Kamu Denetçiliği Kurumu · Tavsiye kararı

Atıf ağı
Diğer
Yazı boyutu

Atıf biçimi

Biçime dokunun, panoya kopyalanır.

Resmî kaynak

Bilgi edinme talebi hakkındadır.

Adalet, milli savunma ve güvenlik / Bilgi Edinme Hakkı ve Dilekçe Hakkının Kullanımının Engellenmesi

  • E. 2026/6234
  • K. 2026/10920
  • 25.06.2026

T.C.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI
2026/10920-S.26.15276
BAŞVURU NO
2026/6234
KARAR TARİHİ
25/06/2026

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN
,TCKN:
BAŞVURUYA KONU İDARE
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU
Bilgi edinme talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ
04/03/2026

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, İzmir ili, ilçesi, mahallesi, sokak, No: adresinde bulunan taşınmazın "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı" olarak tescil edilmemesine dair Kurul kararının dayanağını oluşturan rapor, tutanak ve fotoğrafları 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca talep ettiğini; İdarenin 4982 sayılı Kanun’un 25. maddesi uyarınca talebini reddettiğini, İdarenin açıklamalarının hukuka aykırı olduğunu nitekim talebinin kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgelere ilişkin olmadığını söz konusu taşınmazın, şehrin tarihi ve kültürel dokusunun bir parçası olduğunu; kültür varlıklarının korunmasının sadece idarenin değil, Anayasa’nın 63. maddesi uyarınca vatandaşın da ödevi olduğunu, bir vatandaş olarak, kültürel mirasın akıbetini soru konusu etmesinin ve idarenin bu konudaki karar mekanizmasını denetlemek istemesinin demokratik bir hak olduğunu; ifadeyle, kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri gereği, bilgi edinme talebinin kabulü yönünde tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla 08.04.2026 tarihli ve sayılı yazımızla Kültür ve Turizm Bakanlığından bilgi ve belge talep edilmekle, Bakanlık Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 11.05.2026 tarihinde Kurumumuz kayıtlarına giren sayılı yazısı ve ekinde yer alan belgelerde özetle:
2.1. Başvuruya konu taşınmaza ilişkin 3. kişilerce yapılan bilgi edinme taleplerine ilişkin yürütülen işlemler hakkında, 2.1.1. İzmir ili, ilçesi, mahallesinde, tapunun ada, parsel numarasında kayıtlı bulunan taşınmazın tescillenmesi ve tescil işlemlerine yönelik bilgi verilmesi talebine ilişkin 09.09.2021 tarihli dilekçenin İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne iletilmesi üzerine, 23.09.2021 tarihinde Müdürlük uzmanlarınca yerinde inceleme yapıldığı, 04.10.2021 tarihli ve sayılı yazı ile ilgili idarelerden kurum görüşleri istenildiği;

2.1.2. İletilen görüşler sonrasında İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 29/11/2021 tarihli ve sayılı kararıyla "…tapunun ada, parsel numarasında özel mülkiyete kayıtlı taşınmazın tescillenmesi talebinin, Kurulumuzca yerinde inceleme yapılmasından sonra değerlendirilmesine…" karar verildiği ve karar gereği Koruma Bölge Kurulu üyelerince yerinde yapılan inceleme neticesinde alınan İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 21.12.2021 tarihli ve sayılı kararında ise "…tapunun ada, parsel numarasında özel mülkiyete kayıtlı taşınmazın çevresindeki yapılaşmalarla birlikte değerlendirildiğinde; bölgenin mevcut imar hakları doğrultusunda yapılaşmasını tamamlamış olduğu ve yasada tanımlanan kültür varlığı özelliğine ünik bir örnek teşkil etmediği belirlendiğinden, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilinin uygun olmadığı…" yönünde karar alındığı;

2.1.3. 21.12.2021 tarihli ve sayılı kurul kararına karşı, 19.01.2022 tarihli dilekçe ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna itirazda bulunulduğu, itiraza konu taşınmazın Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü uzmanlarınca 07.02.2022 tarihinde yerinde incelendiği, 29.03.2022 tarihli yerinde inceleme raporunda özetle; ‘ara parselde yer alan yapının ön cephesinin sokağa baktığı, bodrum+tek katlı taşınmazın üst örtüsünün beşik çatılı marsilya kiremitli olduğu, cephenin sol köşesine konumlandırılmış ana giriş kapısına iki basamaklı bir merdivenle ulaşıldığı, çift kanatlı demir ferforjeli giriş kapısının üzerinde çift kanatlı dikdörtgen formlu iki adet aydınlık penceresinin bulunduğu, her iki yanındaki sütunceleriyle anıtsal görünüme sahip giriş kapısının üzerinde zamanla korozyona uğramış küçük boyutlu metal bir sundurmanın yer aldığı, giriş kapısının sağında büyük ve boyuna dikdörtgen formlu iki adet demir kepenkli pencerenin bulunduğu, pencere kenarlarının ve saçak altları taş silmelerle çerçevelendiği, yapının arka bahçesinin kullanılmadığı ve bakımsızlıktan bitki yoğunluğunun oluştuğu, boş durumda olan ve kullanılmayan taşınmazın içerisine girilemediği, yapıda değişmişliğin olmadığı’ hususlarının belirtildiği;

