yönü, kat durumu ve şerefiye gibi unsurlar dikkate alınarak hazırlandığı,
2.6. Proje alanının fiziksel koşulları dikkate alınarak oluşturulan torbalar aracılığıyla benzer özelliklere sahip hak sahiplerinin kendi içinde gruplandırıldığı; bu yöntem sayesinde dağıtım işlemlerinin mümkün olan en adil, dengeli ve eşitlikçi şekilde gerçekleştirilmesinin amaçlandığı, bu doğrultuda proje koşulları açısından en uygun sonucu sağladığı değerlendirilen bölgesel ve kat bazlı kura yöntemi tercih edildiği,
2.7. Kentsel dönüşüm uygulamalarında, mevcut yapılar yıkılarak yerine inşa edilen yeni yapıların, eski yapıların bire bir koordinatlarında, kat yüksekliği, cephe yönlenmesi ve mimari kurgusu bakımından yeniden üretilmesinin teknik, hukuki ve fiilî olarak mümkün olmadığı,
2.8. Dönüşüm sürecinin, yürürlükteki imar planları ve plan notları, yapılaşma koşulları, güncel deprem yönetmelikleri, yapı güvenliği standartları ile mimari ve mühendislik zorunlulukları çerçevesinde yürütüldüğü, bu kapsamda yeni yapılaşmanın, alanın bütünü için öngörülen yerleşim kararları esas alınarak planlandığı,
2.9. Dönüşüm sonrasında oluşan yapı düzeninde; blok yerleri ve sayısı, kat adetleri, kat planları, bağımsız bölüm büyüklükleri, cephe yönlenmeleri ve mimari özelliklerin önceki yapılaşmadan farklılaştığı; yapı güvenliği, erişilebilirlik, yangın güvenliği, otopark düzeni ve ortak alan organizasyonu gibi zorunlu kriterler doğrultusunda yeniden kurgulandığı, bu nedenle dönüşüm öncesinde yer alan bağımsız bölümlerin yeni yapı içerisinde bire bir konumsal karşılık bulmasının mümkün olmadığı,
2.10. Bu zorunlu yeniden yapılanma süreci dikkate alınarak hak sahiplerine bağımsız bölüm dağıtımının rastgele bir yöntemle değil, mevcut kullanım durumları gözetilerek oluşturulan, kat, cephe ve konum niteliklerini esas alan kura senaryoları üzerinden gerçekleştirildiği; kura sistematiğinin, dönüşüm öncesi hak sahipliği durumunun korunmasını amaçlayan ve benzer nitelikteki bağımsız bölümlerin aynı gruplar içerisinde değerlendirilmesine dayalı bir yaklaşımla oluşturulduğu, bu yöntemle, konumsal bire bir eşleşme sağlanamasa da hak sahiplerinin önceki kullanım haklarına eşdeğerlik ilkesi çerçevesinde karşılık verilmesinin hedeflendiği,
2.11. 6306 sayılı Kanun kapsamında deprem bölgelerinde yürütülen projelerin, Kanunun öngördüğü usul ve esaslara uygun şekilde tamamlandığı, yapılan incelemeler neticesinde, başvuranın taşınmazına ilişkin olarak İdarelerince uygulanan kura ve dağıtım kurgusunda herhangi bir sehven işlem veya olumsuzluk tespit edilmediği açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;
3.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde;
“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”,
3.2. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinde;
“Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.
Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.
Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.”,
3.3. “Konut hakkı” başlıklı 57’nci maddesinde;
“Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler.”,
3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkrasında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun;
5.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde;
“(1) Bu Kanunun amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir.
/
5.2. “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde:
“(1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Bakanlık: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını,
b) İdare: Belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeleri, bu sınırlar dışında il özel idarelerini, büyükşehirlerde büyükşehir belediyelerini ve Bakanlık tarafından yetkilendirilmesi hâlinde büyükşehir belediyesi sınırları içindeki ilçe belediyelerini,
c) Rezerv yapı alanı: Bu Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda (…) kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen Bakanlıkça belirlenen alanları,
ç) Riskli alan: Zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan alanı,
d) Riskli yapı: Riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmî ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapıyı,
e) TOKİ: Toplu Konut İdaresi Başkanlığını,
f) (Ek:7/11/2023-7471/6 md.) Başkanlık: Kentsel Dönüşüm Başkanlığını, ifade eder.”
