Kamu Denetçiliği Kurumu · Tavsiye kararı

Atıf ağı
Diğer
Yazı boyutu

Atıf biçimi

Biçime dokunun, panoya kopyalanır.

Resmî kaynak

Başvuranın oğluna verilen disiplin cezasının iptal edilmesi talebi hakkındadır.

Eğitim-öğretim, gençlik ve spor / Öğrencilerle ilgili işlem, eylem ve uygulamalar.

  • E. 2026/11788
  • K. 2026/19908
  • 01.10.2026

T.C.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI
2026/19908-S.26.27188
BAŞVURU NO
2026/11788
KARAR TARİHİ
01/10/2026

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN
,TCKN:
BAŞVURUYA KONU İDARE
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU
Başvuranın oğluna verilen disiplin cezasının iptal edilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ
07/05/2026

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; velisi olduğu öğrenci mağdur olduğu bir olayda, işlenmemiş bir fiile ve çarpıtılmış bir "pişmanlık" iddiasına dayanılarak oğluna 09.02.2026 tarih ve nolu okul disiplin kararı(Uyarı) verildiğini, bu ceza verilirken idarenin taraflı bir tutum takındığını ve eksik soruşturma süreci işlettiğini, idarenin “pişmanlık" iddiasının haksızlığı ve "kabasaygısız davranış" fiilinin tanımlanmamış olması nedeniyle işlemin iptali gerektiğini ifade ederek konunun incelenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun yazısı üzerine Aydın Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün başvuru konusuna ilişkin Kurumumuza gönderilen 16.06.2026 tarih ve E- - - sayılı yazısında yazışmalara, ifade tutanaklarına ve Disiplin Kurulu Kararlarına yer verilmiş olup ilgili yazıların;

2.1. Başvuran babasının itirazı üzerine itiraza cevap yazısı düzenlendiği anlaşılmış olup bu yazıda özetle; Disiplin Kurulunun 09.02.2026 tarih ve sayılı kararıyla, Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 171. maddesi uyarınca, öğrencinin temiz disiplin sicili, akademik başarısı ve olaydan duyduğu pişmanlık dikkate alınarak verilen kınama cezasının sözlü uyarıya çevrilmesine karar verildiği; sözlü uyarının Yönetmelik kapsamında bir disiplin cezası niteliğinde olmadığı, öğrencinin siciline işlenmediği ve herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı, Başvuran tarafından dilekçede ileri sürülen tüm itirazların Disiplin Kurulunca mevzuat çerçevesinde ayrıntılı olarak incelendiği, her bir itiraz gerekçesine Yönetmelik hükümleri kapsamında cevap verildiği ve itirazın reddine ilişkin gerekçeli kararın ayrıca düzenlenerek başvurana sunulduğu, ayrıca, süreç boyunca okul yönetimi ve Disiplin

Kurulunca yalnızca yaptırım odaklı bir yaklaşım benimsenmediğini; Yönetmeliğin 171. maddesinde vurgulanan öğrenciyi kazanma ve rehberlik anlayışının esas alındığını, öğrencinin olaydan duyduğu pişmanlık ile geçmişteki akademik başarısının gözetilmesi suretiyle en hafif idari müdahale yoluna başvurulduğunu ve öğrencinin eğitim hayatının zarar görmemesinin öncelikli hedeflendiğini, Bunun yanında, olayın ardından öğrencinin okul rehberlik servisinin gündemine alındığı, öğrencinin sağlıklı, başarılı ve huzurlu bir eğitim süreci geçirmesi amacıyla rehberlik biriminin desteğinin sürdürüleceği, gerekli görülmesi hâlinde aileyle de rehberlik görüşmesi yapılabileceği, neticede başvuranın itirazının Disiplin Kurulunca değerlendirilerek reddedildiğini, iptali veya kaldırılması gereken hukuki sonuç doğurucu bir disiplin cezası bulunmadığından başvurunun bu yönüyle konusuz kaldığının ifade edildiği görülmüştür.

2.2. Olaya ilişkin Rehberlik Servisince düzenlenen Disiplin Kurulu için Öğrenci Görüşme Formunda Olayla ilgili görüşmenin özetinin; pansiyonda sebilden su alırken bardağını doldurmak üzere sebili bıraktığı sırada ’nin geldiğini ve bardağını ittiğini, bu nedenle aralarında sürtüşme yaşandığını; daha sonra ’nin konuşmak için çağırdığında ’nin kendisine saldırdığını, arkadaşlarının araya girerek kavgayı yatıştırdığını, ise su doldurmak için sebile gittiğini, su içtiği sırada sebilde bulunan bardağı kenara çekerek kendi bardağını doldurduğunu; bardağın kendisine ait olduğunu söyleyerek saygısız ifadeler kullandığını belirttiği, bu nedenle aralarında sürtüşme yaşandığını, sonrasında ’nın kendilerini barıştırdığını; ertesi gün olay hakkında konuşmak üzere sınıfa çağrıldığını ve kendisini tehdit ederek tahrik ettiğini, olayın bu şekilde meydana geldiğini ileri sürdüğü,