2.1.4. Alınan rapor sonrasında, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 08.04.2022 tarihli ve sayılı kararı ile "...özel mülkiyete ait, ada parselde kayıtlı taşınmazın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 6 ncı maddesi ile Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesindeki koşulları taşımaması nedeniyle itirazın reddine, İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 21/12/2021 tarih ve sayılı kararının geçerli olduğuna…" karar verildiği, anılan Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararı, 19.04.2022 tarihli ve sayılı yazı ile itiraz sahibine bildirildiği;

2.1.5. Anılan taşınmazın tescil edilmeme işlemi sonrasında, Konak Belediye Başkanlığı, İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 12.12.2025 tarihli ve sayılı yazısıyla; söz konusu taşınmaza yönelik yıkım ruhsatı düzenlenmesinin talep edildiği, taşınmazın tapu kaydında niteliğinin "Kargir Ev" yazdığı belirtilerek, yürütülecek işlemlere esas İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü görüşünün iletilmesinin talep edilmesi üzerine, Müdürlüğün 23.12.2025 tarihli ve sayılı yazısıyla;

‘taşınmazın tescillenmesine yönelik talebin Koruma Bölge Kurulu gündeminde değerlendirildiği, alınan 21.12.2021 tarihli ve sayılı kurul kararıyla korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilinin uygun bulunmadığı, ayrıca bahse konu taşınmazın, 2863 sayılı Yasa kapsamında tespit ve tescili yapılmış herhangi bir kentsel, arkeolojik ve tarihi sit alanında kalmadığı, tescilli taşınmazın karşısı/bitişiği konumunda yer almadığı, bu sebeple taşınmazın yıkımı konusunun ilgili Kurumlarca değerlendirilmesi gerektiğinin’ bildirildiği;

2.2. Başvuruya konu taşınmaza ilişkin başvuranın bilgi edinme talepleri hakkında yürütülen işlemler hakkında, 2.2.1. Başvuran tarafından yapılan CİMER başvurularının İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne iletildiği, 22.01.2026 tarihli ve sayılı CİMER başvurusuyla;
‘İzmir İli, İlçesi, Mahallesi, Sokak No: adresinde bulunan tek katlı yapının tarihi nitelik taşıdığı ve yakın zamanda tamamen yıkıldığı belirtilerek, söz konusu yapının tescilli olup olmadığı, tescilli ise tescil tarihi ve kurul kararı, tescilli değil ise bugüne kadar neden tescil edilmediği, herhangi bir tespit veya işlem yapılıp yapılmadığı, yapının yıkımı için izin alınıp alınmadığı, alınmış ise yıkıma izin veren kurul kararı ve gerekçesi, izinsiz yıkım söz konusu ise ilgililer hakkında idari ve adli işlem başlatılıp başlatılmadığı, taşınmazın onaylı bir restitüsyon/rekonstrüksiyon projesi bulunup bulunmadığı, yapı için yıkım ruhsatı alınıp alınmadığı hususlarında bilgi verilmesi, alınan kararların yazılı olarak bildirilmesi ve varsa sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yürütülmesi’nin talep edildiği, iletilen cevapta taşınmazın tescilinin uygun bulunmadığı yönünde karar alındığı, herhangi bir sit alanı içerisinde ya da tescilli bir taşınmazın koruma alanı içerisinde kalmadığı, yıkım konusunun ilgili kurumlarca değerlendirilmesi gerektiğinin bildirildiği;

2.2.2. 30.01.2026 tarihli ve sayılı CİMER başvurusunda; ‘yıkımı gerçekleştirilen yapıya ilişkin olarak sayılı başvuruya istinaden oluşturulan cevapta, söz konusu taşınmazın 21.12.2021 tarihli Koruma Bölge Kurulu gündeminde değerlendirilerek korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilinin uygun bulunmadığının, yapının herhangi bir sit alanında veya tescilli taşınmazın korunma alanında yer almadığının, bu sebeple yıkımı konusunun ilgili kurumlarca değerlendirilmesi gerektiğinin ifade edildiği, ancak bu açıklamanın hem tescil kararının gerekçeleri hem de yıkım işleminin hukuki dayanağı açısından ciddi belirsizlikler içerdiği belirtilerek; söz konusu yapının tescilinin uygun bulunmamasına ilişkin bilimsel, mimari ve teknik gerekçelerin, bu değerlendirmeye esas alınan uzman raporları, envanter fişi, fotoğraflar ve kurul görüşlerinin, yapının hangi ölçütler esas alınarak kültür varlığı niteliği taşımadığına karar verildiğinin, yapının yıkımını fiilen gerçekleştiren kişi veya kuruluşun kim olduğunun, yıkım işlemi için hangi idare tarafından izin verildiğinin, yıkım izni verilmeden önce yapıya ilişkin Koruma Bölge Kurulundan görüş alınıp alınmadığının belge ve karar bilgileriyle birlikte cevaplandırılmasının’ istenildiği;

2.2.3. sayılı CİMER başvurusuna Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünce verilen cevapta; ‘söz konusu taşınmazın tescilinin değerlendirildiği 21.12.2021 tarihli kurul kararıyla, taşınmazın çevresindeki yapılaşmalarla birlikte değerlendirildiğinde, bölgenin mevcut imar hakları doğrultusunda yapılaşmasını tamamlamış olduğu ve yasada tanımlanan kültür varlığı özelliğine ünik bir örnek teşkil etmediği, bu sebeple korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilinin uygun olmadığı yönünde karar alındığı, alınan kararın dağıtımının ilgili tüm idarelere yapıldığı, bahse konu taşınmazın 2863 sayılı Yasa kapsamında kalmadığından yıkımına yönelik istenilen bilgi, belgelerin ilgili kurumlardan temin edilmesi gerektiği, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun; 'Kurum İçi Düzenlemeler' başlıklı 25. maddesinde "Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır." hükmü kapsamında Koruma Bölge Kurulu kararlarına esas teşkil eden bilgi ve belgeler ile Müdürlük uzmanlarının uzmanlık alanlarına göre Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne hitaplı olarak hazırladıkları raporların, yargı organları dışındaki kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel kişilere iletilemediği’nin belirtildiği;