5.3. “Uygulamaların resen yapılması” başlıklı 6/A maddesinde;
“(Ek:4/7/2019-7181/25 md.)
(1) Yıkılacak derecede riskli olan yapıların bulunduğu alanlar ile kendiliğinden çöken veya zeminin kayması, heyelan, su baskını, kaya düşmesi, yangın, patlama gibi sebeplerle ağır hasar gören veya ağır hasar görme riski bulunan yapıların bulunduğu alanlarda dönüşüm uygulamaları maliklerin ve ilgililerin muvafakati aranmaksızın Başkanlıkça resen yapılabilir veya yaptırılabilir. Uygulama yapılacak alanın sınırları uygulama bütünlüğü gözetilerek belirlenir.
(2) (Değişik cümle:7/11/2023-7471/11 md.) Bu madde kapsamında riskli yapı tespiti, masrafları Dönüşüm Projeleri Özel Hesabından karşılanmak ve Başkanlıkça talep edilmesi halinde, mülki idare amiri tarafından verilecek yazılı izine istinaden yeterli kolluk kuvveti marifetiyle kapalı kapıları/alanları açmak veya açtırmak suretiyle Başkanlıkça resen yapılır. (Ek cümle:10/6/2022-7410/27 md.) Başkanlık veya idare tarafından, binanın bulunduğu arsanın tehlikeli durumu veya binadaki hasar ve tahribat bakımından acilen boşaltılması ve yıktırılması gerektiği belirlenen binalar riskli yapı olarak kabul edilir. Riskli olarak tespit/kabul edilen yapıların listesi tebliğ yerine kaim olmak üzere, bu yapıların kapısına asılır ve ilgili muhtarlıkta iki gün süre ile ilan edilir. Riskli yapı tespiti işlemi bu ilan ile maliklere şahsen tebliğ edilmiş sayılır. Riskli yapı tespitlerine karşı maliklerce veya kanuni temsilcilerince iki gün içinde itiraz edilebilir ve itirazlar üç gün içerisinde teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanır.[21]
(3) Yapıların tahliyesinin Başkanlıkça verilen süre içerisinde yapılması mecburidir. (Ek cümleler:10/6/2022-7410/27 md.) Tahliyeye ilişkin tebligat ikinci fıkrada belirtilen şekilde yapılır. Bu madde uyarınca yapılacak uygulamalarda maliklere, kiracılara ve yapıda ikamet etmek şartıyla sınırlı ayni hak sahiplerine taşınma yardımı yapılabilir. (Değişik dördüncü cümle:7/11/2023-7471/11 md.) Verilen sürede yapıların tahliye edilmemesi durumunda, Başkanlıkça talep edilmesi halinde, mülki idare amiri tarafından verilecek yazılı izine istinaden yeterli kolluk kuvveti marifetiyle kapalı kapıları/alanları açmak veya açtırmak suretiyle tahliye ve yıktırmaya yönelik iş ve işlemler, Başkanlıkça yapılabilir veya yaptırılabilir.
(4) Tapuda yapılacak satış, devir, ipotek tesisi işlemleri ile tapu kaydındaki hakların ve şerhlerin terkini işlemleri de dâhil olmak üzere bütün tapu ve kadastro işlemleri, yıkım ve yapıma ilişkin her türlü izin ve ruhsat iş ve işlemleri, diğer idareler nezdinde yürütülecek iş ve işlemler, maliklerin ve ilgililerin muvafakati aranmaksızın Başkanlığın talebine istinaden yapılır.
(5) Uygulama yapılacak alanda bulunan kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlardan dönüşüm uygulamasına dâhil edilecek olanlar ile özel mülkiyete tabi diğer bütün taşınmazlar, Başkanlığın talebine istinaden Hazine adına tescil olunur. Yapılacak yeni yapılar için inşaat ruhsatı Hazine adına düzenlenir ve hak sahiplerine haklarına karşılık gelecek bağımsız bölümlerin devri yapılıncaya kadar kat irtifakı ile kat mülkiyeti Hazine adına kurulur. (Ek cümle:7/11/2023-7471/11 md.) Bu madde kapsamında yürütülen uygulamalarda uygulama projesi aranmaksızın ihaleye çıkılabilir.