’nun, ilk olaydan haberi olmadığını; ikinci gün etüt sonrası ’nin ile konuşması için sınıfa çağırdığını, kendisinin de kapıda beklediğini belirtmiştir. ’nin neden böyle davrandığını sorduğunu, ise tehditvari ifadeler kullandığını (“göreceksin sen” vb.) ifade ettiği, bunun üzerine ’nin üzerine yürüdüğünü, kendisinin araya girdiğini ve sonrasında ’nın da gelerek olaya müdahale ettiğini ve tarafları yatıştırdıklarını belirttikleri şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Rehberlik öğretmeninin konuya ilişkin önerisinin ise; “Yaşanan olaylar nedeniyle öğrencilere olumsuz davranışlarını düzeltmeleri için telkinde bulunuldu. Öğrencilere öfke kontrolü ve problem çözme becerileri konusunda bilgi verildi. Öğrencilere benzer davranışları tekrar etmemeleri için telkinde bulunuldu.” şeklinde olduğu görülmüştür.

2.3. Başvuranın oğlu hakkında düzenlenen 09.02.2026 tarihli ve sayılı Disiplin Kurulu Kararında;
““Cezayı gerektiren davranışın nedeni: arkadaşına kaba ve saygısız davranmak… Verilen cezanın çeşidi ve yönetmelik maddesi: MEB Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin 164-(1) Maddesinin ğ bendi (Kaba ve saygısız davranmak) bendine göre KINAMA cezası verilmesi ve MEB Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinin 170-(2) Maddesinin “a” bendine göre davranış puanından 10 puan düşürülmesi gerekirken öğrencinin daha önce disiplin cezası almamış olması, derslerinde başarılı olması ve arkadaşıyla yaşadığı olumsuz durumdan pişman olmasından dolayı okul idaresince sözlü olarak Uyarılmasına oy birliği ile karar verilmiştir.” şeklinde yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı T. C. Anayasası’nın;
3.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde;
“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

5. Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin;

5.1. Öğrencilerin uyacakları kurallar ve öğrencilerden beklenen davranışlar” başlıklı 157’nci maddenin 7’inci fıkrasında; “(7) (Ek:RG-5/9/2019-30879) (Değişik cümle:RG-15/11/2022-32014) Daha önce disiplin cezası almamış olmak kaydıyla, kınama cezasını gerektiren davranışlardan herhangi birini ilk defa işleyenlere aşağıdaki usule göre işlem yapılır:

a) (Değişik:RG-15/11/2022-32014) Sınıf/şube rehber öğretmeni ile (Değişik ibare:RG-8/9/2023- 32303) rehber öğretmenin birlikte yapacakları değerlendirme ve önerileri ile okul müdürü tarafından davranışlarında kusurlu olduğuna yönelik öğrencinin dikkatinin çekilmesi amacıyla yazılı uyarı yapılır.

Olumsuz davranışlarının devamı hâlinde kendisine uygulanabilecek yaptırımlar konusunda uyarılır. Yazılı uyarı (Değişik ibare:RG-8/9/2023-32303) rehberlik servisine ve okul öğrenci ödül ve disiplin kuruluna bilgi amaçlı gönderilir.

b) Okul yönetimi, öğrencinin olumsuz davranışları sürdürmesi hâlinde veliyi okula davet eder.
Sınıf/şube rehber öğretmeninin ve (Değişik ibare:RG-8/9/2023-32303) rehber öğretmenin de katılımı ile yapılan görüşmede, öğrencinin olumsuz davranışları ve uygulanabilecek yaptırımlar veliye bildirilir.

Velinin toplantıya gelmemesi durumunda tutanak tutulur.
c) (Değişik:RG-8/9/2023-32303) Bu durumdaki öğrenciler Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği kapsamında belirlenen sosyal sorumluluk programı çalışmalarından biriyle de ilişkilendirilebilir. Öğrencinin sosyal sorumluluk programı çalışmaları kapsamında yaptığı etkinlik,

Sosyal Etkinlik Modülüne işlenir.
ç) (Değişik:RG-15/11/2022-32014) Yazılı uyarı ile veli görüşmesine ilişkin bilgiler e-Okul sistemine işlenmez.
d) (Değişik:RG-8/9/2023-32303) Sosyal sorumluluk programı çalışmasına ilişkin belgeler hariç diğer belgeler ders yılı sonunda ya da öğrencinin nakil olduğu tarihten itibaren 5 iş günü içinde imha edilir.

e) (Ek:RG-15/11/2022-32014) Öğrenci, kınama cezasını gerektiren ikinci davranışında doğrudan okul öğrenci ödül ve disiplin kuruluna gönderilir.”
5.2.“Disiplin cezaları ”başlıklı 163’üncü maddesinde;“(1)(Değişik:RG-5/9/2019-30879) Öğrencilre, disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiillerinin niteliklerine göre;

a) Kınama,
b) Okuldan kısa süreli uzaklaştırma,
c) Okul değiştirme,

ç) Örgün eğitim dışına çıkarma cezalarından biri verilir.
(2) Disipline konu olan olaylar okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunda görüşülüp karara bağlandıktan sonra;
a) Kınama ve okuldan kısa süreli uzaklaştırma cezaları okul müdürünün,
b) Okul değiştirme cezası, ilçe öğrenci disiplin kurulunun,
c) Örgün eğitim dışına çıkarma cezası, il öğrenci disiplin kurulunun, onayından sonra uygulanır.”
5.3. “Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller” başlıklı 164’üncü maddesinde; “(1) (Değişik:RG- 5/9/2019-30879) Kınama; öğrenciye, cezayı gerektiren davranışta bulunduğunun ve tekrarından kaçınmasının kesin bir dille ve yazılı olarak bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren davranışlar ve fiiller şunlardır:

a) Okulu, okul eşyasını ve çevresini kirletmek,
b) Okul yönetimi veya öğretmenler tarafından verilen eğitim ve öğretime ilişkin görevleri yapmamak,
c) Kılık-kıyafete ilişkin mevzuat hükümlerine uymamak,
ç) (Değişik:RG-15/11/2022-32014) Tütün, tütün mamulleri veya tütün içermeyen ancak tütün mamulünü taklit eder tarzda kullanılan her türlü ürünü bulundurmak veya kullanmak,

d) Başkasına ait eşyayı izinsiz almak veya kullanmak,
e) Yalan söylemek,
f) Okula geldiği hâlde özürsüz eğitim ve öğretim faaliyetlerine, törenlere, sosyal etkinliklere ve okul pansiyonlarında etüde katılmamak, geç katılmak veya bunlardan erken ayrılmak,

g) Okul kütüphanesi, atölye, laboratuvar, pansiyon veya diğer bölümlerden aldığı kitap, araç-gereç ve malzemeyi, eksik vermek veya kötü kullanmak,
ğ) Okul yöneticilerine, öğretmenlerine, çalışanlarına ve arkadaşlarına kaba ve saygısız davranmak,
h) Dersin ve ders dışı eğitim faaliyetlerinin akışını ve düzenini bozacak davranışlarda bulunmak,
ı) Kopya çekmek veya çekilmesine yardımcı olmak,
i) (Değişik:RG-15/11/2022-32014) Yatılı okullarda okul yönetimince belirlenen pansiyon kurallarına uymamak,
j) Müstehcen veya yasaklanmış araç, gereç ve dokümanları okula ve okula bağlı yerlere sokmak veya yanında bulundurmak,
k) Kumar oynamaya yarayan araç-gereç ve doküman bulundurmak,
l) Bilişim araçlarını öğretmenler kurulunca belirlenen usul ve esaslara aykırı şekilde kullanmak,
m) Alınan sağlık ve güvenlik tedbirlerine uymamak,
n) Ders saatleri içinde öğretmenin bilgisi ve kontrolü dışında bilişim araçlarını açık tutarak dersin akışını bozmak,
o) Eğitim ortamlarında; dersler arası ile öğle arası dinlenme sürelerinde okul yönetiminin izni dışında bilişim araçlarını yanında bulundurmak ve kullanmak.

ö) (Ek:RG-15/11/2022-32014) Okula, okul yönetiminin izni dışında okulla ilgisi olmayan kişileri getirmek.”
5.4. “Ceza takdirinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 168’inci maddesinde; “ (1) Disiplin cezaları takdir edilirken;
a) Öğrencinin 18 yaşına kadar çocuk olduğu,
b) Öğrencinin üstün yararı,
c) (Değişik:RG-1/7/2015-29403) Gizlilik ilkesi,

ç) (Değişik:RG-1/7/2015-29403) Sınıf rehber öğretmeni, gerektiğinde diğer öğretmenler ve öğrenci velisinin görüşleri,
d) Öğrencinin ailesi ve çevresiyle ilgili bilgiler,
e) Öğrencinin kişisel özellikleri ve psikolojik durumu,
f) Fiil ve davranışın hangi şartlar altında yapıldığı, öğrenciyi tahrik (Ek ibare:RG-15/11/2022- 32014) eden unsurlar,
g) Öğrencinin yaşı ve cinsiyeti,
ğ) (Mülga:RG-15/11/2022-32014)
h) Öğrencinin daha önce ceza alıp almadığı,
ı) (Ek:RG-5/9/2019-30879) Okul yöneticileri ile öğretmenlere yönelik gerçekleşen disiplin suçlarında öğretmenlik mesleğinin saygınlığı, hususları göz önünde bulundurulur.

(2) Olayın mahkemeye intikal etmesi disiplin cezasının uygulanmasını engellemez.
(3) (Değişik:RG-15/11/2022-32014) Bu maddenin birinci fıkrasında sayılan durumlar değerlendirilerek sınıf rehber öğretmeni, rehberlik (Mülga ibare:RG-8/9/2023-32303) servisinin ve ihtiyaç bulunması halinde diğer ilgili öğretmenlerin görüşü alınarak bir alt ceza verilebilir.”