2.2.4. Başvuranın 09.03.2026 tarihli ve sayılı CİMER başvurusunun ise Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne iletildiği, başvuruda; ‘İzmir ili, ilçesi, Mahallesinde bulunan, özel mülkiyete ait ada, parselde yer alan ve yıkıldığı belirtilen yapının yığma duvar sistemi, döneme özgü cephe oranları ve pencere düzeni gibi özellikleriyle erken dönem sivil konut mimarisine ait nitelikler taşıdığı ve bu nedenle korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak değerlendirilme ihtimalinin bulunduğu belirtilerek söz konusu yapının mimari özellikleri ile bulunduğu sokak ile çevresindeki kentsel dokuyla birlikte ele alınmak suretiyle yeniden değerlendirilmesine’ ilişkin Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna itirazda bulunulduğu;
2.2.5. Anılan başvuruya Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 17.03.2026 tarihli ve sayılı yazısı ile konunun gelişim sürecinden bahsedilerek 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun ‘Kararlara uyma zorunluluğu' başlıklı 61. maddesinde; "Kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişiler, Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurullarının kararlarına uymak zorundadır…" hükmü ile, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları Yönetmeliğinin ‘Koruma Yüksek Kurulu ile Koruma Bölge Kurullarının Kuruluşu, Oluşumu, Çalışma Usul ve Esasları' başlıklı 2. bölümünün ‘Koruma Yüksek Kurulunun çalışma şekli' başlıklı 7. maddesinin 7. fıkrasında; "…(7) Koruma Yüksek Kurulunca verilen kararlar nihaidir, aynı konu ilgili koruma bölge kurulunca tekrar görüşülmez." hükmü gereğince, söz konusu yapının tescil edilmemesine yönelik itirazın reddedildiği Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 28.08.2025 tarihli ve 3774 sayılı kararının nihai olduğunun ve konunun yeniden Yüksek Kurul gündeminde değerlendirilmesinin mümkün olmadığının başvurana bildirildiği;

2.2.6. Kamu Denetçiliği Kurumunun incelemesine konu olan 28.01.2026 tarihli ve sayılı CİMER başvurusuna ise sayılı CİMER başvurusu cevabında da yer aldığı şekli ile; 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanununun; 'Kurum İçi Düzenlemeler' başlıklı 25. maddesinde "Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır." hükmü ile 'İstenecek bilgi veya belgenin niteliği' başlıklı 7. maddesinde "Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler." hükmü kapsamında başvurusunun reddi yönünde işlem yapılarak başvuranın idareden ancak özel bir çalışma ve analiz sonucunda elde edilebilecek türden bilgi edinme talebinin reddedildiği;

2.2.7. Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan diğer başvurunun ise 19.02.2026 tarihli ve sayılı CİMER başvurusuna ilişkin olduğu, bu başvuruda 21.12.2021 tarihli Koruma Bölge Kurulu kararının bilimsel, mimari ve teknik gerekçeleri, karara esas uzman raporları ve inceleme tutanaklarının, taşınmazın yıkım işlemine ilişkin bilgi ve belgelerin ve konunun yeniden Koruma Bölge Kurulu gündemine alınmasının talep edildiği, bu başvuru cevabında da yine 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun 7. ve
25. maddelerinin başvurana hatırlatılarak Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 28.09.2021 tarihli ve sayılı olur yazısı ile Bölge Kurullarının faaliyetlerini yürütmek üzere elde ettikleri uzman raporları da dahil olmak üzere her türlü görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi ve belgenin 4982 sayılı Kanunun 26. maddesi gereği bilgi edinme hakkı kapsamından çıkarıldığı hususunun başvurana bildirildiği, ayrıca yapının yıkım işlemlerine ilişkin belgelerin yıkımı gerçekleştiren ilgili idareden talep edilmesinin, Koruma Bölge Kurulu kararına itiraz ve idari yargı organlarına başvurulabileceği hususlarının iletildiği;

2.3. Başvuranın Kamu Denetçiliği Kurumunu muhatap alan dilekçesindeki itirazları hakkında, 2.3.1. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun ‘Tanımlar ve kısaltmalar' başlıklı 3.maddesinde kültür varlıklarının tanımlandığı;
2.3.2. Aynı Kanun’un ‘Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları' başlıklı 6. maddesinde "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları şunlardır: a) Korunması gerekli tabiat varlıkları ile
19. yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar, b) Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar, c) Sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları, …Ancak, Koruma Kurullarınca mimari, tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve özellikleri bakımından korunması gerekli bulunmadığı karar altına alınan taşınmazlar, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı sayılmazlar." hükmünü içerdiği,

2.3.3. Aynı Kanun’un "Tespit ve tescil" başlıklı 7. maddesinde; "Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır. Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları göz önünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir. Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur." hükümlerinin yer aldığı;