(6) Uygulama yapılacak alan sınırları içerisinde bulunan taşınmazlarla ilgili daha önce imzalanmış olan inşaat yapımına ilişkin sözleşmeler, bu sözleşmelerin taraflarının ve diğer ilgililerin muvafakati aranmaksızın, uygulamaların Başkanlıkça yürütülmesinin uygun görüldüğü tarih itibarıyla feshedilmiş sayılır. Taşınmazların siciline şerh edilmiş olan inşaat yapımına ilişkin sözleşmeler Başkanlığın talebi üzerine terkin edilir. Feshedilmiş sayılan sözleşmelere istinaden herhangi bir iş ve uygulama yapılmış ise, bu iş ve uygulamaları yapan müteahhit ile Başkanlık arasında mahsuplaşma yapılır. Kira yardımı ödemeleri hariç olmak üzere, sözleşmenin taraflarından biri tarafından, diğer tarafa herhangi bir ödeme yapılmış ise, taraflar yapılan ödemeleri genel hükümler çerçevesinde karşılıklı olarak birbirlerinden talep etme hakkına sahiptir. (Ek cümle:10/6/2022-7410/27 md.) Uygulama yapılacak alandaki taşınmazlar, feshedilmiş sayılan sözleşmelere istinaden tapuda müteahhide devredilmiş ise, uygulama neticesinde meydana gelen yeni taşınmazlar hak sahipliği çalışmaları gözetilerek müteahhide devir yapan eski malikleri adına resen tescil olunur.
(7) Yapılacak konut ve işyerlerinin niteliği ve büyüklüğü Başkanlıkça belirlenir. (Değişik ikinci cümle:7/11/2023-7471/11 md.) Hak sahipliği çalışmaları, hak sahibinin mevcut taşınmazının değeri ile yeni yapıda hak sahibine verilecek konut veya işyerinin değeri gözetilerek veya Başkanlıkça karar alınması halinde kat karşılığı, hasılat paylaşımı ve benzeri usullerle yürütülür. (Değişik üçüncü cümle:7/11/2023- 7471/11 md.) Hak sahibinin borçlanmasının gerekmesi durumunda, borçlanma bedeli üzerinden hak sahibi ile sözleşme yapılır ve borçlanma bedelinin tamamı ödenmeden tapuda ferağı verilmez. Hak sahibine düşecek bağımsız bölümün/bölümlerin Başkanlıkça belirlenen süreler içerisinde teslim alınmaması durumunda, hak sahibinin bu bağımsız bölüm/bölümler üzerindeki hakkı sona erer; dönüşümden önceki taşınmazının değeri güncellenerek hak sahibi adına açılacak vadeli bir hesaba yatırılır; hak sahibinin dönüşümden önceki taşınmazının tapu kaydında yer alan ipotek, ihtiyati haciz, haciz ve intifa hakkı gibi haklar ve şerhler hak sahibi adına yatırılan taşınmazın bedeli üzerinde devam ettirilir; tapu kaydındaki haklar ve şerhler Başkanlığın talebi üzerine tapu müdürlüğünce resen terkin edilir ve durum hak sahibine bildirilir. (Ek cümle:7/11/2023-7471/11 md.) Hazine adına kayıtlı bu bağımsız bölüm/bölümler Başkanlığa devredilir.”
6. 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un;
6.1. 29’uncu maddesinin birinci fıkrasında:
“(Değişik: 31/8/1999-KHK-574/2 Md.) Yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan veya uğraması muhtemel olan binalarla imar planları gereğince kamulaştırılmasında zorunluluk bulunan yerlerdeki binalarda oturan ailelere hak sahibi olmak şartıyla konut yaptırılır veya kredi verilir.”