5.5. “Cezaların işlenmesi, silinmesi, puan iadesi ve dosyaların saklanması” başlıklı 171’inci maddesinde;
“(1) Öğrencilerin aldıkları cezalar, (Değişik ibare:RG-5/9/2019-30879) e-Okul/e-Mesem sistemine işlenir.
(2) (Değişik:RG-28/10/2016-29871) Ceza alan ve davranış puanı indirilmiş olan ancak davranışları olumlu yönde değişen, iyi hâlleri görülen ve olumsuz davranışları tekrarlamayan öğrencilerin durumları, (Ek ibare:RG-2/9/2020-31232) açık ortaöğretim kurumlarına geçiş yapanlar dâhil okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunca daha sonraki dönemde/dönemlerde, son sınıf öğrencileri ise ders yılı sonunda değerlendirilir. Cezalarının kaldırılması ve davranış puanlarının iadesi öngörülen öğrenciler öğretmenler kuruluna sunulur. Öğretmenler kurulunca cezası kaldırılan ve davranış puanı iade edilen öğrencilerin yeni durumları (Değişik ibare:RG-5/9/2019-30879) e-Okul/e-Mesem sistemine işlenir. (Ek cümle:RG- 5/9/2019-30879) Kaldırılan cezalar öğrencinin (Değişik ibare:RG-5/9/2019-30879) e-Okul/e- Mesem sistemindeki dosyasından 5 iş günü içinde çıkarılır.
(3) Davranış puanı iade edilen ve disiplin cezası kaldırılan öğrencinin disiplin durumuna ilişkin bilgi istendiğinde, öğrencinin disiplin cezası bulunmadığı bildirilir.

(4)(Değişik:RG-1/7/2015-29403) Okul öğrenci ödül ve disiplin kurulu belgeleri ve araştırma/inceleme/soruşturma dosyası ilgili mevzuat hükümlerince saklanır.

(5) Ödül ve disiplin işlemlerine ait veriler; Bakanlığın ilgili birimlerince (Değişik ibare:RG- 5/9/2019-30879) e-Okul/e-Mesem sistemi üzerinden alınır.”

5.6. “Okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunun görevleri” başlıklı 189’uncu maddesinde; “ (1) Okul öğrenci ödül ve disiplin kurulu;
a) Okulda düzen ve disiplinin sağlanmasıyla ilgili görüşmeler yapar ve kararlar alır.
c) Disipline aykırı davranışların nedenlerini inceler ve bunları ortadan kaldırma yollarını arar.
h) Okul müdürünün havale ettiği disiplin olaylarını inceler ve karara bağlar.”

5.7. “Toplantıya çağrı” başlıklı 190’ıncı maddesinde; “(1) Okul öğrenci ödül ve disiplin kurulu, kurul başkanının yazılı çağrısıyla toplanır. Kurul başkanı, gerektiğinde görüşüne başvurulmak üzere sınıf rehber öğretmeniyle okul rehberlik (Değişik ibare:RG-1/7/2015-29403) öğretmenini de toplantıya çağırabilir.”

5.8. “Toplantı ve karar alma” başlıklı 191’inci maddesinde; “(1) Okul öğrenci ödül ve disiplin kurulu, üyelerin salt çoğunluğuyla toplanır ve oy çoğunluğuyla karar alır. Okul öğrenci ödül ve disiplin kurulu, kurula iletilen disiplin olaylarını görüşmek ve karara bağlamak zorundadır. Üyeler, çekimser oy kullanamaz, üyelerin dışında toplantıya çağrılanlar da oy kullanamazlar.

(2) Okul müdürünce kabul edilebilir bir özrü bulunmadıkça, okul öğrenci ödül ve disiplin kurulu üyeleri kurula katılmaktan kaçınamazlar. Disiplin konusu davranıştan şikâyetçi olan veya zarar gören üye kurula katılamaz. Kurula katılmayan üyenin yerine yedek üye toplantıya çağrılır.”

5.9. “Kurula sevk” başlıklı 192’nci maddesinde; “(1) (Değişik:RG-1/7/2015-29403) Bir disiplin olayının meydana geldiğinin gerek doğrudan, gerekse ihbar veya şikâyet üzerine anlaşılması hâlinde, rehberlik servisi olan okullarda disiplin konusu öncelikle bu servise intikal ettirilir. Rehberlik servisi, davranışın yapıldığında öğrencinin kişilik ve sosyal durumuna ilişkin raporu okul müdürüne verir. Okul müdürü raporun içeriğini dikkate alarak yönlendirmede bulunur ve gerekli gördüğünde raporun içeriği hakkında okul öğrenci ödül ve disiplin kurulu başkanını bilgilendirir.

(2) Rehberlik (Mülga ibare:RG-1/7/2015-29403) (…) servisi bulunmayan okullarda ise konu okul müdürünce doğrudan onur kurulu veya okul öğrenci ödül ve disiplin kuruluna sevk edilebilir. Gerekli durumlarda bölgedeki rehberlik ve araştırma merkezînden yardım alınır.

(3) Okul öğrenci ödül ve disiplin kurulu, konuyu kurula gelişinden itibaren en geç on iş günü içinde karara bağlar. Sürenin yetmemesi durumunda, alınacak ara karar ve okul müdürünün onayıyla bu süre ancak bir kez uzatılabilir.”

5.10. “İfadelerin alınması ve delillerin toplanması” başlıklı 193’üncü maddesinde; “(1) Okul öğrenci ödül ve disiplin kuruluna sevk edilen öğrencilerin ve olayla ilgili tanıkların, önce okul öğrenci ödül ve disiplin kurulu başkanı tarafından yazılı ifadeleri alınır. Olay, sınıfta veya topluluğun bulunduğu yerlerde cereyan etmişse bu topluluğun çoğunluğunun ifadesine başvurulur. Olayla ilgili bilgi ve belgeler toplanıp bir dosya düzenlenerek okul öğrenci ödül ve disiplin kuruluna sunulur.”