2.3.4. Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ile Koruma Bölge Kurullarının kuruluş, görev, yetki ve çalışma şekli 2863 sayılı Kanunun 51. ve 57. maddeleri ile belirlendiği;

2.3.5. Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin ‘Tanımlar' başlıklı 3. maddesinde; "f) Kentsel sit: Mimari, mahalli, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan ve bir arada bulunmaları ve bir bütün olarak o yerleşmenin ait oldukları dönemin yaşam biçimini gelecek nesillere aktarmaları sebebiyle teker teker taşıdıkları kıymetten daha fazla kıymeti olan, kültürel ve tabii çevre elemanlarının (yapılar, bahçeler, bitki örtüleri, yerleşim dokuları, duvarlar, sokak ve meydanlar, v.b.) birlikte bulundukları alanları," hükmünü içerdiği,

2.3.6. ‘Tespit ve tescil işlemlerinde değerlendirme kıstasları' başlıklı 4. maddesinde, "… c) Tek yapılar için; taşınmazın sanat, mimari, tarihi, estetik, mahalli, dekoratif, simgesel, belgesel, işlevsel, maddi, hatıra, izlenim, özgünlük, teklik, nadirlik, homojenlik, onarılabilirlik değerlerinin yanı sıra, yapısal durum, malzeme, yapım tekniği, biçim bakımından özellik göstermesi, kent ve çevre kimliğine, dokusuna katkıda bulunması, yöresel yaşam biçimini yansıtması," hükümlerinin bulunduğu;

2.3.7. Bununla birlikte 28.09.2021 tarihli ve sayılı Bakan Yardımcılığı Makamı Olur'u kapsamında Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ile Koruma Bölge Kurullarının faaliyetlerini yürütmek üzere, uzman raporları da dahil olmak üzere türlü görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi veya belgelerin 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 26. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bilgi edinme hakkı kapsamı dışında değerlendirildiği, bu nedenle tespit ve tescil işlemlerine esas tespit raporu ve benzeri bilgi belgelerin ilgililere bildirimine ilişkin yasal bir zorunluluğun bulunmadığı, anılan işlem usul ve yasaya uygun olduğundan başvuranın hak arama ve bilgi edinme hakkının kısıtlanmadığı, idarenin ve personelinin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı;

2.4. Öte yandan başvuranın Kamu Denetçiliği Kurumu'na yaptığı 04.03.2026 tarihli başvuru içeriği incelendiğinde; Kurumumuza yapılan başvuru ile başvuru numaralı CİMER başvurusunun içeriğinin uyuşmadığının görüldüğü, başvuranın CİMER üzerinden yaptığı 28.01.2026 tarihli ve sayılı başvurusu incelendiğinde 2010 yılından günümüze kadar İzmir ili, Konak ilçesi sınırları içerisinde tescili kaldırılan ve tescil başvurusu reddedilen taşınmazların açık adres bilgileri, başvuru tarihleri, ada parsel bilgileri, tescil işlemine ilişkin Koruma Kurulu kararları ve yapılan işlemlerin gerekçelerinin talep edildiği, anılan başvurunun 4982 sayılı Kanun’un 25. ve 7. maddeleri hükümleri gerekçe gösterilerek reddedildiği;

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18.10.1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, 3.1. “Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması” başlıklı 63. maddesinin birinci fıkrasında;
“Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.”, 3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.”,

4. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun, “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” ,

5. 21.07.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun, 5.1. “Haber verme zorunluğu:” başlıklı 4. maddesinde; “Taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını bulanlar, malik oldukları veya kullandıkları arazinin içinde kültür ve tabiat varlığı bulunduğunu bilenler veya yeni haberdar olan malik ve zilyetler, bunu en geç üç gün içinde, en yakın müze müdürlüğüne veya köyde muhtara veya diğer yerlerde mülki idare amirlerine bildirmeye mecburdurlar.

/

Bu gibi varlıklar, askeri garnizonlar ve yasak bölgeler içinde bulunursa, usulüne uygun olarak üst komutanlıklara bildirilir.
Böyle bir ihbarı alan muhtar, mülki amir veya bu gibi varlıklardan doğrudan doğruya haberdar olan ilgili makamlar, bunların muhafaza ve güvenlikleri için gerekli tedbirleri alırlar. Muhtar, aynı gün alınan tedbirlerle birlikte durumu en yakın mülki amire; mülki amir ve diğer makamlar ise on gün içinde, yazı ile Kültür ve Turizm Bakanlığına ve en yakın müze müdürlüğüne bildirir.
İhbar alan Bakanlık ve müze müdürü bu Kanun hükümlerine göre, en kısa zamanda gerekli işlemleri yapar.”, 5.2. “Devlet malı niteliği:” başlıklı 5. maddesinde; “Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir.”,

6. 09.10.2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun, 6.1. “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanunun amacı; demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir.”,

6.2. “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin c) bendinde; “Bilgi: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları kayıtlarda yer alan bu Kanun kapsamındaki her türlü veriyi, … ifade eder.”, d) bendinde; “Belge: Kurum ve kuruluşların sahip oldukları bu Kanun kapsamındaki yazılı, basılı veya çoğaltılmış dosya, evrak, kitap, dergi, broşür, etüt, mektup, program, talimat, kroki, plân, film, fotoğraf, teyp ve video kaseti, harita, elektronik ortamda kaydedilen her türlü bilgi, haber ve veri taşıyıcılarını, … ifade eder.”,

6.3. “Bilgi edinme hakkı” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir.”, 6.4. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.”,

6.5. “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25. maddesinde; “Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.”,

6.6. “Kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler” başlıklı 26. maddesinde; “Kurum ve kuruluşların faaliyetlerini yürütmek üzere, elde ettikleri görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluş tarafından aksi kararlaştırılmadıkça bilgi edinme hakkı kapsamındadır.