6.2. 36’ncı maddesinde;
“(Değişik: 2/7/1968-1051/1 md.)
a) Afet sebebiyle yeniden inşa ve onarılacak yapılarla bunlara ait yol, su, elektrik ve kanalizasyon tesisleri, kadastro, harita ve İmar Planı yapımı,
b) Arazi, bina, yapı malzemesi, her türlü makina, motorlu taşıt araç, gereç, alat, edevat alınması ve sağlanması,
c) Afetlerin zararını önleme, gerekli tedbirleri araştırma, etüt, kiralama, taşıma, yıktırma ve personele yapılacak ödemeler,
d) Konut yapan tüzel kişilerle ortaklık kurmak veya bu amaçla çalışan kuruluşlara iştirak etmek,
e) Afet hizmetlerine ilişkin diğer işler için ayrılacak para miktarı ile,
f) Afete uğrayanlara veya uğraması muhtemel olanlara inşaat ve onarım için ne şekilde yardım yapılacağı, miktarı, istekliler arasında gözetilecek sıra esasları, müracaat ve istek şekilleri, inşa olunacak binaların yerleri, sayıları, tipleri, yapı şartları, inşa tarzları, çeşitli kısımların boyutları ve diğer hususlar,
İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve ifa olunur.”
7. 15.12.2012 tarihli ve 28498 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin;
7.1. “Amaç ve kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde;
“(1) Bu Yönetmeliğin amacı; 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca, riskli yapılar ile riskli alan ve rezerv yapı alanlarının tespitine, riskli yapıların yıktırılmasına, yapılacak planlamaya, dönüştürmeye tabi tutulacak taşınmazların değerinin tespitine, hak sahibi olacaklarla yapılacak anlaşmaya ve yapılacak yardımlara, yeniden yapılacak yapılara ve 6306 sayılı Kanun kapsamındaki diğer uygulamalara ilişkin usûl ve esasları belirlemektir.”
7.2. “Planlama süreci” başlıklı 18’inci maddesinde;
“ (1) Uygulama alanına yönelik olarak yapılacak planlarda alanın özelliğine göre; Afet risklerinin azaltılması, fiziksel çevrenin iyileştirilmesi, korunması ve geliştirilmesi, sosyal ve ekonomik gelişmenin sağlanması, enerji verimliliği ve iklim duyarlılığı ile yaşam kalitesinin artırılması esastır.
(2) (Değişik:RG-21/6/2019-30808) Bakanlık;
a) Riskli alan ve rezerv yapı alanı ile riskli yapıların bulunduğu taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekteki planı resen yapmaya, yaptırmaya ve onaylamaya,
b) Riskli alanlar, rezerv yapı alanları ve riskli yapıların bulunduğu parsellerdeki uygulamalarda faydalanılmak üzere; özel kanunlar ile öngörülen alanlara ilişkin olanlar da dâhil, her tür ve ölçekteki planlama işlemlerine esas teşkil edecek standartları belirlemeye ve gerek görülmesi hâlinde bu standartları plan kararları ile tayin etmeye veya özel standartlar ihtiva eden planlar ve kentsel tasarım projeleri yapmaya, yaptırmaya ve onaylamaya,
c) Parselasyon planlarında, gerekli görülmesi hâlinde varsa ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını tamamlamak üzere düzenleme ortaklık payı kesintisi yapmaya,
/ yetkilidir.
(3) Büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki ilçe belediyelerince hazırlanan imar planı teklifleri hakkında ilgili büyükşehir belediyesinin görüşü alınır. Büyükşehir belediyesinin onbeş gün içinde görüş vermemesi halinde, uygun görüş verilmiş sayılır.
(4) (Değişik:RG-2/7/2013-28695) Plan teklifleri; İdarece veya ilgililerince, riskli alanlarda ve rezerv yapı alanlarında kentsel tasarım projesi ile birlikte, riskli yapı veya yapıların bulunduğu parsellerde ise,
Bakanlıkça talep edilmesi halinde kentsel tasarım projesi ile birlikte hazırlanır ve planlama alanı ile yakın çevresinin meri planları, mevcut durumu gösteren bilgi ve belgeler ve ilgili kurum ve kuruluş görüşleri ile birlikte Bakanlığa iletilir. Bakanlıkça uygun görülen plan teklifleri, aynen veya değiştirilerek onaylanır.
(5) Uygulama alanında, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile 16/6/2005 tarihli ve 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun kapsamında kalan alanlardan bulunması hâlinde, alanın sit statüsü de gözetilerek, Kültür ve Turizm Bakanlığının görüşü alınır. (Ek ibare:RG-2/7/2013-28695) Kültür ve Turizm Bakanlığı görüşünü otuz gün içerisinde bildirir.