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ÖZCAN YILDIZ’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7. Başvuran; oğlu hakkında Anadolu İmam Hatip Lisesi Okul Öğrenci Ödül ve Disiplin Kurulunun 09/02/2026 tarihli ve sayılı kararı ile tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğunu, olayın oluş şeklinin ve tarafların beyanlarının tam olarak değerlendirilmediğini, soruşturmanın eksik yürütüldüğünü, oğlu hakkında disiplin cezası uygulanmasını gerektirecek nitelikte bir davranışın bulunmadığını ifade ederek söz konusu kararın kaldırılması/iptal edilmesi talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

8. İdarenin cevabi yazısında özetle; başvuranın itirazının Okul Disiplin Kurulunca incelendiği, öğrencinin geçmiş disiplin sicili, akademik başarısı ve pişmanlığı gözetilerek kınama cezasının sözlü uyarıya çevrildiği, sözlü uyarının disiplin cezası niteliğinde olmadığı, öğrenci siciline işlenmediği ve herhangi bir ağır hukuki sonuç doğurmadığı, bu nedenle başvuru konusu işlemin hukuki sonuç doğurmadığından başvurunun konusuz kaldığı; soruşturmanın ise Yönetmeliğin ilgili hükümleri çerçevesinde yürütüldüğü, öğrenci ve tanıkların beyanlarının alındığı, olayın karşı tarafına ilişkin de disiplin yaptırımı uygulandığı ve sürecin öğrenciyi kazanma ve rehberlik etme amacı doğrultusunda yürütüldüğü belirtilerek başvuranın itirazının reddedildiği hususlarının ifade edildiği görülmüştür.

9. Eğitim, Anayasa tarafından doğrudan güvence altına alınmış bir hak olmakla birlikte çok özel bir kamu hizmeti olarak sadece doğrudan faydaları olan bir hizmet değil geniş sosyal fonksiyonları da olan bir hizmettir. Demokratik bir toplumda insan haklarının sağlamlaşması ve devamı için eğitim hakkının vazgeçilmez ve temel bir katkısı olduğu da aşikârdır. (AYM, Mehmet Reşit Arslan ve Diğerleri, B. No:

2013/583, 10.12.2014, § 66) Eğitim hakkı, belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına etkili bir biçimde erişimin sağlanmasını güvence altına almakla beraber (Mehmet Reşit Arslan ve Diğerleri, § 68) kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe şeklinde bir negatif ödev de yüklemektedir.(AYM, Adem Öğüt ve diğerleri, B. No: 2014/20527, 22.11.2017, § 44; AYM, Yüksel Baran,

B. No: 2012/782, 26.06.2014, § 36)

10. Somut olayda başvuranın oğluna verilen sözlü uyarı şeklindeki disiplin cezası İdare bir sonuç doğurmayacağını ifade etmiş olsa da neticede bir ceza olup Anayasa’nın 42’nci maddesi çerçevesinde başvurucunun eğitim hakkına müdahalede bulunulduğunun kabul edilmesi gerekir.

11. Bu kapsamda, müdahale Anayasa’nın 13’üncü maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 42’nci maddesinin ihlali anlamına gelecektir. Bu sebeple eğitim hakkına yapılan müdahalenin, Anayasa’nın 13’üncü maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe dayanma (meşru amaç) ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama kriterlerini sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir. (AYM, Özcan Zengin, B. No:

2020/4244, 23.02.2022, §§ 72-82; AYM, Özcan Bayrak, B. No: 2019/14060, 03.11.2022, §§ 39-48) Bu bağlamda öncelikle müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

12. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen Anayasa'nın 13’üncü maddesinde hak ve özgürlüklerin “ancak kanunla” sınırlanabileceği temel bir ilke olarak benimsenmiştir. Bu bağlamda Anayasa’nın 42’nci maddesi kapsamında korunan bir hakka yapılan bir müdahalenin kanunilik şartını sağladığının kabul edilebilmesi için söz konusu müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunması zorunludur.

(AYM, Özcan Bayrak, B. No: 2019/14060, 03.11.2022, §§ 46-47; AYM, Sevim Akat Eşki, B. No:
2013/2187, 19.12.2013, § 36; AYM, Tuğba Arslan [GK], B. No: 2014/256, 25.06.2014, § 82; AYM, Hayriye Özdemir, B. No: 2013/3434, 25.06.2015, §§ 56-61; AYM, Halk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. [GK], B. No: 2014/19270, 11.07.2019, § 35).