Bilimsel, kültürel, istatistik, teknik, tıbbî, malî, hukukî ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya da kurumların görüşleri, kurum ve kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil etmesi kaydıyla bilgi edinme istemlerine açıktır.”,

Hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ ERTUNÇ ERKAN BALTA’NIN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

7. Kamu Denetçisi ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamında yaptığı incelemeleri neticesinde, başvuranın İzmir ili, ilçesi, mahallesi, sokak, No: adresinde bulunan taşınmazın “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı” olarak tescil edilmemesine dair Kurul kararına dayanak belgelere yönelik bilgi edinme talebinin karşılanması için gerekli işlemlerin tesisi yönünde yönünde Kültür ve Turizm Bakanlığına tavsiyede bulunulmasına ilişkin hazırladığı karar önerisini Kamu Başdenetçisine sunmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden İnceleme

8. Başvuran özetle, İzmir ili, ilçesi, mahallesi, sokak, No: adresinde bulunan taşınmazın "korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı" olarak tescil edilmemesine dair alınan Kurul kararının dayanağını oluşturan rapor, tutanak ve fotoğrafların, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uyarınca tarafına verilmesini talep etmektedir.

9. Dosya kapsamına İdarenin ve başvuranın sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinden, başvuranın 1 numaralı paragrafta bahse konu edilen taşınmaz hakkında müteaddit defalar CİMER üzerinden farklı içerik ve kapsamda bilgi edinme başvurularında bulunduğu, anılan başvuralara İdare tarafından iletilen cevaplarda, “söz konusu taşınmazın tescilinin değerlendirildiği 21.12.2021 tarihli kurul kararıyla, taşınmazın çevresindeki yapılaşmalarla birlikte değerlendirildiğinde, bölgenin mevcut imar hakları doğrultusunda yapılaşmasını tamamlamış olduğu ve yasada tanımlanan kültür varlığı özelliğine ünik bir örnek teşkil etmediği, bu sebeple korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilinin uygun olmadığı yönünde karar alındığı ayrıca yapının herhangi bir sit alanında veya tescilli taşınmazın korunma alanında yer almadığı” hususlarının başvurana bildirildiği anlaşılmıştır.

10. Başvuran, Kurumumuza yaptığı şikayet başvurusunda ise İdarenin söz konusu taşınmazı kültür varlığı olarak tescil etmeme yönünde aldığı karara dayanak belgelerin tarafına verilmesini talep etmekte olup kültür varlıklarının korunmasının sadece idarenin değil; Anayasa’nın 63. maddesi uyarınca vatandaşın da ödevi olduğunu, idarenin bu konudaki karar mekanizmasını denetlemek istemesinin ise demokratik bir hak olduğunu ifade etmektedir.

11. Konuya ilişkin açıklamalarında İdare, Koruma Bölge Kurulu kararlarına esas teşkil eden bilgi ve belgeler ile Müdürlük uzmanlarının uzmanlık alanlarına göre Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne hitaplı olarak hazırladıkları raporların, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun; “Kurum İçi Düzenlemeler” başlıklı 25. maddesi gereği verilemeyeceğini; Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 28.09.2021 tarihli ve sayılı Olur yazısı ile de Bölge Kurullarının faaliyetlerini yürütmek üzere elde ettikleri uzman raporları da dahil olmak üzere her türlü görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi ve belgenin 4982 sayılı Kanun’un 26. maddesi gereği bilgi edinme hakkı kapsamından çıkarıldığını ifade etmiştir.

12. Bilindiği üzere, bireylerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usuller 09.10.2003 tarihli ve 4982 sayılı Kanunla yasal güvenceye kavuşmuş, 2010 yılında gerçekleşen Anayasa değişikliği ile de bu hak anayasal bir nitelik kazanmıştır.

13. Bilgi edinme hakkının konusu, resmi makamlarca tutulan ve kişinin kendisi hakkında olan veya olmayan verilere erişim talebi olabileceği gibi resmi makamlarca tutulan, kişinin kendisi ile ilgili olmayan ancak kamu yararı taşıyan konulardaki bilgiler de bilgi edinme hakkının konusunu oluşturabilir. Kapsamı itibarıyla çoğu temel hak ve özgürlük ile bağlantılı olabilecek bilgi edinme hakkı Anayasa Mahkemesine göre de yönetilenlerin yönetenleri denetleyebilmesinin çok önemli bir aracı olarak işlev görmektedir (AYM,

E.2013/114, K.2014/184, 4/12/2014).

14. Bu anlamda, Devletin elinde bulunan ve erişilebilir olmayan bilgi ve belgelere ulaşabilmeyi garanti altına alan bilgi edinme hakkı, bireylere daha yakın bir yönetimi ve yönetenlerin hesap verilebilirliğini sağlama hususunda esaslı bir işleve sahiptir. Devletin vatandaşı bilgilendirme sorumluluğundan kaynaklanan bilgi edinme hakkı, yönetimde şeffaflığın, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün gereklerindendir (Yaman Akdeniz (2) [GK], B. No: 2016/6815, 15/2/2023, § 18).