(6) (Mülga:RG-25/7/2014-29071)”
7.3. “Planların değerlendirilmesi” başlıklı 19’uncu maddesinde:
“ (1) Bakanlık, uygulama alanın özelliğine, planın ölçeğine ve ihtiyaç analizine göre kendisine sunulan planda bulunması gereken esasları ve yapılacak tespit, araştırma ve inceleme konularını belirler. Bunlara göre sunulan plan kararlarını değerlendirir. Bakanlık, plan onaylarken, planlama esaslarını ve yapılan analiz ve kararlar ile birlikte planın kent bütününe ve çevresine etkisini ve uyumunu, ulaşım sistemi ile bütünleşmesini, sosyal ve teknik altyapı alanlarının sağlanmasını ve kentsel doku ve yaşanabilirlik hususlarını da dikkate alır.”
hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ ÖZCAN YILDIZ’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9. Başvuran, hak sahipliği kura işlemi sonucunda kendisine tahsis edilen taşınmazın zemin kat ve arka cephe olduğunu belirterek önceki taşınmazının özelliklerine sahip bir konutun verilmesini veya kendisine çıkan zemin katın satın alınmasını talep etmektedir.
10. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, 6306 sayılı Kanun kapsamında deprem bölgelerinde yürütülen projelerin, Kanunun öngördüğü usul ve esaslara uygun şekilde tamamlandığını, yapılan incelemeler neticesinde, başvuranın taşınmazına ilişkin olarak İdarelerince uygulanan kura ve dağıtım kurgusunda herhangi bir sehven işlem veya olumsuzluk tespit edilmediğini; tüm hak sahipleri için eşit hak ve olasılıklar gözetilerek noter huzurunda gerçekleştirilen kura işlemi sonucunda bir değişiklik yapılmasının mümkün olmadığını belirtmektedir.
/
11. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2’nci maddesinde yer alan sosyal devlet ilkesi gereği, toplumsal yaşamın insanca sürdürülebilmesi için gerekli sosyal ve ekonomik koşulları sağlamak devletin pozitif yükümlülükleri arasındadır.
12. Sosyal devlet ilkesinin birer tezahürü olarak Anayasa’nın 56’ncı maddesinde herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmış; 57’nci maddesinde ise şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri almak ve toplu konut teşebbüslerini desteklemek devletin görevleri arasında sayılmıştır.
13. Sosyal devlet ilkesi ve konut hakkı kapsamında, afetlerin genel hayata etki derecesi ve oluşturduğu ekonomik kaybın boyutu da dikkate alınarak afete maruz kalan vatandaşların en temel ihtiyacı olarak beliren konut ihtiyaçlarını karşılamak ve böylece afet sebebiyle konutları oturulamayacak derecede hasar gören veya yıkılan kişilerin, bir an önce normal hayat düzenine kavuşturulması amaçlanmaktadır.(Danıştay 11.Daire, E. 2001/1548, K. 2004/544, T.10.02.2004.)
14. Bu kapsamda, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek için ölçülü tedbirlerle bireylerin riskli yapılardan tahliye edilmesi ve kişilerin konut hakkı kapsamında bir an önce güvenli ve yeterli barınma hakkına sahip kılınması için yapılan işlemler konut hakkı kapsamında devlete yüklenen ödevlerle de örtüşmektedir.
15. Ülkemiz, jeolojik ve topoğrafik özellikleri nedeniyle tarihsel süreç içerisinde sıklıkla büyük can ve mal kayıplarına yol açan deprem afetleriyle karşı karşıya kalmıştır. Deprem gerçekliği karşısında, anayasal hükümlerle öngörülen sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı ve barınma hakkının güvence altına alınması, hayati bir gereklilik haline gelmektedir.
16. Bu amaçla yürürlüğe konulan 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında, afet sonrası riskli alanlarda yürütülen yeniden inşa ve konut tahsisi uygulamaları, sosyal devletin pozitif yükümlülüklerinin somut birer yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır.
17. 6 Şubat 2023 tarihli deprem felaketinin meydana geldiği bölgede, afet risklerinin bertaraf edilmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması, güvenli yaşam alanlarının oluşturulması amacıyla 6306 sayılı Kanun ve 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği kapsamında dönüşüm uygulamalarının yürütüldüğü, yapılaşma düzeninin yeniden ele alındığı ve hak sahiplerine yeni bağımsız bölümlerin tahsisine yönelik uygulamaların gerçekleştirildiği görülmektedir.