13. Kanunilik ölçütü temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında ilk olarak şeklî bir kanunun varlığını gerekli kılmaktadır. (Tuğba Arslan, § 96; AYM, Fikriye Aytin ve Diğerleri, B. No: 2013/6154, 11.12.2014,

§ 34) Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklere müdahale eden şeklî anlamda bir kanunun varlığını şart koşmasının sebebi bunu biçimsel anlamda hukuk devletinin hem aracı hem de öncülü olarak görmesi nedeniyledir. Gerçekten de bir yasama işlemi olarak kanunlar, TBMM'nin iradesinin ürünüdür ve TBMM tarafından Anayasa’da öngörülen kanun yapma usullerine uyularak yapılırlar. Bu anlayış temel hak ve özgürlükler alanında önemli bir güvence sağlar. (AYM, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve Diğerleri [GK], B. No: 2014/920, 25.05.2017, § 54; Halk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş., § 36)

14. Bu sayede yürütme ve yargı organlarının yasamanın çizdiği ilke ve sınırlara bağlı kalması, hukuk düzeninde Anayasa'nın öngördüğü usule uygun olarak çıkarılan kanunların alt kademelerinde yer alan düzenlemelerle temel hak ve özgürlüklerin kolaylıkla sınırlandırılabilmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında şeklî anlamda bir kanunun yokluğu Anayasa’ya aykırılığın ağır bir biçimi olarak kabul edilmektedir. (Tuğba Arslan, § 98)

15. Diğer taraftan, türevsel nitelikteki düzenleyici işlemler bakımından yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle temel ilkeleri belirlenmeksizin ve çerçevesi çizilmeksizin, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir kanun kuralı ile sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın yürütmenin düzenlemesine bırakılması, Anayasa'nın belirtilen maddesine aykırılık oluşturur.

Bununla birlikte, yasama organının temel ilkeleri ve çerçeveyi kanunla belirlendikten sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanmamaktadır. (AYM, E.2011/42, K.2013/60, 09.05.2013; AYM, E.2019/36, K.2021/15,

04.03.2021, § 57; AYM, E.2022/54, K.2022/99, 08.09.2022, § 26).

16. Hakeza, Anayasa’nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngörmediği konularda kanunda genel ifadelerle düzenleme yapılarak ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmenin türevsel nitelikteki düzenleyici işlemlerine bırakılması mümkündür. Anayasa’da münhasıran kanunla düzenleme yapılması öngörülmeyen konularda yasamanın asliliği ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri haricinde geçerli olan yürütmenin türevselliği ilkeleri gereği idari işlemlerin kanuna dayanması zorunluluğu vardır. Ancak bu durumda kanunda belirlenmesi gereken çerçeve, Anayasa’nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü durumdakinden çok daha geniş olabilecektir. (AYM, E.2018/91, K.2020/10, 19.02.2020, § 110; AYM, E.2019/36, K.2021/15,

04.03.2021, § 56; AYM, E.2022/54, K.2022/99, 08.09.2022, § 26).

17. Kanunilik ölçütü aynı zamanda maddi bir içeriği de gerektirir ve bu noktada kanunun niteliği önem kazanır. Bu anlamıyla kanunilik ölçütü, sınırlamaya ilişkin kuralın erişilebilirliğini ve öngörülebilirliği ile kesinliğini ifade eden belirliliğini garanti altına alır. (AYM, Metin Bayyar ve Halkın Kurtuluş Partisi [GK],

B. No: 2014/15220, 04.06.2015, § 56; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve Diğerleri, § 55; Halk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş., § 37)

18. Belirlilik, bir kuralın keyfîliğe yol açmayacak bir içerikte olmasını ifade eder. Temel hakların sınırlandırılmasına ilişkin kanuni düzenlemenin içerik, amaç ve kapsam bakımından belirli ve muhataplarının hukuksal durumlarını algılayabilecekleri açıklıkta olması gerekir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu birtakım güvenceler içermesi gereklidir. Bir kanuni düzenlemede hangi davranış veya olgulara hangi hukuksal sonuçların bağlanacağı ve bu bağlamda kamusal makamlar için nasıl bir müdahale yetkisinin doğacağı belirli bir kesinlik ölçüsünde ortaya konmalıdır. Bu durumda bireylerin hak ve yükümlülüklerini öngörerek davranışlarını bu doğrultuda tanzim etmeleri mümkün olabilir. (Hayriye Özdemir, §§ 56, 57; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 56; Halk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş., § 38; Metin Bayyar ve Halkın Kurtuluş Partisi, § 57; AYM, E.2009/51, K.2010/73,

20.05.2010; AYM, E.2011/18, K.2012/53, 11.04.2012)

19. Bireylerin kendilerine düşen yükümlülükleri öngörme ve davranışlarını ayarlama imkânını vermeyen normlar hukuk güvenliği ilkesini zedeler, bu da bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini engeller. Hukuksal durumların takdirindeki belirsizlik, temel haklar alanında getirilen güvencelerin işlevsiz hâle gelmesine neden olur. (AYM, Sara Akgül [GK], B. No: 2015/269, 22.11.2018,

§ 108)

20. Bu kapsamda, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin daha esnek uygulandığı idari suçlar yönünden de kanun metninde suç ve cezalara ilişkin olarak genel bir şekilde atıfla yetinilmesi yeterli olmayıp söz konusu düzenlemelerin içerik bakımından da belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli olması gerekir. Bu açıdan kanun, bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek nitelikte olmalıdır (AYM, E.2014/100, K.2015/6,

14.01.2015). Bu nitelikleri haiz bir kanuni düzenleme ile uzmanlık gerektiren veya teknik konulara ilişkin ayrıntıların belirlenmesi konusunda yürütme organına yetki verilmesi, kanuni düzenleme ilkesine aykırılık oluşturmaz. Diğer bir ifadeyle disiplin suç ve cezalarının da çerçevesi kanunla belirlenmeli ve kanun bireyler için belirli bir açıklık ve kesinlikte olmalıdır. (AYM, Tuncer Yığcı, B. No: 2015/5402, 06.02.2019,

§ 47; AYM, E.2018/110, K.2018/99, 17.10.2018; AYM, Kardelen Hasret Kaygusuz, B. No: 2017/38607, 18.05.2021, § 44.).