15. 4982 sayılı Kanun’un 1. maddesinde Kanun’un amacı; “demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek” şeklinde ifade edilmiştir. 4982 sayılı Kanun’un gerekçesinde bilgi edinme hakkının önemi ise şöyle ifade edilmiştir: “Demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün gereklerinden olan bilgi edinme hakkı, bireylere daha yakın bir yönetimi, halkın denetimine açıklığı, şeffaflığı sağlama işlevlerinin yanı sıra halkın Devlete karşı duyduğu kamu güvenini daha yüksek düzeylere çıkarmada önemli bir rol oynamaktadır. Kullanılan bu hak sayesinde hem halkın Devleti denetimi kolaylaşmakta hem de Devletin demokratik karakteri güçlenmektedir.”
16. 4982 sayılı Kanun’un lafzının ve genel gerekçesinin incelenmesinden de, “açıklık ve şeffaflık” ilkesinin kural “gizlilik” ilkesinin istisna olduğu görülmektedir. Nitekim 4982 sayılı Kanun’un “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5. maddesi ile kurum ve kuruluşlar, bu Kanun’da yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeden başvuranların yararlanabilmesini sağlamak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır.

17. Bilgi edinme hakkının istisnalarına Kanun’un “Bilgi Edinme Hakkının Sınırları” başlıklı dördüncü bölümünde, 15. ile 28. maddeler arasında ve yine Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin beşinci bölümünde, 27 ile 39 uncu maddeler arasında tahdidi olarak yer verilmiştir. Buna göre, 4982 sayılı Kanun kapsamındaki bir bilgi edinme talebi ancak, ‘yargı denetimi kapsamındaki işlemler, devlet sırrına, ülkenin ekonomik çıkarlarına, istihbarata, idari ve adli soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin bilgi ve belgeler, özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği, ticari sır, fikir ve sanat eserleri, kurum içi düzenlemeler, kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler’ olarak sayılan istisna nedenlerinden bir ve/veya birden fazlası kapsamına girmesi halinde reddedilebilecektir.

18. İdare başvuranın bilgi edinme talebini 4982 sayılı Kanun’un “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25. maddesine ve “Kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler” başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrası kapsamında İdarelere verilen yetki çerçevesinde çıkarılan Olur’a dayanarak reddetmiştir.
4982 sayılı Kanun’un “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25. maddesi çerçevesinde inceleme
19. 4982 sayılı Kanun’un “Kurum içi düzenlemeler” başlıklı 25. maddesi, ‘Kurum ve kuruluşların, kamuoyunu ilgilendirmeyen ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkının kapsamı dışındadır. Ancak, söz konusu düzenlemeden etkilenen kurum çalışanlarının bilgi edinme hakları saklıdır.’ hükmünü amirdir. Söz konusu madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, kurum ve kuruluşların; “kamuoyunu ilgilendirmeyen”, “sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin düzenlemeler hakkındaki bilgi veya belgeler”, bilgi edinme başvurusu yoluyla talep edilemez.

20. İdarenin gönderdiği bilgi ve belgeler ve konuya ilişkin açıklamalarından, başvuranın bilgi edinme başvuruları öncesinde anılan taşınmazın kültür varlığı olarak tescili talebiyle İdareye çok defa başvurularda bulunulduğu anlaşıldığından, başvurunun ayrıca Anayasanın “Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması” başlıklı 63. maddesi ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde ele alınması gerektiği değerlendirilmiştir.

21. Bilindiği üzere, insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen “tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunması”na ülkemizde Anayasal düzeyde önem atfedilmiş olup bu husus Anayasanın 63. maddesinde ifade bulmuştur. Söz konusu madde ile Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarını ve değerlerini korumak, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri almak ile yükümlendirilmiş, bu varlıklar ve değerlerden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımların ve tanınacak muafiyetlerin Kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.

22. Bu doğrultuda, 2863 sayılı Kanun, Anayasanın 63. maddesiyle Devlete yüklenen bu ödevin bir gereği olarak tarih, kültür ve tabiat varlıkları ve değerlerinin korunması amacını taşımakta olup Kanun’un 5. maddesinde; ‘Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının “Devlet malı” niteliğinde olduğu’ hüküm altına alınmıştır. Kanun’un “Haber verme zorunluluğu” başlıklı 4. maddesi ile ise taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını bulanların, malik oldukları veya kullandıkları arazinin içinde kültür ve tabiat varlığı bulunduğunu bilenler veya yeni haberdar olan malik ve zilyetlerin, bunu en geç üç gün içinde en yakın müze müdürlüğüne veya köyde muhtara veya diğer yerlerde mülki idare amirlerine bildirmeye mecbur oldukları düzenlenmekle, bu topraklarda yaşayan vatandaş olan ya da olmayan herkes tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunmasında 2863 sayılı Kanunla sorumlu kılınmıştır.

