Karar Arama
Kamu Denetçiliği Kurumu · Tavsiye kararı
Başvuranın, taşınmazın eski hale getirilmesi ve ecrimisil talebi hakkındadır.
Orman, su, çevre ve şehircilik / Çevre kirliliği (hava, su, toprak ve ses kirliliği).
| Esas no | 2025/23592 |
|---|---|
| Karar no | 2026/9735 |
| Karar tarihi | 11.06.2026 |
| Başvuru tarihi | 26.12.2025 |
| İlgili kurum | TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞI |
| Yayın tarihi | 17.06.2026 |
T.C.
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
- SAYI
- 2026/9735-S.26.13630
- BAŞVURU NO
- 2025/23592
- KARAR TARİHİ
- 11/06/2026
TAVSİYE KARARI
- BAŞVURAN
- ,TCKN:
- BAŞVURUYA KONU İDARE
- TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞI
- BAŞVURUNUN KONUSU
- Başvuranın, taşınmazın eski hale getirilmesi ve ecrimisil talebi hakkındadır.
- BAŞVURU TARİHİ
- 26/12/2025
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan şikayet başvurusunda (T.C. Kimlik No: özetle;
Ankara İli, İlçesi, mevkiisinde olan parsel numaralı taşınmazı üzerine TOKİ konutlarını yapan inşaat firması tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı olmaksızın moloz atıldığını, kaldırım ve yol yapılıp arsanın kotunun düşürüldüğünü belirterek; taşınmazın eski haline getirilmesini ve ecrimisil verilerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 30.01.2026 tarih ve sayılı bilgi ve belge talebi üzerine Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından gönderilen 10.02.2026 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 25.08.2021 tarihinde ihalesi yapılan, 08.10.2021 tarihinde sözleşmesi imzalanan "Ankara İli İlçesi Mahallesi Adet Konut ve 4 Dükkan İnşaatları İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İşi" nin 18.10.2021 tarihinde yer teslimi yapılarak yüklenici firma "
Ltd. Şti. & & İnş. Ortaklığı" uhdesinde yapımına başlanılmış olup danışmanlık hizmetlerinin " A.Ş. "tarafından yürütülmekte olup Geçici kabulünün yapıldığı, iş bitim tarihinin 29.12.2025 olarak belirlendiği,
2.2 Müşavir firmaya şikayete esas konunun araştırılmasına ilişkin 31.12.2025 tarih ve sayılı yazı iletildiği, firma tarafından gönderilen 14.01.2026 tarih ve sayılı yazıda özetle; müşavirlik firması teknik elemanlarınca yerinde yapılan incelemede söz konusu parsel üzerinde yol açma işlemi yapılırken 50-60 m3 hafriyat oluştuğu, yol imalatları yapımı esnasında parselden herhangi bir malzeme alınmadığı ve yapılan yol imalatlarının imar planı, onaylı yol projesine uygun yapıldığının tutanak altına alındığının belirtildiği,
2.4 19.01.2026 tarih ve sayılı yazı ile geçici kabulü yapılan işte, yüklenici firma tarafından onaylı imar planı, onaylı yol projesine uygun olarak yapılan imar yollarında yol kotlarının projesine uygun yapıldığı ancak yolun açılması esnasında söz konusu parsele 50-60 m3 hafriyat malzemesi (yaklaşık 8-9 kamyon) bulunduğu tespit edilmiş olduğunun belirtilmesi üzerine parsel üzerindeki malzemenin ivedilikle kaldırılmasının yüklenici firmaya bildirildiği anlaşılmıştır.
3. Kurumumuzun 16.12.2025 tarihli ve sayılı Gönderme Kararı üzerine Haymana Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen 30.12.2025 tarihli ve sayılı yazıda; taşınmazda kazı, kot düşürme, kaldırım yapılmadığı, dolgu malzemesi bulunduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;
4.1 “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”
4.2 “XII. Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 ‘inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”
4.3 “Kamulaştırma” başlıklı 46’ıncı maddesinde; “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir. …”,
4.4 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’ncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1. maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.”,
6. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17’inci maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı”
7. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet hakkı” başlıklı 17’inci maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat”
8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde;
“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. ...”
9. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun;
9.1 “A. Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683’üncü maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”
10. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3. maddesinde; “İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler. … İdarelerce yeterli ödenek temin edilmeden kamulaştırma işlemlerine başlanılamaz.”,
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ ÖZCAN YILDIZ’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
12. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; taşınmazın eski haline getirilmesini ve ecrimisil verilerek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
13. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri gereğince, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği düzenlenmiş olup, söz konusu uluslararası metne uygun bir biçimde Anayasanın 35’inci maddesinde de, herkesin sahip olduğu mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacı ile kanunla sınırlanabileceği öngörülmüş iken, Anayasanın 13’üncü maddesinde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin genel hüküm getirilmiş, buna göre temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı, Anayasanın 15’inci maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabilmesinin mümkün olduğu olağanüstü hallerde dahi milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlâl edilmemesi ve kısıtlamanın durumun gerektirdiği ölçüde olması zorunluğunun öngörüldüğü görülmektedir. (Bkz: Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2017/6341 Başvuru Numaralı ve 14/11/2017 tarihli Tavsiye Kararı)
14. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi uyarınca bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir.