21. Pozitif hukukta kamu hizmetlerinin bütününü kapsayan genel ve soyut bir disiplin rejimi bulunmamaktadır. Bunun yerine kapsam ve sınırları birbirinden farklı kısmi kamu hizmeti alanları belirlenmekte ve her birinin disiplin rejimi ayrıca düzenlenmektedir. Bahse konu dar ve kısmi düzenlerin sağlıklı işleyebilmesi için de ilgili düzene tabi olan kişilere yönelik belirli davranış kuralları getirilmektedir.

(Kardelen Hasret Kaygusuz, § 45.)

22. Disiplin cezaları da sınırları belirlenmiş olan söz konusu kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla öngörülmüş, yapma veya yapmama biçiminde beliren davranış kurallarının ihlali hâlinde uygulanan idari yaptırımlardır. (AYM, E.2018/14, K.2018/112, 20.12.2018).

23. İlgili idare söz konusu disiplin cezasının dayanağı olarak Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin "Disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller" başlıklı 164’üncü maddesini göstermiştir.
Anılan Yönetmelik’in "Dayanak" başlıklı 3’üncü maddesinde ise 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 301’inci maddesi söz konusu Yönetmelik'in çıkarılmasına dayanak olarak gösterilmiştir. Ancak dayanak olarak gösterilen söz konusu Kanun, Kanun Hükmünde Kararname ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde ortaöğretim öğrencilerine uygulanabilecek disiplin suç ve cezalarına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.

(AYM, S.Ü, B. No: 2020/34927, 06.03.2024, §33)

24. Bu durumda ortaöğretim öğrencilerinin disiplin suçlarıyla ilgili genel ilkeleri ortaya koyan, çerçevesini çizen ve disiplin cezalarını gerektiren eylemleri genel hatlarıyla da olsa belirleyen, belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli, amaç ve kapsamı belirlenebilir veya öngörülebilir herhangi bir kanuni düzenleme bulunmaması nedeniyle disiplin suç ve cezaları yönünden ortaöğretim öğrencilerinin kanuni bir güvencesi bulunmamaktadır. (S.Ü, § 34)

25. Bu alanı düzenleyen bir kanun olmaması sebebiyle başvuruya konu disiplin cezası sadece bir yönetmelik hükmü uyarınca tesis edilmiştir. Ancak, idarenin kanuni bir dayanak olmadan ilk elden temel hak ve hürriyetleri sınırlandırması mümkün değildir. Aksi durum kanun koyucunun getirmediği kısıtlamaların idari ve yargısal makamlarca oluşturulmasına ve uygulanmasına neden olabileceği gibi kısıtlamaların muhatabı olan bireylere yönelik keyfî uygulamaların yaygınlaşmasına ve bu kişilerin kamu otoritelerine karşı güvencesiz bir konuma düşmesine yol açabilir. Bu bağlamda temel hak ve hürriyetlere yönelik bir müdahale, demokratik toplum düzeninin korunması bakımından ne kadar gerekli olursa olsun salt idari bir işleme dayanıyorsa bu tür bir müdahalenin kanunilik şartını sağladığından söz edilemez.

(AYM, Yunus Bulut, B. No: 2020/38826, 20.07.2023, § 59; S.Ü, § 35)

26. Nitekim, Anayasa Mahkemesi ortaöğretim kurumunda eğitim gören öğrenciye Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği hükmüne dayanılarak verilen örgün eğitim dışına çıkarma disiplin cezasının eğitim hakkı ihlal ettiği iddiasını içeren S.Ü. bireysel başvuru kararında; ortaöğretim öğrencilerinin disiplin suçlarıyla ilgili genel ilkeleri ortaya koyan, çerçevesini çizen ve disiplin cezalarını gerektiren eylemleri genel hatlarıyla da olsa belirleyen, belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli, amaç ve kapsamı belirlenebilir veya öngörülebilir herhangi bir kanuni düzenleme bulunmaması nedeniyle disiplin suç ve cezaları yönünden ortaöğretim öğrencilerinin kanuni bir güvencesinin bulunmadığını belirttikten sonra disiplin cezası bakımından kanunilik şartının sağlanmadığı ve bu kapsamda başvuranın eğitim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir. Yine Anayasa Mahkemesi benzer tespitlere Kardelen Hasret Kaygusuz (B. No: 2017/38607, 18.05.2021) ve Bedran Ali Ertuğrul (B. No: 2018/20407, 12.04.2023) kararlarında da yer vermiştir.