23. Başvuranın, talebine konu taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilmemesine dayanak belgelere yönelik bilgi edinme talebi ilgili İdaresince 4982 sayılı Kanun’un 25. maddesi uyarınca reddedilmişse de, söz konusu maddede hüküm altına alındığı üzere kurum ve kuruluşlar kurumiçi düzenlemelere yönelik bilgi edinme talebini ancak kamuoyunu ilgilendirmediği ve sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalarına ilişkin olması halinde reddebileceklerdir. Yukarıda 21 ve 22 numaralı paragraflarda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere bir taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilip edilmemesine ilişkin olarak idarenin yürüttüğü işlemler kapsamında kalan bilgi edinme taleplerinin; tarih, kültür ve tabiat varlıklarının “devlet malı” niteliğinde olduğu ve anılan varlıkların korunmasında herkesin 2863 sayılı Kanunla yükümlendirildiği gözetildiğinde “kamuoyunu ilgilendirmediği”nin söylenemeyeceği değerlendirilmiştir.

Öte yandan taşınmaz kültür varlıklarının ulusal bir değer aynı zamanda ve bunun da ötesinde bütün insanlığın ortak mirası oldukları da gözetildiğinde, başvuruya konu bilgi edinme talebinin “sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalara ilişkin düzenlemelerin” çok ötesinde ve bunları aşan bir kapsamı olduğu kabul edilmelidir. Bu çerçevede İdarenin başvuranın bilgi edinme talebini 4982 sayılı Kanun’un 25. maddesi kapsamında reddinin hukuka aykırı olduğu kanaati ve sonucuna varılmıştır.

4982 sayılı Kanun’un “Kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler” başlıklı 26. maddesi çerçevesinde inceleme
24. Başvuranın bilgi edinme talebi ayrıca, 4982 sayılı Kanun’un “Kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler” başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrası kapsamında İdarelere verilen yetki çerçevesinde çıkarılan Olur’a dayanılarak reddedilmiştir.

25. 4982 sayılı Kanun’un “Kurum içi görüş, bilgi notu ve tavsiyeler” başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrası "Kurum ve kuruluşların faaliyetlerini yürütmek üzere, elde ettikleri görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluş tarafından aksi kararlaştırılmadıkça bilgi edinme hakkı kapsamındadır." hükmünü amir olmakla, kendisinden bilgi ve belge talep edilen kurum ve kuruluşlara anılan bu madde çerçevesinde aksi yönde karar alma yetkisi tanınmıştır.

26. Yukarıda da ifade edildiği üzere, 4982 sayılı Kanun uyarınca bilgi edinme herkes için kanuni bir hak, bilgi verme ise Kanun kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları için kanuni bir yükümlülük olmakla, idarelerin bilgi ve belgeye erişimi engellemeleri, ancak Kanun’un istisna saydığı gerekçelerin mevcudiyeti halinde mümkündür. Bu kapsamda bilgi edinme hakkına getirilen sınırlamalardan biri de 26. maddenin birinci fıkrası uyarınca idarelere tanınan yetkidir.

Anılan maddenin lafzı ve Kanun’un gerekçesinin birlikte incelenmesinden aslında yasa koyucunun kurum ve kuruluşların faaliyetlerini yürütmek üzere, elde ettikleri görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi veya belgelerin bilgi edinme talebine açık olmasını amaçladığı buna karşın İdarelere söz konusu bilgi edinme taleplerini reddetme yönünde bir takdir yetkisi tanıdığı değerlendirilmiştir. Bilgi edinme hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçilebilecek bir önlem olarak değerlendirilmesi gereken bu takdir yetkisinin,

İdarelerce Kanun’un genel amacına ve ilkelerine uygun bir şekilde kullanılması gerektiği açıktır.
27. Mezkur maddenin ikinci fıkrasında ise “Bilimsel, kültürel, istatistik, teknik, tıbbî, malî, hukukî ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya da kurumların görüşleri, kurum ve kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil etmesi kaydıyla bilgi edinme istemlerine açıktır.” düzenlemesine yer verilmekle, istisnanın istisnası şeklinde düzenlenen söz konusu hüküm uyarınca kurum ve kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil etmesi şartıyla uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya da kurumların görüşlerinin bilgi edinme istemlerine açık olacağı amir hüküm olarak düzenlenmiştir.

28. Somut olayda, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün 28.09.2021 tarihli ve sayılı Olur yazısı ile Bölge Kurullarının faaliyetlerini yürütmek üzere elde ettikleri uzman raporları da dâhil olmak üzere her türlü görüş, bilgi notu, teklif ve tavsiye niteliğindeki bilgi ve belgenin 4982 sayılı Kanun’un
26. maddesi birinci fıkrası gereğince bilgi edinme hakkı kapsamında olmadığı ifade edilmiştir.

29. Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgelerden, başvuruya konu taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilmesi istemiyle yapılan başvuru üzerine Müdürlük uzmanlarınca yerinde inceleme yapıldığı, ilgili idarelerden kurum görüşleri istenildiği ve iletilen görüşler üzerine yerinde ikinci bir inceleme yapılmasından sonra İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 21.12.2021 tarihli ve sayılı kararı ile "…tapunun ada, parsel numarasında özel mülkiyete kayıtlı taşınmazın çevresindeki yapılaşmalarla birlikte değerlendirildiğinde; bölgenin mevcut imar hakları doğrultusunda yapılaşmasını tamamlamış olduğu ve yasada tanımlanan kültür varlığı özelliğine ünik bir örnek teşkil etmediği belirlendiğinden, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescilinin uygun olmadığı…" yönünde karar alındığı; 21.12.2021 tarihli ve sayılı kurul kararına karşı, 19.01.2022 tarihli dilekçe ile Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna itirazda bulunulduğu, itiraza konu taşınmazın Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü uzmanlarınca 07.02.2022 tarihinde yerinde incelendiği, alınan rapor sonrasında, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 08.04.2022 tarihli ve sayılı kararı ile "...özel mülkiyete ait, ada parselde kayıtlı taşınmazın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 6 ncı maddesi ile Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesindeki koşulları taşımaması nedeniyle itirazın reddine,

İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 21/12/2021 tarih ve sayılı kararının geçerli olduğuna…" karar verildiği hususları anlaşılmıştır.