18. Söz konusu uygulamalarda, sosyal devlet ilkesinin gereği olarak, konutları oturulamayacak derecede hasar gören kişilerin ivedilikle barınma ihtiyacının karşılanması, bir an önce normal hayat düzenine kavuşturulması ve sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşamaları amacıyla gerekli düzenleme ve dönüşüm çalışmalarının yapıldığı, diğer bir ifadeyle kamu yararına dönük meşru bir amacın bulunduğu ve kanuni dayanakların mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
19. Yukarıda bahsi geçen 6306 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde, deprem riski altındaki alanlar, afetler bakımından risk taşıdığı ilmî ve teknik araştırmalar ile belirlenmiş alanlar, jeolojik durumu ve zemin özellikleri itibarıyla iskânın tehlike arz ettiği alanlar ile yaşanabilirlikten uzak, köhnemiş, can ve mal emniyeti bakımından riskli ve görüntü itibarıyla da çirkin olan yapılaşmaların bulunduğu alanların riskli alanlar arasında sayıldığı görülmektedir. Kanun’un 1’inci maddesine göre, Kanun’un amacı, riskli yapıları fen ve sanat norm ve standartlarına uygun hâle getirmek, bunların maliklerine sağlıklı ve güvenli yaşama çevreleri teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemedir. (Anayasa Mahkemesi, E.2012/87,
K.2014/41, 27/2/2014).
20. Deprem sonrası gerçekleştirilen planlama ve yerleşim değişiklikleri çerçevesinde, konut tahsisinde hak sahipliğinin bütüncül bir bakış açısıyla yeni yapılaşma düzenine göre değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda her bir hak sahibine eski konutunun aynen iadesinin veya aynı nitelikte daire verilmesinin mümkün olmadığı görülmektedir.
21. Afetzedelerin yıkılan konutlarının aynen iade edilememesinin veya her afetzedeye aynı nitelikte konutlar verilememesinin, belirtilen amacın hayata geçirilmesi için alanda yapılan plan değişiklikleri ve düzenlemelerin doğal bir sonucu olduğu, nitekim kanunda böyle bir zorunluluğun da öngörülmediği; diğer taraftan, hak sahibine kura sonucunda tahsis edilen konutun, hak sahibinin talebi üzerine İdarece geri satın alınmasına ilişkin bir düzenleme de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
22. Ayrıca, 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinde yeniden inşa edilen bağımsız bölümlerin hak sahiplerine hangi yöntemle dağıtılacağına ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı, bununla birlikte 7269 sayılı Kanun’un 36’ncı maddesi uyarınca afete uğrayanlara veya uğraması muhtemel olanlara inşaat ve onarım için ne şekilde yardım yapılacağı, miktarı, istekliler arasında gözetilecek sıra esasları, müracaat ve istek şekilleri, inşa olunacak binaların yerleri, sayıları, tipleri, yapı şartları, inşa tarzları, çeşitli kısımların boyutları ve diğer hususların idarenin uygulama esaslarına bırakıldığı ve bu kapsamda kura yönteminin idarenin takdir yetkisi çerçevesinde başvurulan bir dağıtım aracı olduğu anlaşılmaktadır.
23. 6306 sayılı Kanun’un amacının riskli yapıları fen ve sanat norm ve standartlarına uygun hâle getirmek, bunların maliklerine sağlıklı ve güvenli yaşama çevreleri teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenileme olduğu, dolayısıyla her bir hak sahibine eski konutunun aynen iadesinin veya aynı nitelikte daire verilmesinin mümkün olmadığı, idarece seçilen kura yönteminin, olayın hususiyeti de göz önünde bulundurulduğunda bir an önce hak sahiplerine konutlarının teslim edilebilmesi ve istenilen amacı gerçekleştirmede makul ve elverişli bir yöntem olduğu, kura yönteminin sübjektif tahsislerin önüne geçtiği, hukuka aykırı bir husus barındırmadığı değerlendirilmektedir.