27. Hakeza, Anayasa Mahkemesi yükseköğretim öğrencilerine uygulanacak disiplin işlemleri ile ilgili hususların Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenmesini öngören 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 54’üncü maddesinin a bendini ve 65’inci maddesinin a fıkrasının 9 numaralı alt bendinde geçen bazı ibareleri Anayasa’nın 2’nci ve 7’nci maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Kanunilik ölçütü baz alınarak değerlendirme yapılan kararda; yükseköğretim öğrencilerinin disiplin işlemleri ile ilgili hususları düzenlenmesi yetkisinin YÖK’e verildiği, ancak Kanun’un 54’üncü maddesinin (a) fıkrasında düzenlenen disiplin suç ve cezalarına işaret ettiği anlaşılan disiplin işlemleri ile ilgili hususların belirli bir açıklık ve kesinlikte ortaya konulmadığı, bu durumda, ilgililerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun uygulanacağını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanıyacak şekilde belirliliğe sahip olmayan düzenlemelerle idareye verilen yetkinin çerçevesinin çizilmediği, bu itibarla kuralın belirlilik ve yasama yetkisinin devredilemezliği ilkeleriyle bağdaşmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.(AYM, E.2022/54, K.2022/99,

08.09.2022, § 30-32.)

28. Öte yandan, devletin eğitim alanında birçok pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Eğitim hizmetlerinin sadece bir yönü oluşturan ortaöğretim, genel hatlarıyla bütün öğrencilere ortak bir genel kültür ve yurdun iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunma bilinci kazandırmayı hedeflemekte aynı zamanda öğrencileri ilgi ve yetenekleri ölçüsünde yükseköğretime, iş alanlarına ve hayata hazırlamaktadır. Devletin pozitif yükümlülüklerinin arttığı alanlarda -özellikle da hizmetin sağlanması, sunumu ve düzenlenmesi gibi konularda- takdir yetkisi genişlemekte ve kamu makamları bu yetkiyi kullanırken bazı düzenleyici işlemlere ihtiyaç duymaktadır. Elbette ki idare ilk elden temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmadığı müddetçe kendi tesis ettiği düzenleyici işlemlerle kamu hizmetlerinin yürütümünü sağlayabilir. Nitekim somut olayda idare ortaöğretim hizmetlerini geniş ölçüde anılan Yönetmelik'e dayanarak yürütmektedir.

Ancak konu ilk defa idarece tesis edilen düzenleyici bir işlemle temel hak ve hürriyetin sınırlandırması olduğunda idarenin bu düzenlemeyi bir kanuna dayanmadan ilk elden yapabilmesi mümkün değildir. (S.Ü,

§ 37)

29. Nihayetinde eldeki başvuruda başvuranın oğluna verilen disiplin cezası nedeniyle eğitim hakkına yapılan müdahalenin sadece bir yönetmelik hükmüne dayandığı, dolayısıyla ortaöğretim öğrencilerinin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını yeterli açıklıkta ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân tanıyan bir kanun hükmünün bulunmadığı görülmüştür.

30. Bu itibarla, başvuranın oğlunun eğitim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Varılan sonuca göre müdahalenin meşru bir amacının bulunup bulunmadığının ve demokratik toplum gereklerine uygun olup olmadığının değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 42’nci maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

31. Tüm bu anlatılanlar ışığında; öğrenci hakkında verilen disiplin cezasının kanunilik şartını sağlamadığı anlaşıldığından disiplin cezası verilmesi şeklinde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

32. Diğer taraftan, ortaöğretim düzeyinde eğitim sisteminin sağlıklı ve düzenli işleyişi için disiplin cezalarının gerekli olduğunun altını çizmek gerekir. Gerçekten de disiplin cezasına muhatap olmayan öğrencilerin eğitim hayatının disiplin cezasına konu fiillerden etkilenmesinin en aza indirilmesi ve eğitim sürecinin eğitim dışı nedenlerle sekteye uğramasının önlenmesi adına disiplin suçlarıyla ilgili genel ilkeleri ortaya koyan, çerçevesini çizen ve disiplin cezalarını gerektiren eylemleri genel hatlarıyla da olsa belirleyen, belirli amacı gerçekleştirmeye elverişli, amaç ve kapsamı belirlenebilir veya öngörülebilir kanuni düzenlemenin varlığı için mevzuat çalışması yapılması önem arz etmektedir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

33. 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer alan iyi yönetim ilkeleri çerçevesinde yapılan incelemede; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği ve idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde makul sürede karar verme ilkesine uygun davrandığı tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

34. 6328 sayılı Kanunun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse dava açma süresinden (varsa) arta kalan süre işlemeye devam edecek olup görevli ve yetkili mahkemelerde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KABULÜNE,

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre; ortaöğretim öğrencilerinin disiplin işlemlerine yönelik mevzuat çalışması yapılması ve başvuran hakkında tesis edilen disiplin cezasının kanuni dayanağının bulunmaması sebebiyle geri alınması yönünde MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili İdare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Mehmet AKARCA
Kamu Başdenetçisi

Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
/
Kavaklıdere Mah. Zeytindalı Caddesi No:4 Çankaya/ANKARA

Telefon
0 (312) 465 22 00 Faks : 0 (312) 465 22 65 e-Posta : [email protected] İnternet Adresi : www.ombudsman.gov.tr

Metin Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından yayımlandığı gibidir; yapay zekâ özeti değildir. Bağlayıcı metin resmî kaynaktaki metindir.