30. İlgili mevzuatı kapsamında somut olay incelendiğinde, başvuranın talebine konu İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu tarafından alınan ‘taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilmemesine dayanak belgelere yönelik bilgi edinme talebinin’ 4982 sayılı Kanun’un 26. maddesinin ikinci fıkrasında ifade edilen; “Bilimsel, kültürel, istatistik, teknik, tıbbî, malî, hukukî ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya da kurumların görüşleri, kurum ve kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil etmesi kaydıyla bilgi edinme istemlerine açıktır.” düzenlemesi kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Bu çerçevede İdarenin başvuranın bilgi edinme talebini 4982 sayılı Kanun’un 26. maddesinin birinci fıkrası kapsamında reddinin hukuka aykırı olduğu kanaati ve sonucuna varılmıştır.

31. Öte yandan başvuranın bilgi edinme talebinin reddine dayanak olarak gösterilen Olur’un 4982 sayılı Kanun’un 26. maddesinin birinci fıkrası gereğince idarelere tanınan takdir yetkisi kapsamında kaldığı kabul edilecek olsa dahi; idarelere tanınan bu takdir yetkisinin hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçebilecek bir önlem olarak değerlendirilmesi gerektiği, nitekim insanlığın ortak mirası ve ulusal bir değer olan “tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması”na ülkemizde Anayasal düzeyde önem atfedildiği, 2863 sayılı Kanun’la da bu topraklarda yaşayan vatandaş olan ya da olmayan herkesin devlet malı niteliğine haiz olan bu varlıkların bulunmasında ve korunmasında sorumlu kılındığı gözetildiğinde idarenin anılan bilgi edinme talebini karşılamasının demokratik ve şeffaf yönetimin bir gereği olduğu değerlendirilmiştir.

32. Buraya kadar yapılan açıklamalardan özetle, başvuranın İzmir ili, ilçesi, mahallesi, sokak, No: adresinde bulunan taşınmazın “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı” olarak tescil edilmemesine dair Kurul kararına dayanak belgelere yönelik bilgi edinme talebinde bulunduğu, başvuranın talebi 4982 sayılı Kanun’un 25. maddesi uyarınca ve 4982 sayılı Kanun’un 26. maddesinin birinci fıkrası kapsamında çıkarılan Olur gerekçe gösterilerek reddedilmişse de; bir taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilip edilmemesine ilişkin olarak idarenin yürüttüğü işlemler kapsamında kalan bilgi edinme taleplerinin; tarih, kültür ve tabiat varlıklarının “devlet malı” niteliğinde olduğu ve anılan varlıkların korunmasında herkesin 2863 sayılı Kanunla yükümlendirildiği gözetildiğinde “kamuoyunu ilgilendirmediği”nin söylenemeyeceği; taşınmaz kültür varlıklarının ulusal bir değer bunun da ötesinde bütün insanlığın ortak mirası oldukları da gözetildiğinde başvuruya konu bilgi edinme talebinin “sadece kendi personeli ile kurum içi uygulamalara ilişkin düzenlemelerin” çok ötesinde ve bunları aşan bir kapsamı olduğunun kabul edilmesi gerektiği; ayrıca İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu tarafından alınan taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilmemesine dayanak belgelere yönelik bilgi edinme talebinin 4982 sayılı Kanun’un 26. maddesinin ikinci fıkrasında ifade edilen; “Bilimsel, kültürel, istatistik, teknik, tıbbî, malî, hukukî ve benzeri uzmanlık alanlarında yasal olarak görüş verme yükümlülüğü bulunan kişi, birim ya da kurumların görüşleri, kurum ve kuruluşların alacakları kararlara esas teşkil etmesi kaydıyla bilgi edinme istemlerine açıktır.” düzenlemesi kapsamında olduğu değerlendirilmekle; bu gerekçelerle idareye tavsiyede bulunulması gerektiği kanaati ve sonucuna ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

33. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "İyi yönetim ilkeleri" başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın bilgi edinme talebinin reddinin “şeffaflık”, “hesap verebilirlik” ilkelerine uygun olmadığı değerlendirilmiş olup, idareden bu ilkelere uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

34. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup yetkili ve görevli mahkemede yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KABULÜNE, İzmir ili, ilçesi, mahallesi, sokak, No: adresinde bulunan taşınmazın “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı” olarak tescil edilmemesine dair Kurul kararına dayanak belgelere yönelik bilgi edinme talebinin karşılanması için gerekli işlemlerin tesisi yönünde KÜLTÜR VE TURİZM

BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın, BAŞVURANA ve KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Mehmet AKARCA
Kamu Başdenetçisi

Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Kavaklıdere Mah. Zeytindalı Caddesi No:4 Çankaya/ANKARA

Telefon
0 (312) 465 22 00 Faks : 0 (312) 465 22 65 e-Posta : [email protected] İnternet Adresi : www.ombudsman.gov.tr

Metin Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından yayımlandığı gibidir; yapay zekâ özeti değildir. Bağlayıcı metin resmî kaynaktaki metindir.