15. Anayasa’nın mülkiyet hakkını düzenleyen 35’inci maddesi ve kamulaştırma başlıklı 46’ıncı maddesi, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına son veren müdahalelerin yasal olmasını zorunlu tutmaktadır. Bu çerçevede yaptığı incelemelerde Anayasa Mahkemesi; Anayasanın 46’ıncı maddesi hükmü ve 2942 sayılı Kanun gereği asıl olanın kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle idarenin taşınmazı iktisap etmesi olduğunu; yöntem olarak Anayasa ve yasalara uygun bir kamulaştırma işlemi yapılması söz konusu iken dayanağını Anayasa ve yasalardan almayan, bireylerin mülkiyet hakkına son veren bir uygulama olan kamulaştırmasız el atmanın, yasalara uygun bir kamulaştırma ile aynı hukuki çerçeve içinde değerlendirilemeyeceğini,
İdarelere resmi kamulaştırma kurallarının ötesine geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulamanın, taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen ve hukuki olmayan müdahale riskini taşıdığını; AİHM’nin de kamulaştırma yapılmaksızın taşınmaza el atılması yoluyla yapılan müdahalenin, başvurucuların mülkiyet haklarını ihlal ettiği kanaatinde olduğunu vurgulamıştır. (Bkz: Anayasa Mahkemesi’nin 10.03.2016 tarihli ve B. No:
2014/1028 Kararı)
16. Ecrimisil gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere, hak sahibinin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması ve haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve E.1956/1, K.1956/6 sayılı kararında da, taşınmaz mal sahibinin, kamulaştırma işlemlerini tamamlamadan taşınmaza haksız olarak el atan idare aleyhine el atmanın önlenmesi veya taşınmaz bedelinin tahsili davası açabileceğine, bu davalarla birlikte veya ayrı olarak ecrimisil ya da tazminat davası da açabileceğine hükmedilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.09.2019 tarihli ve E.2017/1273, K. 2019/911 sayılı kararı)
17. Ecrimisil taleplerine uygulanacak zamanaşımına ilişkin olarak ise; 25.05.1938 tarihli ve E.1937/29, K.1938/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; “Haksız surette zabt ve işgal sebebiyle hukukî menfaatları haleldar olan gayrimenkul maliklerinin talep edebilecekleri tazminat davaları hakkında hususî dairece takarrür etmiş olan on senelik müruruzaman müddetinin tatbik edilmesinde de isabet mülahaza olunmamıştır. Çünkü sarih veya zımnî akitten doğan alelumum kira davaları hakkında Borçlar Kanununun 126 ncı maddesi mucibince beş senelik müruruzaman carî bulunmuş olduğundan akte müstenit olmayan ve fakat hukukî neticesi itibariyle ayni mahiyette bulunan bu misillü tazminat ve münasip ücret davalarında da beş senelik müruruzaman cereyan etmesi tabiî ve zarurîdir.” denilmekle ecrimisil davalarının 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmiştir.
18. 5 yıllık zamanaşımının hesaplanmasında hangi tarihin esas alınacağına ilişkin olarak; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 16.05.1956 tarih ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararında;
“Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibariyle, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna hükmedilmiştir.” hususları belirtilmiştir. Bu kapsamda; malikin idarece yaratılan fiili duruma yol açtığı dava tarihi itibariyle onay verdiği ve bedeli karşılığında mülkiyet hakkını idareye devretme iradesini ortaya koyduğu için idarenin taşınmaza el atması açılan bu dava tarihine kadar haksız eylem niteliğinde kabul edilmekte ve beş yıllık zamanaşımı süresinin hesaplanmasında dava açma tarihi esas alınmaktadır.
19. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.03.2021 tarihli ve E.2019/1929, K.2021/2572 sayılı kararında; “… Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) … Belirtmek gerekir ki, kamulaştırmasız elatma hâlinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararı doğrultusunda taşınmaz sahibinin açtığı davalarda, malikin idarece yaratılan fiili duruma açtığı dava tarihi itibariyle onay verdiği ve bedeli karşılığında mülkiyet hakkını idareye devretme iradesini ortaya koyduğu için idarenin taşınmaza elatması açılan bu dava tarihine kadar haksız eylem niteliğinde (HGK’nin 12.03.2008 tarihli ve 2008/5-243 E., 2008/246 K.) kabul edilmektedir. Eldeki davada taşınmaz mal sahibince açılan dava bulunması dolayısıyla verilen bir onay bulunduğu açıktır. Somut olayda, yukarıda belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda Yargıtay ve Dairemiz uygulamaları doğrultusunda alınacak bilirkişi raporu ile kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davası dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem için (16.12.2011-16.12.2006) hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat dava tarihi ile eldeki dava tarihi arasındaki dönem için belirlenen ecrimisile de hükmedilmesi doğru görülmemiştir. …” hususları belirtilmiştir.
20. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.04.2021 tarihli ve E.2019/1926, K.2021/3422 sayılı kararında; “… Öte yandan, kamulaştırma kararları kesinleşmemiş veya kamulaştırma kararları geçersiz ise taşınmaz mal malikinin, idarenin bu fiili durumuna razı olup, bedeli mukabilinde taşınmazın mülkiyetini idareye devretme iradesini ortaya koyduğu, eş söyleyişle kamulaştırmasız el koyma karşılığının tahsili talebiyle dava açtığı tarihe kadar idarenin taşınmaza el atması haksız fiil niteliğindedir. Sonuç olarak kamulaştırmasız elatma nedeniyle mal sahibi, taşınmazın dava tarihindeki değerini isteyebileceği gibi, ecrimisil de isteyebilir. Ancak yerin kamulaştırılması istendikten sonra, dava tarihinde bu yerin mülkiyetini idareye devir etmeye razı olduğundan, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasının açıldığı tarihten sonraki dönem için hem ecrimisil hem de faiz istenemez. …” ifadelerine yer verilmiştir.
21. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.06.2021 tarihli ve E.2019/6489, K.2021/5128 sayılı kararında; “… Hemen belirtilmelidir ki, kamulaştırma kararı almadan veya kamulaştırma işlemlerini tamamlamadan taşınmaza el koyması durumunda idare haksız işgalci konumunda olacaktır. Bu durumda dava konusu taşınmazlardaki davacıların paylarına ilişkin kamulaştırmaların hangi tarihte yapıldığı, kamulaştırma kararlarının kesinleşip kesinleşmediği ve taşınmazların kamulaştırma kararına istinaden hangi tarihte idare adına tescil edildiğinin belirlenmesinde zorunluluk vardır. Zira mülkiyet hakkının idareye geçmesinden sonra davacılar mülkiyet hakkına sahip olmadıkları için ecrimisil isteyemiyeceklerdir.
Mülkiyet hakkı davalı tarafa geçmemişse bile davalının zamanaşımı savunması da göz önünde tutularak davacılar en fazla dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık ecrimisil isteyebilirler. ...” ifadelerine yer verilmiştir.
22. Somut olayda dosya kapsamında Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
22.1 Başvuranın; Ankara İli, İlçesi, mevkiisinde olan parsel numaralı taşınmazın maliki olduğu,
22.2 Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın "Ankara İli İlçesi Mahallesi Adet Konut ve Adet Dükkan İnşaatları İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İşi" kapsamında yüklenici firma tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı olmaksızın müdahalede bulunulduğu,
22.3 Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen yazıda; “incelemeler sonrasında ilgili parsel üzerinde yaklaşık 50-60 m³ civarında hafriyat bulunduğu, yol imalatlarının yol projesine uygun olarak yapıldığı ve yol imalatı sırasında parsel üzerinden herhangi bir malzeme alınmadığı” hususlarının belirtildiği,
22.4 09.01.2026 tarihli Saha Tespit Tutanağında; “şikâyet konu ada/parsel büyüklüğü Tapu Kadastro Genel Müdürlü Parsel Sorgu Uygulamasında öznitelik bilgilerinde 389,00 m² olduğu, Yol açma çalışması esnasında iş makinası tarafından yoldan çıkan hafriyatın arsa üzerine bırakılan miktarın yaklaşık 50-60 m3 aralığında olduğu, şikâyete konu hususlar arasında yer alan yol ve kaldırım çalışmalarından dolayı nolu parselde kot düşüklüğünün söz konusu olmadığı, yapılan imalatların projesine uygun olarak yapıldığı ve yolun arsadan yaklaşık 70 cm alt kotta olduğu” nun belirtildiği,
22.5 Haymana Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen
30.12.2025 tarihli ve sayılı yazıda; taşınmazda kazı, kot düşürme, kaldırım yapılmadığı ancak dolgu malzemesi bulunduğunun belirtildiği dikkate alındığında taşınmazın eski hale getirilmesi ve yöntemine uygun biçimde hesap edilecek ecrimisil bedelinin ödenmesi gerektiği kanaati ve sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
23. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde gönderildiği anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı yetkili ve görevli mahkeme nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE,
Fiilen el atıldığı sabit olan başvuruya konu taşınmazın eski hale getirilmesi ve yargı içtihatları da dikkate alınarak, yöntemine uygun biçimde hesap edilecek ecrimisil bedelinin ödenmesi yönünde TOPLU
KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın BAŞVURANA ve TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Mehmet AKARCA
Kamu Başdenetçisi
Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.
Kavaklıdere Mah. Zeytindalı Caddesi No:4 Çankaya/ANKARA