24. Bununla birlikte kura yönteminin hakkaniyete uygunluğundan söz edilebilmesi için; eşitlik ve şeffaflık ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda eşitlik ilkesi, herkesin kura sürecine dahil edilmesini ifade etmekte olup kura sonucunda bazı kişilere daha avantajlı dairelerin çıkması eşitlik ilkesinin ihlali olarak değerlendirilemez; zira eşitlik, sonuçların aynı olmasını değil, sürecin ayrımcılıktan uzak yürütülmesini gerektirir.
25. Kura yönteminin hakkaniyete uygunluğunun değerlendirilmesinde gözetilmesi gereken bir diğer ölçüt şeffaflık ilkesidir. Şeffaflık, idarenin işlemlerinin keyfilikten uzak, denetlenebilir ve izlenebilir biçimde yürütülmesini temin eder. Şeffaflık sayesinde, kura işlemlerinin kamuoyunda güven yaratması, hak sahipleri arasında güven duygusunu pekiştirmesi ve idarenin hesap verebilirliğini sağlaması mümkün olmaktadır.
26. Diğer yandan konuya ilişkin içtihatlara bakıldığında;
26.1. Afet konutu ile önceki konut arasındaki kat, yer, cephe, konum, metrekare ve şerefiye farkından kaynaklı tazminat talepli davada Danıştay; tüm işlemlerin Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkında Yönetmelik’in 24’üncü maddesi kapsamında yürütüldüğünü, Anayasa'nın 2’nci maddesinde yer alan milli dayanışma ve sosyal devlet ilkeleri uyarınca deprem nedeniyle afete maruz kalan kişilerin en temel ihtiyacı olan barınma ihtiyaçlarının en kısa sürede karşılanması ve böylece afet sebebiyle konutları oturulamayacak derecede hasar gören veya yıkılan kişilerin bir an önce normal hayat düzenine kavuşmasının sağlanması amacıyla, 7269 sayılı Kanun'dan kaynaklanan acil barınma ihtiyacının giderilmesine yönelik olarak idarelerce konutlar inşa edilerek kura yöntemiyle afetzedelere tahsisinin yapıldığını, tüm afetzedelere yıkılan konutları ile aynı konum, cephe ve metrekareye sahip yeni konutlar verilmesinin mümkün olmadığını, eski konutlar ile yeni verilen konutlar arasında birtakım farklılıklar olmasının kura işleminin doğal sonucu olduğunu belirtmiştir.(Danıştay 4.Daire, E.2024/948, K.2024/2243,
T.28.03.2024.)
26.2. Başka bir yargı kararında; yukarıdaki kararda zikredilen açıklamalara yer verildikten sonra, belirtilen amaç dikkate alındığında mevzuatta öngörülen yardımın afetzedelerin tüm zararlarının karşılanmasını içermediği ifade edilmiştir.(Danıştay 14.Daire, E.2011/8485, K.2011/1330, T.10.10.2011.)
27. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile yapılan değerlendirmede; somut uyuşmazlıkta tüm hak sahiplerinin kura çekilişine tabi tutulduğu, afetzedelerin eski taşınmazlarının yön, cephe ve benzeri nitelikleri dikkate alınarak gruplandırma yapılması suretiyle kura senaryolarının oluşturulduğu, kura çekilişinin noter huzurunda canlı yayında gerçekleştirildiği, idarenin başvurana yönelik ayrımcı veya keyfi işlem tesis ettiğine dair herhangi bir somut olgunun da tespit edilemediği, konutları oturulamayacak derecede hasar gören veya yıkılan afetzedelerin bir an önce normal hayat düzenine kavuşması ve acil barınma ihtiyacını gidermek adına inşa edilen konutların tesliminde birtakım farklılıklar olmasının kura işleminin doğal sonucu olduğu, dolayısıyla kura sürecinde eşitlik ve şeffaflık ilkelerini ihlal eden bir husus bulunmadığından kura uygulaması neticesinde başvurana eski taşınmazı ile bire bir aynı yerin tahsis edilmemesinin hakkaniyete de uygun olduğu değerlendirilmiştir.
28. Bu açıklamalar çerçevesinde, başvurunun reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
29. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; idarenin, başvurucuya verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
30. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup yetkili ve görevli mahkemelerde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Mehmet AKARCA
Kamu Başdenetçisi
Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
Kavaklıdere Mah. Zeytindalı Caddesi No:4 Çankaya/ANKARA